HATA BİLDİRİMLERİNİZ İÇİN TIKLAYIN
سُورَةُالْبَقَرَةِ  ٤٦ 
الجزء ٣

اَلَّذ۪ينَ يَأْكُلُونَ الرِّبٰوا لَا يَقُومُونَ اِلَّا كَمَا يَقُومُ الَّذ۪ي يَتَخَبَّطُهُ الشَّيْطَانُ مِنَ الْمَسِّۜ ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ قَالُٓوا اِنَّمَا الْبَيْعُ مِثْلُ الرِّبٰواۢ وَاَحَلَّ اللّٰهُ الْبَيْعَ وَحَرَّمَ الرِّبٰواۜ فَمَنْ جَٓاءَهُ مَوْعِظَةٌ مِنْ رَبِّه۪ فَانْتَهٰى فَلَهُ مَا سَلَفَۜ وَاَمْرُهُٓ اِلَى اللّٰهِۜ وَمَنْ عَادَ فَاُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ النَّارِۚ هُمْ ف۪يهَا خَالِدُونَ ﴿ ٢٧٥ ﴾ يَمْحَقُ اللّٰهُ الرِّبٰوا وَيُرْبِي الصَّدَقَاتِۜ وَاللّٰهُ لَا يُحِبُّ كُلَّ كَفَّارٍ اَث۪يمٍ ﴿ ٢٧٦ ﴾ اِنَّ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَاَقَامُوا الصَّلٰوةَ وَاٰتَوُا الزَّكٰوةَ لَهُمْ اَجْرُهُمْ عِنْدَ رَبِّهِمْۚ وَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ ﴿ ٢٧٧ ﴾ يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ وَذَرُوا مَا بَقِيَ مِنَ الرِّبٰٓوا اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِن۪ينَ ﴿ ٢٧٨ ﴾ فَاِنْ لَمْ تَفْعَلُوا فَأْذَنُوا بِحَرْبٍ مِنَ اللّٰهِ وَرَسُولِه۪ۚ وَاِنْ تُبْتُمْ فَلَكُمْ رُؤُ۫سُ اَمْوَالِكُمْۚ لَا تَظْلِمُونَ وَلَا تُظْلَمُونَ ﴿ ٢٧٩ ﴾ وَاِنْ كَانَ ذُو عُسْرَةٍ فَنَظِرَةٌ اِلٰى مَيْسَرَةٍۜ وَاَنْ تَصَدَّقُوا خَيْرٌ لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ ﴿ ٢٨٠ ﴾ وَاتَّقُوا يَوْمًا تُرْجَعُونَ ف۪يهِ اِلَى اللّٰهِ ثُمَّ تُوَفّٰى كُلُّ نَفْسٍ مَا كَسَبَتْ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ۟ ﴿ ٢٨١ ﴾

سُورَةُالْبَقَرَةِ  ٤٦ 
الجزء ٣
Bakara Sûresi  46 
Cüz  3

275  O kimseler ki fâiz yemektedirler; onlar (diriltildikleri zaman kabirlerinden) ancak, şeytanın kendisini yere çalmakta olduğu kimsenin (kendisine isâbet eden) delilik (nöbetin)den kalkışı gibi kalkacaklardır. İşte bu (ceza), şu sebepledir ki, gerçekten onlar: “Alış-veriş ancak fâiz gibidir!” demişlerdir. Hâlbuki Allâh alım satımı helâl etmiş, (parayı parayla değiştirirken veya aynı cins malları değişirken, fazlalık alma anlamındaki) fâizi ise haram kılmıştır. Artık her kim ki; Rabbinden ona (fâizi yasaklayıcı) bir öğüt gelmiştir de (onauyup, yaptığı yanlıştan) vazgeçmiştir, işte geçmiş olan şey kendisi içindir (bu nedenle yasaklık gelmeden önce almış olduğu fâizler kendisinden geri istenmez). Yine de onun işi Allâh’a (kalmış)dır. (İyi niyetle nasihat kabul ederek haramı bıraktığından mükâfat bile alabilir.) Her kim de (fâizi helâl kabul etme fikrine) dönerse, işte onlar ancak o (cehennem) ateşin(in ayrılmaz) arkadaşlarıdır. (Bir daha çıkmamak üzere) kendileri onun içinde ebedî kalıcılardır.
Fâizle alış-veriş yapanın, kıyâmet günü kabrinden mahşere, âniden yere yıkılan ve kasılarak ağzı köpüren saralı kimse gibi çıkacağı hakkında birçok hadîs-i şerîf ve rivayet mevcuttur. Nitekim Taberânî’nin, Avf ibni Mâlik (Radıyallâhu anh) dan rivayet ettiği bir hadîs-i şerîfte Rasûlûllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem): “Bağışlanmayacak günahlardan sakın! (Onlardan biri) ganimet malını çalmak(tır) ki; kim böyle bir şey çaldıysa kıyâmet günü onu getirecektir. Bir de fâiz yemek ki; fâiz yiyen kimse kıyâmet günü cinnet geçirerek yere yıkılmış bir halde diriltilecektir.” (Taberânî, el-Mu’cemü’l- Kebir, No: 110, 18/60; Heysemî, Mecmaü’z-zevâid, No: 6588, 4/214) buyurduktan sonra bu âyet-i kerîmeyi okumuştur. Allâh-u Te`âlâ dünyada abdest almış olanları, kendilerine bir ikram için mahşerde abdest uzuvlarının parlaklığıyla tanıtacağı gibi, fâiz yiyenleri de bir ceza olarak böyle kötü bir alâmetle herkese rezil edecektir. Bazı âlimlerin: “Mahşerde böyle bir görüntü olmayacağı, bunun ancak, o kişinin dünyalık kazanma uğrundaki hırslı ve aceleci tutumuyla ilgili bir benzetme olduğu” şeklindeki tevilleri, İbni Abbâs, İbni Mes`ûd ve Katâde gibi selef-i ümmetten nakledilen ve Rasûlûllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)`den rivayet edilenmanalarla çeliştiğinden, asla kabule şâyân değildir. Ayrıca sapık Mu’tezile fırkasının, bu âyet-i kerîmeden; “Fâiz gibi büyük günahları işleyenlerin cehennemde ebedîkalacağı” şeklinde bir görüş çıkarmaları da, Rasûlûllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) ve ashâbından nakledilen inanca tamamen zıttır. Zira adam öldürmek dâhil en büyük günahları işleyenlerin bile tevbelerinin kabul edilebileceğine dâir birçok sahîh hadîs-i şerîf mevcuttur. Dolayısıyla bu âyet-i kerîmede; cehennemde ebedî kalacağı bildirilen kimseler, fâiz yemeyi helâl sayarak kâfir olanlardır, haram olduğunainanarak yiyenlerin durumu ise, Allâh-u Te`âlâ’nın dilemesine kalmıştır, isterse tevbesini kabul etmeyip azap edebilir, dilerse hiç tevbe etmeden de affedebilir. Zira Allâh-u Te`âlâ’ya hiçbir şey zorunlu kılınamaz! Fakat imanla ölenler cehenneme girseler de, günahları nispetinde yanıp çıkarak sonunda cennete girerler, cehennemde ebedî kalmak ise sadece imansız ölenlere mahsustur.

276  Allâh fâiz (karışan her türlü muâmelenin bereketin) i yok etmektedir, sadaka (ve zekâtı verilen mal)ları ise (bereket bakımından) artırmaktadır. Allâh, (fâizi helâl görerek inkâra düşen) çokça kâfir ve (mütemâdiyen haram yiyerek günahta ısrarcı olan) ziyade günahkâr hiçbir kimseyi sevmez!

277  O kimseler ki; (Allâh’a, peygamberlerine ve getirdiklerine) iman ettiler, (oruç ve hac gibi) salih ameller işlediler, o (farz) namaz(lar)ı dosdoğru kıldılar ve zekâtı verdiler; şüphesiz Rableri katında ecirleri kendileri için (hazır beklemekte)dir. Onlar üzerine (, gelecekle alâkalı) hiçbir korku yoktur ve ancak onlar (geçmişe dâir) üzülmeyeceklerdir.

278  Ey iman etmiş olan kimseler! Allâh’tan hakkıyla sakının ve fâizden kalmış olan (alacağınız) ı bırakın. Eğer (gerçekten) mümin kimseler olduysanız (böyle yapmanız gerekir. Çünkü imanın delili, inandığınız Allâh’ın emirlerini tutmaktır)!

279  Eğer (fâizi bırakma işini) yapmazsanız, Allâh ve Rasûlü (ciheti)nden (fâizcilere karşı açılmış olan) büyük bir harb (içine girdiğiniz)i iyice bilin! Şayet (tefecilikten) tevbe ederseniz, artık mallarınızın esasları (olan sermâyeniz) size aittir. (Böylece fazla isteyerek, borçlulara) zulmetmiş olmazsınız, (anaparanızı eksik alarak) zulme de uğratılmazsınız.

280  Eğer o (borçlu), güçlük sahibi olursa, artık bir bolluğa (ve ferahlığa ulaşacağı zamana) kadar bekleme(niz gerekir)! (Darlık içinde olan kimselerden alacağınız anaparanın tamamını veya bir kısmını silerek) bağışta bulunmanız ise, sizin için (borçluya süre tanımaktan) daha iyidir. Eğer siz (bu bağışlamanın kazandıracağı güzel övgü ve bol mükâfatı) bilmekte olsaydınız (elbette bu yolu tercih ederdiniz)!

281  Öyle büyük bir günden hakkıyla sakının ki; kendisinde Allâh(ın huzurun)a döndürüleceksiniz de sonra herkese kazanmış olduğu şeyler(in karşılığı) tamamen ödenecektir ve onlar (, sevapları eksiltilerek ya da günahları artırılarak) zulme uğratılmayacaklardır!

Bakara Sûresi  46 
Cüz  3
cihanyamaneren