HATA BİLDİRİMLERİNİZ İÇİN TIKLAYIN
سُورَةُصۤ  ٤٥٧ 
الجزء ٢٣

قَالَ فَالْحَقُّۘ وَالْحَقَّ اَقُولُۚ ﴿ ٨٤ ﴾ لَاَمْلَـَٔنَّ جَهَنَّمَ مِنْكَ وَمِمَّنْ تَبِعَكَ مِنْهُمْ اَجْمَع۪ينَ ﴿ ٨٥ ﴾ قُلْ مَٓا اَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ اَجْرٍ وَمَٓا اَنَا۬ مِنَ الْمُتَكَلِّف۪ينَ ﴿ ٨٦ ﴾ اِنْ هُوَ اِلَّا ذِكْرٌ لِلْعَالَم۪ينَ ﴿ ٨٧ ﴾ وَلَتَعْلَمُنَّ نَبَاَهُ بَعْدَ ح۪ينٍ ﴿ ٨٨ ﴾
سُورَةُالزُّمَرِ
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
تَنْز۪يلُ الْكِتَابِ مِنَ اللّٰهِ الْعَز۪يزِ الْحَك۪يمِ ﴿ ١ ﴾ اِنَّٓا اَنْزَلْنَٓا اِلَيْكَ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ فَاعْبُدِ اللّٰهَ مُخْلِصًا لَهُ الدّ۪ينَۜ ﴿ ٢ ﴾ اَلَا لِلّٰهِ الدّ۪ينُ الْخَالِصُۜ وَالَّذ۪ينَ اتَّخَذُوا مِنْ دُونِه۪ٓ اَوْلِيَٓاءَۢ مَا نَعْبُدُهُمْ اِلَّا لِيُقَرِّبُونَٓا اِلَى اللّٰهِ زُلْفٰىۜ اِنَّ اللّٰهَ يَحْكُمُ بَيْنَهُمْ ف۪ي مَا هُمْ ف۪يهِ يَخْتَلِفُونَۜ اِنَّ اللّٰهَ لَا يَهْد۪ي مَنْ هُوَ كَاذِبٌ كَفَّارٌ ﴿ ٣ ﴾ لَوْ اَرَادَ اللّٰهُ اَنْ يَتَّخِذَ وَلَدًا لَاصْطَفٰى مِمَّا يَخْلُقُ مَا يَشَٓاءُۙ سُبْحَانَهُۜ هُوَ اللّٰهُ الْوَاحِدُ الْقَهَّارُ ﴿ ٤ ﴾ خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ بِالْحَقِّۚ يُكَوِّرُ الَّيْلَ عَلَى النَّهَارِ وَيُكَوِّرُ النَّهَارَ عَلَى الَّيْلِ وَسَخَّرَ الشَّمْسَ وَالْقَمَرَۜ كُلٌّ يَجْر۪ي لِاَجَلٍ مُسَمًّىۜ اَلَا هُوَ الْعَز۪يزُ الْغَفَّارُ ﴿ ٥ ﴾

سُورَةُصۤ  ٤٥٧ 
الجزء ٢٣
Sâd Sûresi  457 
Cüz  23

84  (Allâh-u Te`âlâ) buyurdu ki: “O Hakk (ismime yemin olsun)! Zaten Ben ancak hakkı (ve doğruyu) söylerim!

85  Andolsun ki; elbette cehennemi senden ve o (insa)nlar içerisinden sana uymuş bulunanlardan topluca dolduracağım!”

86  (Habîbim!) De ki: “O (Kur’â)n(ı duyurmam)a karşı ben sizden hiçbir ücret istemiyorum. Zaten ben (sahip olmadığı özellikleri kendisinde varmış gibi gösterme) tekellüf(ün)e giren kimseler den de değilim (ki, peygamberlik iddiasına kalkışa yım da, bir kitap uydurarak: “Bu, Allâh’tan gelmiştir!” diyeyim)!

87  O, bütün âlemler(de bulunan ins ü cin) için ancak büyük bir öğüttür!

88  Andolsun ki; onun haberlerini(n ne kadar doğru olduğunu) elbette bir zaman sonra (ölümle burun buruna geldiğinizde) mutlaka bileceksiniz!”

OTUZDOKUZUNCU SÛRE-İ CELİLE
el-Zümer
SÛRE-İ CELîLESİ

Mekkî (Mekke-i Mükerreme döneminde inmiş)dir. İbni Abbâs (Radıyallâhu anhümâ)`ya göre 53-55. âyet-i kerîmeler Medîne-i Münevvere’de nâzil olmuştur. 75 ayettir.
Rahmân ve Rahîm olan Allâh’ın ismiyle!

1  O (yüce) kitabın indirilişi, O Azîz ve Hakîm olan (saltanatında pek güçlü olup, kitabına inanma yanlardan intikam alacak olan ve bütün hükümleri yerli yerinde bulunan) Allâh tarafındandır.

2  Şüphesiz o kitabı Biz sana hak (ve indirilmesini gerektiren yüce bir hikmet) ile indirdik. O halde dini (ve taatı, şirk ve riyâ karışıklıklarından arındırıp) Kendisine tahsis edici olarak Allâh’a ibadet et!

3  Âgâh olun! (Şirk ve gösteriş gibi her türlü şâibe den arınmış olan) hâlis din (ve ibadet) ancak Allâh’a mahsustur. (Zira ilâhlık sıfatlarına sahip olan ve gizli açık her şeye vâkıf olan sadece O’dur!) O kimseler ki; O’nu bırakıp (putları, melekleri ve Îsâ (Aleyhisselâm)`ı) birtakım dostlar (ve ilâhlar) edinmişlerdir; -(onlar Allâh’ı inkâr etmiş değillerdir, fakat:) “Biz onlara ancak bizi Allâh’a tam bir yakınlıkla yaklaştırsınlar diye ibadet etmekteyiz! (demişlerdir.)” İşte o (müşriklerle Müslüma)nların, kendisi hakkında ayrılığa düşmekte oldukları şeyler hususunda şüphesiz ki Allâh onların arasında hüküm verecek (bunun neticesi olarak da haklıyı cennete, haksızı cehenneme gönderecek)tir. Gerçekten de Allâh öyle bir kimseyi hidâyet etmez ki, o (“Melekler Allâh’ın kızlarıdır!” gibi sözlerinde) bir yalancıdır ve son derece inkârcıdır!
Bazı kimselerin; kâfirlerin bu âyette geçen: “Biz onlara ancak bizi Allâh’a yaklaştırsınlar diye tapıyoruz!” sözlerini “Tevessül” ve “Râbıta” aleyhine delil getirmeleri, anlayış kıtlığından nâşîdir. Zira müşrikler bu sözlerinde, putlara taptıklarını açıkça ifade etmektedirler. Bir veli hürmetine Rabbinden bir şey isteyen yahut Allâh için sevdiği mürşidini hayalinde canlandıran kimseler ise, onlara tapmak şöyle dursun, onların da Allâh’ın kulları olduğunu kabul etmektedirler. Ancak onların Allâh-u Te`âlâ’ya kendilerinden daha yakın olduğu hususundaki hüsnü zanlarına ve onlara karşı Allâh için olan sevgilerine binaen, onlarla tevessül etmektedirler. Kendi kafalarından putları ilâh edinip onlara tapanların yaptığıyla, Allâh-u Te`âlâ’nın: “Sizi O’na ulaştıracak vesile arayın!” (Mâide Sûresi: 35’den) emri gereğince, O’nun dostlarını aracı yapanların bu muâmelesi arasında uzaktan yakından hiçbir benzerlik bulunmamaktadır.

4  Eğer Allâh (sizin dediğiniz gibi) bir çocuk edinmek isteseydi, (bu hususta tercihi size bırakmaz) el bette yaratmış olduğu şeylerden dilediğini seçer (ve en mükemmel varlıkları evlât edinir)di. (Sizce bile erkek evlât daha kıymetli görüldüğü halde melekleri kendisine kız edinir miydi? Îsâ ve Uzeyr (Aleyhimesselâm) gibi yiyip içen ve abdest bozan âciz mahlukları evlât seçer miydi? Eş ve evlât edinmekten tenzîh ve) tesbîh O’na! (Doğurmak bir yana benzeri olmaktan dahi mü nezzeh olan yegâne vahdete sahip bulunan ve her şeye zorla da olsa istediğini yaptıran) O Allâh’tır ancak Vâhid ve Kahhâr olan!

5  O, gökleri ve yeri (var edilmelerini gerektiren bir hikmet ve) hak ile yaratmıştır. Geceyi gündüzün üzerine sarmaktadır, gündüzü de gecenin üzerine dolamaktadır (ki, böylece birini giderip diğerini getir mekte ve karanlığın yerine aydınlık, aydınlığın yerine karanlık icat etmektedir. Mevsimlere göre bazen de birini artırıp diğerini eksiltmektedir). Güneşi ve ay`ı da (sizin istifadeniz için) emre âmâ de kılmıştır ki, her biri (günlük, aylık ve yıllık tüm dev relerini tamamlamaları için) adı konmuş bir süreye kadar (burçlarında ve yörüngelerinde) sürekli ve sü ratlice akıp gitmektedir. Dikkat edin! (Bu varlıklar hakkında tefekkür et meyip, yaratıcılarına inanmayanlara azap etme gücüne sahip olan) Azîz ve (inananların günahlarını çokça ba ğışlayan) Ğaffâr ancak O’dur!

Sâd Sûresi  457 
Cüz  23
cihanyamaneren