HATA BİLDİRİMLERİNİZ İÇİN TIKLAYIN
سُورَةُسَبَأٍ  ٤٣٣ 
الجزء ٢٢

قُلْ جَٓاءَ الْحَقُّ وَمَا يُبْدِئُ الْبَاطِلُ وَمَا يُع۪يدُ ﴿ ٤٩ ﴾ قُلْ اِنْ ضَلَلْتُ فَاِنَّمَٓا اَضِلُّ عَلٰى نَفْس۪يۚ وَاِنِ اهْتَدَيْتُ فَبِمَا يُوح۪ٓي اِلَيَّ رَبّ۪يۜ اِنَّهُ سَم۪يعٌ قَر۪يبٌ ﴿ ٥٠ ﴾ وَلَوْ تَرٰٓى اِذْ فَزِعُوا فَلَا فَوْتَ وَاُخِذُوا مِنْ مَكَانٍ قَر۪يبٍۙ ﴿ ٥١ ﴾ وَقَالُٓوا اٰمَنَّا بِه۪ۚ وَاَنّٰى لَهُمُ التَّنَاوُشُ مِنْ مَكَانٍ بَع۪يدٍۚ ﴿ ٥٢ ﴾ وَقَدْ كَفَرُوا بِه۪ مِنْ قَبْلُۚ وَيَقْذِفُونَ بِالْغَيْبِ مِنْ مَكَانٍ بَع۪يدٍ ﴿ ٥٣ ﴾ وَح۪يلَ بَيْنَهُمْ وَبَيْنَ مَا يَشْتَهُونَ كَمَا فُعِلَ بِاَشْيَاعِهِمْ مِنْ قَبْلُۜ اِنَّهُمْ كَانُوا ف۪ي شَكٍّ مُر۪يبٍ ﴿ ٥٤ ﴾
سُورَةُفَاطِرٍ
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ فَاطِرِ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ جَاعِلِ الْمَلٰٓئِكَةِ رُسُلًا اُو۬ل۪ٓي اَجْنِحَةٍ مَثْنٰى وَثُلٰثَ وَرُبَاعَۜ يَز۪يدُ فِي الْخَلْقِ مَا يَشَٓاءُۜ اِنَّ اللّٰهَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ ﴿ ١ ﴾ مَا يَفْتَحِ اللّٰهُ لِلنَّاسِ مِنْ رَحْمَةٍ فَلَا مُمْسِكَ لَهَاۚ وَمَا يُمْسِكْۙ فَلَا مُرْسِلَ لَهُ مِنْ بَعْدِه۪ۜ وَهُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ ﴿ ٢ ﴾ يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ اذْكُرُوا نِعْمَتَ اللّٰهِ عَلَيْكُمْۜ هَلْ مِنْ خَالِقٍ غَيْرُ اللّٰهِ يَرْزُقُكُمْ مِنَ السَّمَٓاءِ وَالْاَرْضِۜ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۘ فَاَنّٰى تُؤْفَكُونَ ﴿ ٣ ﴾

سُورَةُسَبَأٍ  ٤٣٣ 
الجزء ٢٢
Sebe` Sûresi  433 
Cüz  22

49  (Habîbim!) De ki: “Hak (olan İslâm, tevhîd ve Kur’ân-ı Kerim sana Rabbinden) geldi. Artık bâtıl (olan küfür ve şirk) yeni bir şey de ya pamaz, (eskiden yaptığı yıkımı) geri de getiremez! (Çünkü İslâm’ın gelişiyle onun eseri bile kalmamıştır.)

50  (Rasûlüm!) De ki: “Eğer ben (hak tan) sapar sam, ancak kendi aleyhime sapıtmış olurum! Hidâyet bulursam da, Rabbimin bana vah yet miş olduğu şeyle (doğru yolu bulurum)! Gerçekten o (benim Rabbim), (sapıtan ve hi dâyet bulan herkesin ne dediğini hakkıyla işiten bir) Semî’dir, (bana da size de şah damarımızdan da ha yakın olduğundan, gizliaçık her yaptığımızın karşılığını verecek bir) Karîb’dir.”

51  (Habîbim!) Hani o (kâfirlerin, Be dir’de gebertilirken, ölüm ânında ve kabirden diriltilir ken) deh şete kapıldıkları ânı bir görecek olsaydın(, elbette çok müthiş bir manzarayla karşılaşmış olurdun)! Artık (Allâh-u Te`âlâ’nın azâbından) hiçbir kaçış (imkânı) yoktur ve onlar pek yakın bir yerden yaka lan(arak, Bedir sahrasından Kalîb çukuruna, yerin üs tünden altına ve mahşerden cehenneme atıl)mışlardır!

52  (Azabı gördüklerinde:) “Biz O (Allâh-u Te’âlâ’ya, Muhammed (Sal lâl lâhu Aleyhi ve Sellem)`e ve Kur’â)na iman ettik!” dediler. Ama (kendileri âhi retteyken, dünya gibi) pek uzak bir yerden (imanı) kolayca alabilmek nerede onlar için?

53  Oysa daha önce (dünyada Rasûlûllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)`e iman etme imkânına sahipken) ger çekten onu inkâr etmişlerdi. Ama onlar (Allâh’a or tak koşuyorken, meleklerin dişi olduğuna inanıyorken, Ra sûlûllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)`e bü yücülük isnat ediyorken ve tehdit edildikleri azâbı kesinlikle redde diyorken, doğru bilgiye) pek uzak bir yönden (ger çek yüzü kendilerince) gizli olan (bu gibi) şey (ler)e (rastgele) atış yapıyorlardı!

54  (İşte) böylece onlarla, istemekte oldukları o (dünyaya dönüş, makbul iman, Allâh’a itaat ve tev beyle cehennemden kurtuluş gibi) şeyler arasına (âhirette) engel konmuştur. Tıpkı daha önceki benzer (ümmetlerin kâfir) le rine yapıldığı gibi! Şüphesiz ki onlar (da bunlar gibi), çok huzursuz edici pek büyük bir şüphe için deydiler.

OTUZBEŞİNCİ SÛRE-İ CELİLE
el-Fâtır
SÛRE-İ CELîLESİ

Mekkî (Mekke-i Mükerreme döneminde inmiş)dir. 45 ayettir.
Rahmân ve Rahîm olan Allâh’ın ismiyle!

1  Bütün hamdler, o göklerin ve yerin örneksiz yaratıcısı, melekleri ikişer, üçer ve dörder kanat lar sahibi elçiler kılıcı olan Allâh’a mahsustur! O, yaratışta dilediğini artırır. (Nitekim Cibrîl (Aleyhisselâm)`a altı yüz kanat vermiştir ki; melekler, mertebe ve görevlerine göre, kendilerine verilen bu kanatlar vasıtasıyla, Allâh-u Te`â lâ’nın emirleri doğrultusunda çabucak hareket ederler ve gökten yere inip çıkarlar. Yine böylece dilediği kullarına güzel yüz, güzel ses, uzun boy, düzgün âza, güç kuvvet, anlayış üstünlüğü, güzel saç, güzel yazı, güzel göz, isâbetli görüş, mümin lerin kalplerinde sevilmek ve cömertlik gibi artı meziyetler verir.) Şüphesiz ki Allâh her şeye (hakkıyla gücü yeten bir) Kadîr’dir.

2  Allâh insanlara (sıhhat, zenginlik, ilim ve nü büvvet gibi) herhangi bir rahmet açarsa, artık onu tutacak (ve sahibine ulaşmasını engelle ye cek) hiçbir kimse yoktur! Ama neyi de tutarsa, artık O’nun (engellemesinin) ardından onu salıverecek hiçbir kimse de yoktur! (Hiçbir engel tanımaksızın dilediği şeyi yerine getirme gücüne sahip olan) Azîz de, (gön derdiği ve engellediği her şeyi ilim ve hikmet üzere yapan) Hakîm de ancak O’dur!

3  Ey insanlar! Allâh’ın sizin üzerinizde bulunan (bunca) nimet(ler)ini hatırlayın! Allâh’tan başka bir yaratıcı var mıdır ki, (yağmur yağdırarak ve ürünler bitirerek) sizi gökten ve yer den rızıklandırabilsin? O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur! (Yaratıcınız ve rızıklandırıcınızın sadece Allâh olduğunu bildiğiniz halde) hâlâ nasıl (tevhîd ve dirilme inancından uzak laştırılıp, şirk ve inkâra) çevrilebiliyorsunuz?

Sebe` Sûresi  433 
Cüz  22
cihanyamaneren