HATA BİLDİRİMLERİNİZ İÇİN TIKLAYIN
سُورَةُالزُّمَرِ  ٤٦٠ 
الجزء ٢٣

اَفَمَنْ شَرَحَ اللّٰهُ صَدْرَهُ لِلْاِسْلَامِ فَهُوَ عَلٰى نُورٍ مِنْ رَبِّه۪ۜ فَوَيْلٌ لِلْقَاسِيَةِ قُلُوبُهُمْ مِنْ ذِكْرِ اللّٰهِۜ اُو۬لٰٓئِكَ ف۪ي ضَلَالٍ مُب۪ينٍ ﴿ ٢٢ ﴾ اَللّٰهُ نَزَّلَ اَحْسَنَ الْحَد۪يثِ كِتَابًا مُتَشَابِهًا مَثَانِيَۗ تَقْشَعِرُّ مِنْهُ جُلُودُ الَّذ۪ينَ يَخْشَوْنَ رَبَّهُمْۚ ثُمَّ تَل۪ينُ جُلُودُهُمْ وَقُلُوبُهُمْ اِلٰى ذِكْرِ اللّٰهِۜ ذٰلِكَ هُدَى اللّٰهِ يَهْد۪ي بِه۪ مَنْ يَشَٓاءُۜ وَمَنْ يُضْلِلِ اللّٰهُ فَمَا لَهُ مِنْ هَادٍ ﴿ ٢٣ ﴾ اَفَمَنْ يَتَّق۪ي بِوَجْهِه۪ سُٓوءَ الْعَذَابِ يَوْمَ الْقِيٰمَةِۜ وَق۪يلَ لِلظَّالِم۪ينَ ذُوقُوا مَا كُنْتُمْ تَكْسِبُونَ ﴿ ٢٤ ﴾ كَذَّبَ الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْ فَاَتٰيهُمُ الْعَذَابُ مِنْ حَيْثُ لَا يَشْعُرُونَ ﴿ ٢٥ ﴾ فَاَذَاقَهُمُ اللّٰهُ الْخِزْيَ فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَاۚ وَلَعَذَابُ الْاٰخِرَةِ اَكْبَرُۢ لَوْ كَانُوا يَعْلَمُونَ ﴿ ٢٦ ﴾ وَلَقَدْ ضَرَبْنَا لِلنَّاسِ ف۪ي هٰذَا الْقُرْاٰنِ مِنْ كُلِّ مَثَلٍ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَۚ ﴿ ٢٧ ﴾ قُرْاٰنًا عَرَبِيًّا غَيْرَ ذ۪ي عِوَجٍ لَعَلَّهُمْ يَتَّقُونَ ﴿ ٢٨ ﴾ ضَرَبَ اللّٰهُ مَثَلًا رَجُلًا ف۪يهِ شُرَكَٓاءُ مُتَشَاكِسُونَ وَرَجُلًا سَلَمًا لِرَجُلٍۜ هَلْ يَسْتَوِيَانِ مَثَلًاۜ اَلْحَمْدُ لِلّٰهِۚ بَلْ اَكْثَرُهُمْ لَا يَعْلَمُونَ ﴿ ٢٩ ﴾ اِنَّكَ مَيِّتٌ وَاِنَّهُمْ مَيِّتُونَۘ ﴿ ٣٠ ﴾ ثُمَّ اِنَّكُمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ عِنْدَ رَبِّكُمْ تَخْتَصِمُونَ۟ ﴿ ٣١ ﴾

سُورَةُالزُّمَرِ  ٤٦٠ 
الجزء ٢٣
Zümer Sûresi  460 
Cüz  23

22  O (yanlış seçimler yaparak Al lâh’ın fıtratını bozduğu için göğsü daralan ve kalbi katılaşan) kimse (, o kimseyle bir) mi(dir) ki; Allâh onun (, irâdesini iyi yol da kullandığını ve hidâyet aradığını bildiğinden ötürü) göğsünü İslâm(ı kabullenip kolayca tatbik edebilmesi) için genişletmiştir de bu nedenle o, Rabbinden büyük bir nur (ve İlâhî bir lütuf) üzeredir! Artık Allâh’ın zikrinden dolayı kalpleri (yumuşayacak yerde, O’nun adını ve âyetlerini duydukları zaman nefretleri artıp, gönülleri) kaskatı olanlar için büyük bir helâk (ve sonsuz bir azap) vardır. İşte onlar pek açık bir sapıklık içerisin dedirler.
Âyet-i kerîme, Ebû Bekir, Ali ve Hamza (Radıyallâhu anhüm) gibi, göğüsleri İslâm için şerh edilmiş kimselerle, Übeyy ibni Halef, Ebû Leheb ve oğlu gibi kalpleri katı olan kâfirlerle ilgili olarak nâzil olmuşsa da, bu vasıflara hâiz tüm mümin ve kâfirler hakkında umumi kabul edilebilir.

23  Allâh, kelâmın en güzelini, (mu cizelik, sağlamlık, yararlılık ve doğrulukta, âyetleri) birbirine benzeyen ve (kıssaları, haberleri, emir ve yasakları, müjde ve tehditleri, vaaz ve öğütleri) mükerrer olan pek değerli bir kitap olarak indirmiştir ki; Rable rinden kork makta olan o kimselerin derileri onda (ki azap ve tehdit âyetlerini duyduklarında)n dolayı titreyerek ürperir. Sonra (müjde ve rahmet âyetlerini duyduklarında ise) derileri ve kalpleri Allâh’ın zikrine doğru yatışıp yumuşar. İşte bu, Allâh’ın hidâyetidir ki; buna dilediğini eriştirir. (Kendisini hak ka irşad edecek âyetleri dinlemekten yüz çevirdiği için) Al lâh kimi de sap tırırsa, artık onun için hiçbir hidâyet edici yoktur!

24  O (hiçbir şeyden sakınmaya ihtiyaç duymayan güvenli bir kişi, o) kimse (gibi) mi(dir) ki; kıyâmet günü (eli boynuna bağlı olduğu için) o kötü azaptan yüzüyle sakınmaktadır! Böylece o zâlimlere: “Kazanmakta bulunmuş olduğunuz (inkâr gibi kötü) şeyleri(n vebâlini) tadın (bakalım)!” denilecektir.

25  Onlardan önce olan o kimse ler de yalanlamıştı, ama azap onlara hiç fark edemedikleri (ve ha tırlarından dahi geçirmedikle ri) bir yönden gelmişti.

26  Böylece Allâh o en yakın (dünya) hayat(ın)da (katliâm, esâret, sürgün, yerin dibine batma ve maymuna domuza döndürül me gibi) rüsvaylığı onlara tattır mıştı. Âhiret azâbı ise (çok şiddetli ve sonsuz olduğu için) elbette daha büyüktür. Eğer (bunu) bilmekte bu lunmuş olsalardı (mutlaka iman ederlerdi)!

27  Andolsun; muhakkak Biz o insanlar için işte bu Kur’ân’da her bir(i birer) misal (niteliğ) i (taşıyan ilginç konuları) elbette açıkladık. Tâ ki onlar iyice düşünsünler (de amel etsinler)!

28  (Biz o yüce Kitab’ı) hiçbir eğriliğe (çelişkiye, ihtilâfa ve karışıklığa) sahip olmayan (ve şüpheli bir tek âyeti dahi bulunmayan) Arapça bir Kur’ân olarak (indirdik)! Tâ ki onlar (onun yasaklarından) hakkıy la sakınsınlar.

29  Allâh (bir olan Allâh’a ibadet eden müminin güzel hâliyle, birçok putlara tapan müşriğin kötü duru munu göz önünde canlandıran) bir misal olmak üze re (köle) bir adamı açıklamıştır ki, kendisi hakkında çekişmeli (geçimsiz ve kötü huylu) birtakım ortaklar vardır (bu yüzden o, kime ne cevap vereceğini ve nereye yetişeceğini şaşırmıştır), bir adamı da ki, sadece tek bir adama aittir. Bir örnek olarak bu ikisi eşit olabilirler mi? Bütün hamdler Allâh’a mah sustur (ki, tevhîd eh lini bu meziyete muvaffak kılmıştır)! Doğrusu onların pek çoğu (bu kadar açık örnekleri dahi) bilmezler!

30  (Habîbim! Sen bu kadar hakikatleri kendilerine beyan ettiğin halde hâlâ hakka dönmüyorlarsa, onlar adına üzülmene değmez, zira) şüphesiz sen de öle ceksin, muhakkak onlar da öleceklerdir!

31  Sonra gerçekten de siz, kıyâ met günü Rabbinizin katında tartışacaksınız! (O zaman sen onlara: “Ben hak din üzereydim, siz ise yanlış yoldaydınız. Ben irşad ve tebliğde olanca gü cümü sarf ettim, siz ise inat ve inkârı bırakmadınız!” diyerek gâlip geleceksin. Onlar ise: “Biz liderlerimize uy duk, onlar da bizi haktan ayırdılar!” şeklinde birtakım asılsız mazeretler ortaya koyacaklardır.)

Zümer Sûresi  460 
Cüz  23
cihanyamaneren