HATA BİLDİRİMLERİNİZ İÇİN TIKLAYIN
سُورَةُفَاطِرٍ  ٤٣٨ 
الجزء ٢٢

هُوَ الَّذ۪ي جَعَلَكُمْ خَلَٓائِفَ فِي الْاَرْضِۜ فَمَنْ كَفَرَ فَعَلَيْهِ كُفْرُهُۜ وَلَا يَز۪يدُ الْكَافِر۪ينَ كُفْرُهُمْ عِنْدَ رَبِّهِمْ اِلَّا مَقْتًاۚ وَلَا يَز۪يدُ الْكَافِر۪ينَ كُفْرُهُمْ اِلَّا خَسَارًا ﴿ ٣٩ ﴾ قُلْ اَرَاَيْتُمْ شُرَكَٓاءَكُمُ الَّذ۪ينَ تَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِۜ اَرُون۪ي مَاذَا خَلَقُوا مِنَ الْاَرْضِ اَمْ لَهُمْ شِرْكٌ فِي السَّمٰوَاتِۚ اَمْ اٰتَيْنَاهُمْ كِتَابًا فَهُمْ عَلٰى بَيِّنَتٍ مِنْهُۚ بَلْ اِنْ يَعِدُ الظَّالِمُونَ بَعْضُهُمْ بَعْضًا اِلَّا غُرُورًا ﴿ ٤٠ ﴾ اِنَّ اللّٰهَ يُمْسِكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ اَنْ تَزُولَاۚ وَلَئِنْ زَالَتَٓا اِنْ اَمْسَكَهُمَا مِنْ اَحَدٍ مِنْ بَعْدِه۪ۜ اِنَّهُ كَانَ حَل۪يمًا غَفُورًا ﴿ ٤١ ﴾ وَاَقْسَمُوا بِاللّٰهِ جَهْدَ اَيْمَانِهِمْ لَئِنْ جَٓاءَهُمْ نَذ۪يرٌ لَيَكُونُنَّ اَهْدٰى مِنْ اِحْدَى الْاُمَمِۚ فَلَمَّا جَٓاءَهُمْ نَذ۪يرٌ مَا زَادَهُمْ اِلَّا نُفُورًاۙ ﴿ ٤٢ ﴾ اِسْتِكْبَارًا فِي الْاَرْضِ وَمَكْرَ السَّيِّئِۜ وَلَا يَح۪يقُ الْمَكْرُ السَّيِّئُ اِلَّا بِاَهْلِه۪ۜ فَهَلْ يَنْظُرُونَ اِلَّا سُنَّتَ الْاَوَّل۪ينَۚ فَلَنْ تَجِدَ لِسُنَّتِ اللّٰهِ تَبْد۪يلًاۚ وَلَنْ تَجِدَ لِسُنَّتِ اللّٰهِ تَحْو۪يلًا ﴿ ٤٣ ﴾ اَوَلَمْ يَس۪يرُوا فِي الْاَرْضِ فَيَنْظُرُوا كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْ وَكَانُٓوا اَشَدَّ مِنْهُمْ قُوَّةًۜ وَمَا كَانَ اللّٰهُ لِيُعْجِزَهُ مِنْ شَيْءٍ فِي السَّمٰوَاتِ وَلَا فِي الْاَرْضِۜ اِنَّهُ كَانَ عَل۪يمًا قَد۪يرًا ﴿ ٤٤ ﴾

سُورَةُفَاطِرٍ  ٤٣٨ 
الجزء ٢٢
Fâtır Sûresi  438 
Cüz  22

39  (Ey insanlar!) Ancak O’dur O Zât ki, (asır be asır ölenlerinizin yerine yenilerinizi getirerek) sizi ye rin halifeleri yapmıştır/(dünyayı istediğiniz şekilde yönetme imkânı vererek) sizi yer(yüzünde Allâh-u Zü’l-celâl)in halifeleri kılmıştır/! Artık kim (bu nimeti hiçe sayarak) kâfir olursa, onun inkârı(nın vebâli) ancak kendi aleyhinedir! Zaten inkârları, Rableri katında o kâfirleri ancak büyük bir gazap (ve kızgınlık) bakımından artırır. Böylece o kâfirleri, inkârları ancak büyük bir zarar (ve ziyan) bakımından artırmış olur (ki, bu tehditlerin biri bile insanı helâk etmeye yeter)!

40  (Habîbim! İlâhlığa hiçbir liyâ katleri olmayan âciz yaratıkları Al lâh-u Te`âlâ’ya ortak eden o müşrik lere) de ki: “Allâh’ı bırakıp da tapmakta olduğunuz o or taklarınızı gördünüz mü? Gösterin bana ki, yerde (olanlarda)n hangi bir şeyi onlar yaratmışlar; yok sa onlar için gökler(in yaratılışında ve yönetimin)de bir ortaklık mı var; ya da kendilerine (putları or taklar edindiğimizi bildiren) bir kitap vermişiz de, ondan dolayı onlar (şirkin doğruluğuna dâir) pek açık bir delil üzere midirler? Doğrusu o zâlimler (“Bu putlar Allâh katında bi zim şefâatçilerimizdir!” diyerek); onların bir kısmı diğer bir kısma büyük bir aldatmacadan başka bir şey vaad etmemektedir.

41  Muhakkak ki Allâh, her ikisi de (yerlerinden ayrılıp) zeval bulmasınlar/yok olmasınlar/ diye gökleri ve yeri (kudretiyle) tutmaktadır. Andolsun ki; o ikisi (Allâh-u Te`â lâ’nın murad etti ği herhangi bir nedenle) zeval bulacak olsalar, O’nun ardından onları hiçbir kimse tutamaz! (Kendisine şirk koşmanız ve çocuk isnat etmeniz nedeniyle, gök lerin ve yerlerin üzerinize yıkılmasını çoktan hak et tinizse de) şüphesiz ki O dâima (ceza vermekte acele davranmayan bir) Halîm ve (iman etmeniz hâlinde günahlarınızı çokça bağışlayan bir) Ğafûr olmuştur.

42  O (müşrik ola)nlar (Yahudi ve Hristiyanların, peygamberlerini inkâr ettiklerini duyunca onlara lâ net okumuş ve) en güçlü yeminleriyle Allâh’a ka semde bulunmuştular ki andolsun; onlara bir uya rıcı gelecek olursa, elbette muhakkak onlar tüm ümmetlerin her birinden/ümmetlerin (doğrulukta parmakla gösterilen) biriciğinden/ daha hidâ yette olacaktılar. Ama kendilerine (Muhammed Mus tafa (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) gibi, peygamberlerin en şereflisi olan) büyük bir uyarıcı geldiğinde, bu onları ancak (hak tan) iyice uzaklaşma bakımından artırmıştır.

43  (Müşrikler) yer(yüzün)de büyüklük taslayarak ve (Rasûlûllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)`e karşı) kö tü hile kurarak (İslâm’ı iptale çalışmışlardır)! Oysa kötü hile(nin neticesi), sahibinden başka sını kuşatmaz! İşte onlar (Allâh-u Te`âlâ’nın), evvelki (ümmet) lerin (kâfir le rine tatbik ettiği azap) sünnetinden baş kasını beklemiyorlar! Artık sen Allâh’ın sürekli â de ti için asla hiçbir değiştirme bulamazsın ve yine sen Allâh’ın sürekli âdeti (olan, suçludan başkasını cezalandırmama ku ralı) için asla hiçbir çevirmede bulamazsın! (Zira O’nun kanunlarını değiştirecek hiçbir güç yoktur. O da kurallarını bozmamaya ve bozdurmamaya kararlıdır!)

44  Onlar yer(yüzün)de hiç gezmediler mi ki kendilerinden önce bulunan o (Âd ve Semûd toplum ları gibi helâke uğratılmış) kimselerin (feci) âkıbe tinin nice olduğuna baksınlar! Oysa onlar güç bakımından bunlardan daha kuvvetliydiler. Allâh ki, ne göklerde ne de yerde hiçbir şey O’nu asla âciz bırakabilecek (güce sahip) değildir! Muhakkak ki O, dâima (tüm yaratıklarının her hâ lini hakkıyla bilen bir) Alîm ve (dilediği her şeyi yapma ya tam manasıyla güçlü olan bir) Kadîr olmuştur.

Fâtır Sûresi  438 
Cüz  22
cihanyamaneren