HATA BİLDİRİMLERİNİZ İÇİN TIKLAYIN
سُورَةُيٰسۤ  ٤٤٤ 
الجزء ٢٣

اَوَلَمْ يَرَوْا اَنَّا خَلَقْنَا لَهُمْ مِمَّا عَمِلَتْ اَيْد۪ينَٓا اَنْعَامًا فَهُمْ لَهَا مَالِكُونَ ﴿ ٧١ ﴾ وَذَلَّلْنَاهَا لَهُمْ فَمِنْهَا رَكُوبُهُمْ وَمِنْهَا يَأْكُلُونَ ﴿ ٧٢ ﴾ وَلَهُمْ ف۪يهَا مَنَافِعُ وَمَشَارِبُۜ اَفَلَا يَشْكُرُونَ ﴿ ٧٣ ﴾ وَاتَّخَذُوا مِنْ دُونِ اللّٰهِ اٰلِهَةً لَعَلَّهُمْ يُنْصَرُونَۜ ﴿ ٧٤ ﴾ لَا يَسْتَط۪يعُونَ نَصْرَهُمْۙ وَهُمْ لَهُمْ جُنْدٌ مُحْضَرُونَ ﴿ ٧٥ ﴾ فَلَا يَحْزُنْكَ قَوْلُهُمْۢ اِنَّا نَعْلَمُ مَا يُسِرُّونَ وَمَا يُعْلِنُونَ ﴿ ٧٦ ﴾ اَوَلَمْ يَرَ الْاِنْسَانُ اَنَّا خَلَقْنَاهُ مِنْ نُطْفَةٍ فَاِذَا هُوَ خَص۪يمٌ مُب۪ينٌ ﴿ ٧٧ ﴾ وَضَرَبَ لَنَا مَثَلًا وَنَسِيَ خَلْقَهُۜ قَالَ مَنْ يُحْيِ الْعِظَامَ وَهِيَ رَم۪يمٌ ﴿ ٧٨ ﴾ قُلْ يُحْي۪يهَا الَّذ۪ٓي اَنْشَاَهَٓا اَوَّلَ مَرَّةٍۜ وَهُوَ بِكُلِّ خَلْقٍ عَل۪يمٌۙ ﴿ ٧٩ ﴾ اَلَّذ۪ي جَعَلَ لَكُمْ مِنَ الشَّجَرِ الْاَخْضَرِ نَارًا فَاِذَٓا اَنْتُمْ مِنْهُ تُوقِدُونَ ﴿ ٨٠ ﴾ اَوَلَيْسَ الَّذ۪ي خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ بِقَادِرٍ عَلٰٓى اَنْ يَخْلُقَ مِثْلَهُمْۜ بَلٰى وَهُوَ الْخَلَّاقُ الْعَل۪يمُ ﴿ ٨١ ﴾ اِنَّمَٓا اَمْرُهُٓ اِذَٓا اَرَادَ شَيْـًٔا اَنْ يَقُولَ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ ﴿ ٨٢ ﴾ فَسُبْحَانَ الَّذ۪ي بِيَدِه۪ مَلَكُوتُ كُلِّ شَيْءٍ وَاِلَيْهِ تُرْجَعُونَ ﴿ ٨٣ ﴾

سُورَةُيٰسۤ  ٤٤٤ 
الجزء ٢٣
Yâsîn Sûresi  444 
Cüz  23

71  Görmediler mi ki; gerçekten Biz (kimsenin en ufak müdâhalesi olmaksızın sadece kudret) elle rimizin yapmış olduğu şeylerden onlar için birta kım davarlar yarattık da, bu sebeple kendileri on lara sahip olucudurlar.

72  Ayrıca Biz (istifâde edecekleri küçük ve büyükbaş hayvanları, yabani ve zorluk çıkaran bir canlı olarak yaratmadık da) onları kendileri için (boğaz lanmaya varıncaya kadar her hu susta) tamamen ita atkâr kıl dık. Bu yüzden onlardan bazısı, ken dilerinin binekleridir; bazısından da yemektedirler.

73  Üstelik o (havya)nlar(ın derile rinde, yünlerin de, sulama ve ekin işlerinde kullanımların) da kendileri için birçok faydalar ve (özellikle) içecek (süt) ler bulunmaktadır. Hâlâ mı (Allâh’a) şükretme(k üzere i man edip itaat etme)yecekler? (Oysa Al lâh-u Te’âlâ bunca hayvanı yaratıp, onlara boyun eğdirmeseydi, birçok önemli menfaati elde etmeye hiçbir suretle ulaşma imkânı bulamazlardı.)

74  O (müşrik ola)nlar, (sıkıntıya düştüklerinde) olaki kendileri yardım olunurlar diye (bunca kudretlerini ve nimetlerini gördükleri) Allâh’ı bırakıp birtakım (âciz putları) ilâhlar edindiler.

75  Onlar bunlara (hiçbir şekilde) yardıma güç yetiremezler. Bunlarsa onlar (gibi hiçbir şeye yara mayan putları koruyup müdafaa etmek) için (dünyada hizmetlerine adanmış, cehennemde ise peşleri sıra) hazır edilmiş bir ordudurlar.

76  O halde onların (Allâh-u Te’âlâ hakkındaki inkâr ve şirk dolu, senin hakkındaysa nefret ve alay içerikli) sözleri seni mahzun (edip de keder ve sı kıntıya sevk) etmesin. Zira muhakkak Biz onların gizle mekte oldukla rı (düşmanlıkları)nı da, açıklamakta bulundukları (eziyet dolu sözlerini de, puta tapmaları)nı da (gerçek manada) bilmekte (ve cezalarını tertip etmekte)yiz.

77  O (Übeyy ibni Halef ismindeki) insan (çürümüş bir kemiği elinde ufalayarak: “Ya Muhammed! Al lâ h’ın bu kemiği dirilteceğini mi savunuyorsun?” derken) gör medi mi ki, gerçekten Biz onu (pislik kanalı olan te nâsül uz vundan çıkan âdî ve) sâfî azıcık bir sudan yarattık da, sonra o (cansız kemik lerden tekrar diriltileceğini inkâr ederek, kendisini cansız bir damla su dan yaratan Allâh-u Te`âlâ’ya karşı) birdenbire pek açık ve çok büyük bir mücâdeleci (kesilmiş)dir?

78  O, kendisinin (bir damla sudan) yaratılışını unutmuş ve (dirilmeyi in kâr hususunda) Bize bir ör nek açık la(maya kalk)mıştır da (un ufak ol muş ke mikleri göstererek) demiştir ki: “Bu kemikleri diriltecek kimmiş? Oysa onlar çürümüş!”

79  De ki: “Kendilerini ilk defa yok tan yaratmış olan O Zât onları di ril tecektir. Zaten O, her yaratığı (hak kıyla bilen ve ölünün parçaları karalara, deniz lere karışsa da, ya kılıp külleri savrulsa da, on ları bir araya getirip diriltme gücüne sahip olan bir) Alîm’dir.

80  O Zât ki; (çöllerdeki su damlatan) yemyeşil ağaç(lar) dan (kesilen iki dalın bir bi ri ne sürtülmesiyle) sizin için (çakmak gibi) bir ateş mey dana getirmiş tir de, birdenbire siz ondan (çıkan ateşle, yakmak istediğiniz şeyleri) tutuşturuyorsunuz!”

81  Göklerle yer (gibi büyük cisimler)i yaratmış bulunan O Zât onların benzeri (küçük ve basit insan nesli)ni (yeniden) yaratmaya kesinlikle Kâdir de ğil midir? Evet! (Elbette O, her şeye hak kıyla gücü yetendir! Tekrar tek rar yaratan ve mahlûkatı çok olan) Hallâk da, (her şeyi tüm yönleriyle bilen) Alîm de ancak O’dur!

82  (Allâh-u Te`âlâ’nın diriltme gü cünü uzak görmenin hiçbir anlamı yoktur. Zira) O bir şeyi(n meydana gelmesini) istediği zaman O’nun emri, (harften ve sesten münezzeh olarak) ona ancak: “Var ol!” bu yurmasıdır, böylece o da hemen meydana geliverir.

83  (Diriltmekten âcizlik gibi bütün noksan sıfatlardan arılık, tenzîh ve) tesbîh O Zât’a ki; her şeyin (görünen ve görünmeyen tüm yönleriyle) gerçek mül kü O’nun (kudret) elin dedir, siz de ancak O’na dön dürü leceksiniz!

Yâsîn Sûresi  444 
Cüz  23
cihanyamaneren