HATA BİLDİRİMLERİNİZ İÇİN TIKLAYIN
سُورَةُسَبَأٍ  ٤٣٢ 
الجزء ٢٢

وَيَوْمَ يَحْشُرُهُمْ جَم۪يعًا ثُمَّ يَقُولُ لِلْمَلٰٓئِكَةِ اَهٰٓؤُ۬لَٓاءِ اِيَّاكُمْ كَانُوا يَعْبُدُونَ ﴿ ٤٠ ﴾ قَالُوا سُبْحَانَكَ اَنْتَ وَلِيُّنَا مِنْ دُونِهِمْۚ بَلْ كَانُوا يَعْبُدُونَ الْجِنَّۚ اَكْثَرُهُمْ بِهِمْ مُؤْمِنُونَ ﴿ ٤١ ﴾ فَالْيَوْمَ لَا يَمْلِكُ بَعْضُكُمْ لِبَعْضٍ نَفْعًا وَلَا ضَرًّاۜ وَنَقُولُ لِلَّذ۪ينَ ظَلَمُوا ذُوقُوا عَذَابَ النَّارِ الَّت۪ي كُنْتُمْ بِهَا تُكَذِّبُونَ ﴿ ٤٢ ﴾ وَاِذَا تُتْلٰى عَلَيْهِمْ اٰيَاتُنَا بَيِّنَاتٍ قَالُوا مَا هٰذَٓا اِلَّا رَجُلٌ يُر۪يدُ اَنْ يَصُدَّكُمْ عَمَّا كَانَ يَعْبُدُ اٰبَٓاؤُ۬كُمْۚ وَقَالُوا مَا هٰذَٓا اِلَّٓا اِفْكٌ مُفْتَرًىۜ وَقَالَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لِلْحَقِّ لَمَّا جَٓاءَهُمْۙ اِنْ هٰذَٓا اِلَّا سِحْرٌ مُب۪ينٌ ﴿ ٤٣ ﴾ وَمَٓا اٰتَيْنَاهُمْ مِنْ كُتُبٍ يَدْرُسُونَهَا وَمَٓا اَرْسَلْنَٓا اِلَيْهِمْ قَبْلَكَ مِنْ نَذ۪يرٍۜ ﴿ ٤٤ ﴾ وَكَذَّبَ الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْۙ وَمَا بَلَغُوا مِعْشَارَ مَٓا اٰتَيْنَاهُمْ فَكَذَّبُوا رُسُل۪ي۠ فَكَيْفَ كَانَ نَك۪يرِ۟ ﴿ ٤٥ ﴾ قُلْ اِنَّمَٓا اَعِظُكُمْ بِوَاحِدَةٍۚ اَنْ تَقُومُوا لِلّٰهِ مَثْنٰى وَفُرَادٰى ثُمَّ تَتَفَكَّرُوا۠ مَا بِصَاحِبِكُمْ مِنْ جِنَّةٍۜ اِنْ هُوَ اِلَّا نَذ۪يرٌ لَكُمْ بَيْنَ يَدَيْ عَذَابٍ شَد۪يدٍ ﴿ ٤٦ ﴾ قُلْ مَا سَاَلْتُكُمْ مِنْ اَجْرٍ فَهُوَ لَكُمْۜ اِنْ اَجْرِيَ اِلَّا عَلَى اللّٰهِۚ وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ شَه۪يدٌ ﴿ ٤٧ ﴾ قُلْ اِنَّ رَبّ۪ي يَقْذِفُ بِالْحَقِّۚ عَلَّامُ الْغُيُوبِ ﴿ ٤٨ ﴾

سُورَةُسَبَأٍ  ٤٣٢ 
الجزء ٢٢
Sebe` Sûresi  432 
Cüz  22

40  (Allâh-u Te`âlâ’nın) o (önderleri, uyuntuları ve Kendisi dışında tapı)n(ılan)ları hep birlikte (huzuruna toplayıp) haşredeceği, sonra da meleklere: “İşte şunlar, özellikle size mi ibadet etmek teydi ler?” buyuracağı gün (olacakları hiçbir söz tam mana sıyla açıklayamaz)!

41  (O zaman melekler:)(Sana ortak koşulmaktan) tenzîh Sana! Bizim (gerçek) Velîmiz (ve dostumuz) onlar değil, ancak Sensin! Doğrusu onlar (putlara taparlarken, aslında onlara tapmayı kendilerine süslü gösteren ve ibadetleri esna sında putların içine girerek onları gerçekte kendilerine taptıran şeytanlara ve) cinlere tapmaktaydılar! (Müş riklerin) pek çokları o (şeyta)nlara inanıcı (olarak tapmakta) ydılar!” derler.

42  (Bunun üzerine Mevlâ Te’âlâ onlara tapanların ümidini büsbütün kırmak için meleklere hitaben:) “İşte bugün bir kısmınız diğer bir kısım için ne bir fayda (sağlama)ya, ne de bir zarar(dan kurtarma y)a sahip olamaz!” (buyurur.) Böylece o (meleklere taparak) zâlim olmuş kimselere: “(Dünyadayken) kendisini yalanlamakta bulunmuş olduğunuz o (cehennem) ateşin(in) azâbını tadın (bakalım)!” bu yururuz.

43  Âyetlerimiz onlara açık seçik bir halde art arda okunduğu zaman: “İşte bu (Muhammed), sizi babalarınızın tapmak ta olduğu şeyler(e ibadet etmek) den engellemek isteyen bir adamdan başkası değildir!” dediler. Ayrıca: “İşte bu (Kur’ân) ancak uydurul(up Allâh’a yakıştırıl)an bir yalandır!” dediler. Bir de o kâfir olmuş kimseler, kendilerine gel diği anda (hiç düşünme ihtiyacı dahi hissetmeden) o hak olan Kur’ân) için: “İşte bu apaçık bir büyüdür!” dedi(ler ve böylece büyük bir çelişki sergilediler).

44  Biz o (müşrik ola)nlara kitaplar vermemiş tik ki, onları ders olarak oku(rken, putların Allâh-u Te`âlâ’nın ortağı olduğuna dâir onlarda bir bilgi bul) sunlar, senden önce onlara (şirk koşmamaları hâlin de onları azapla tehdit eden) hiçbir uyarıcı da gön dermemiştik! (Hal böyleyken, şirkin doğruluğunu ve bundan do layı azâba düşmeye ceklerini hangi delile dayandır mak tadırlar?)

45  Onlardan önceki kimseler de (peygamber lerini) yalanlamıştı. Hâl bu ki bunlar onlara vermiş olduğumuz (güç, kuvvet, zenginlik, uzun ömür ve mal-mülk gibi) şeylerin onda birine bile/binde birine dahi/ ulaşamamıştırlar. İşte onlar Benim elçileri mi yalanlamıştılar! Peki (bunca güçlerine rağmen) Benim (onları) tanıma(yıp yıkıma uğrat)mam nasıl olmuştu? (O halde seni inkâr eden zavallılar imana gelsinler de, bu gibi belâlara çarpılmaktan sakınsınlar!)

46  (Habîbim! Sen onlara) “Ben size ancak bir şey le öğüt vermekteyim ki o da; (iz diham nedeniyle fikirler ve sözler karışmasın diye benim huzurumdan topluca değil de) ikişer ikişer ve teker teker Allâh için kalk(ıp, kalben ve fikren toplan)manız, sonra da (benim gibi üstün akla sahip olan) arkadaşınızda hiç bir delilik bulunmadığını iyice düşünmenizdir.” de! (Evet! Gerçekten de) o (yakî nen bilip tanıdığınız zât) ancak, pek şiddetli bir azâbın öncesinde sizin için (gönderilmiş) önemli bir uyarıcıdır.

47  (Rasûlüm!) De ki: “(Ben tebliğime karşılık) siz den (hiçbir ücret istemedim, ama Ehl-i Beyt’imi sev menizle alâkalı) herhangi bir karşılık istemişsem, o sizin içindir! (Zira benim ve onların şefaati yine size yarayacaktır!) /Sizden herhangi bir ücret istemişsem, o sizin olsun!/Benim ecrim ancak Allâh’a âittir! Zaten O, her şey üzerine (hakkıyla şâhit olan, dolayısıyla da benim doğruluğumu ve hâlis niyetimi bilen bir) Şehîd’dir.”

48  (Ey Nebiyy-i zîşânım!) De ki: “Şüphesiz o hakk (olan kitaplar)ı (kulları içerisinden seçtiği peygamber lerine) benim Rabbim indirmektedir/ hakkı (bâtıl üzerine) benim Rabbim atıverir (de, böylece bâtılı ortadan kaldırır)/o hakk (olan İslâm)ı (yeryüzünün köşe bucak her tarafına) Rabbim atar (da, böylece onu dünyaya yayar)/! (O Rabbim, kimsenin bilmediği) bütün gaybları hakkıyla bilendir!”

Sebe` Sûresi  432 
Cüz  22
cihanyamaneren