HATA BİLDİRİMLERİNİZ İÇİN TIKLAYIN
سُورَةُالْمُؤْمِنِ  ٤٧٤ 
الجزء ٢٤

هُوَ الَّذ۪ي خَلَقَكُمْ مِنْ تُرَابٍ ثُمَّ مِنْ نُطْفَةٍ ثُمَّ مِنْ عَلَقَةٍ ثُمَّ يُخْرِجُكُمْ طِفْلًا ثُمَّ لِتَبْلُغُٓوا اَشُدَّكُمْ ثُمَّ لِتَكُونُوا شُيُوخًاۚ وَمِنْكُمْ مَنْ يُتَوَفّٰى مِنْ قَبْلُ وَلِتَبْلُغُٓوا اَجَلًا مُسَمًّى وَلَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ ﴿ ٦٧ ﴾ هُوَ الَّذ۪ي يُحْي۪ وَيُم۪يتُۚ فَاِذَا قَضٰٓى اَمْرًا فَاِنَّمَا يَقُولُ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ۟ ﴿ ٦٨ ﴾ اَلَمْ تَرَ اِلَى الَّذ۪ينَ يُجَادِلُونَ ف۪ٓي اٰيَاتِ اللّٰهِۜ اَنّٰى يُصْرَفُونَۚۛ ﴿ ٦٩ ﴾ اَلَّذ۪ينَ كَذَّبُوا بِالْكِتَابِ وَبِمَٓا اَرْسَلْنَا بِه۪ رُسُلَنَا۠ۛ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَۙ ﴿ ٧٠ ﴾ اِذِ الْاَغْلَالُ ف۪ٓي اَعْنَاقِهِمْ وَالسَّلَاسِلُۜ يُسْحَبُونَۙ ﴿ ٧١ ﴾ فِي الْحَم۪يمِ ثُمَّ فِي النَّارِ يُسْجَرُونَۚ ﴿ ٧٢ ﴾ ثُمَّ ق۪يلَ لَهُمْ اَيْنَ مَا كُنْتُمْ تُشْرِكُونَۙ ﴿ ٧٣ ﴾ مِنْ دُونِ اللّٰهِۜ قَالُوا ضَلُّوا عَنَّا بَلْ لَمْ نَكُنْ نَدْعُوا مِنْ قَبْلُ شَيْـًٔاۜ كَذٰلِكَ يُضِلُّ اللّٰهُ الْكَافِر۪ينَ ﴿ ٧٤ ﴾ ذٰلِكُمْ بِمَا كُنْتُمْ تَفْرَحُونَ فِي الْاَرْضِ بِغَيْرِ الْحَقِّ وَبِمَا كُنْتُمْ تَمْرَحُونَۚ ﴿ ٧٥ ﴾ اُدْخُلُٓوا اَبْوَابَ جَهَنَّمَ خَالِد۪ينَ ف۪يهَاۚ فَبِئْسَ مَثْوَى الْمُتَكَبِّر۪ينَ ﴿ ٧٦ ﴾ فَاصْبِرْ اِنَّ وَعْدَ اللّٰهِ حَقٌّۚ فَاِمَّا نُرِيَنَّكَ بَعْضَ الَّذ۪ي نَعِدُهُمْ اَوْ نَتَوَفَّيَنَّكَ فَاِلَيْنَا يُرْجَعُونَ ﴿ ٧٧ ﴾

سُورَةُالْمُؤْمِنِ  ٤٧٤ 
الجزء ٢٤
Mü`min Sûresi  474 
Cüz  24

67  Ancak O’dur O Zât ki; sizi(n babanız Âdem’i) bir topraktan (sizi de toprakta yetişen gıdalardan), sonra (meni denen) sâfî az bir sudan, sonra (sülük gibi rahim duvarına yapışıp kan emerek beslenen aşı lanmış yumurtadan ibaret) pıhtılaşmış bir kan par çasından yaratmıştır. Sonra sizi (annelerinizin rahimlerinden) bebekler olarak çıkarmaktadır. Sonra (kuvvet, akıl ve idrâk hususunda) güçlü çağınız (olan on sekiz-otuz yaş ara sın)a ulaşasınız diye, sonra da (pîr-i fânî) ihtiyarlar olasınız için (sizi yaşatmaktadır)! İçinizden (yaşlılık çağına varır varmaz yahut) bundan önce (kuvvetli çağına erdikten sonra veya daha çocukken) vefat ettirilen de vardır. Siz adı konmuş bir sürenin bitimine ulaş(ıp, hayatınız boyunca yapmış olduğunuz amellerin karşılığını bul)asınız diye, bir de siz (toprak, sâfî su , pıhtılaşmış kan ve bir çiğnem et gibi farklı şekillere geçişteki türlü türlü hikmet ve ibretleri) anlaya(rak, sizi ilk olarak bu şekilde yaratıp sonra öldüren Zât’ın, sizi tekrar diriltmeye Kâdir olduğuna inana)sınız için (Allâh-u Te`âlâ sizin yara tılışınızı çok ilginç yapmıştır)!

68  Ancak O’dur O Zât ki; (ölüleri) diriltmekte dir ve (dirileri) öldürmektedir! O, bir iş(in meydana gelmesin)e hükmettiği zaman, ona ancak “Var ol!” buyurur, o da hemen meydana geliverir.

69  (Habîbim!) Allah’ın âyetleri(ni inkâr ve iptal) hususunda mücâdele etmekte olan o kişileri görme din mi ki, (inanmalarına hiçbir mâni bulunmazken, üstelik imanı gerektiren bunca açık delil de mevcutken, hâlâ) nasıl (gerçekleri kabullenmekten) döndürülebilmektedirler?
“Allâh’ın âyetleri hakkında mücadele edenler” bu sûrenin üç ayrı âyetinde konu edilmiştir ki, bu tekrar, ya tekit için veya üç ayrı toplum hakkında ya da farklı üç tür mücâdele beyanında yapılmıştır.

70  O kimseler ki, o (Kur’ân-ı Kerîm gibi yüce bir) kitabı/(semâvî) kitapları/ ve peygamberlerimizi kendisiyle göndermiş olduğumuz (şerî’atleri ve dîni hükümlerden ibaret vahye dayalı) şeyleri yalanlamış lardır; işte onlar pek yakında (azâba çarptırıldıkları zaman, tekzip ve mücâdelelerinin nelere sebebiyet verdiğini) bileceklerdir.

71  Hani o demir tasmalar ve (şeytanlarıy la bir likte bağlandıkları) zincirler gerdanlarında buluna rak sert bir şekilde (yüzüstü) sürüklenirlerken;

72  O kaynar suyun içinde (türlü türlü azaplara düşürülecekler de, evvela bedenlerinin dış kısmı ya kılacak)! Sonra da (yangın, tâ kalplerinin üstüne kadar işle yecek şekilde) o ateş içerisinde yakılacaklar!

73  Sonra onlara denilecektir ki: “Nerededir o (Allâh’a) ortak koşmakta bulunmuş olduğunuz şeyler?.

74  Allâh’ı bırakıp da (taptıklarınız niçin size yar dım etmiyorlar?)!” Dediler ki: “Onlar bizden kayboldular. Doğrusu (bugün anladık ki) biz daha önce (itibar edilecek) hiçbir şeye tapmakta değilmişiz!” İşte Allâh kâfirleri böylece saptır(arak, bile bile yalan söyleyecek kadar şaşırt)maktadır.

75  (O gün onlara denilecektir ki:) “İşte Bu (içine düştüğünüz azaplar), şu sebepledir ki siz yer (yüzün)de haksız yere/(şirk ve günahlar gibi) hak olmayan şeylerle/ şımarıkça kibirlenmekte bulunmuştunuz; bir de şunedenledir ki siz (sahip oldu ğunuz maddî imkânlarla) coşkulu bir şekilde sevin (ce kapılıp, nimetlerin sahibine kulluğu terk et)mek teydiniz!

76  Girin cehennemin kapılarından! İçerisinde ebedî kalıcılar olarak! İşte o (imandan) büyüklenen (kâfir)lerin ikametgâhı pek kötü olmuştur!”

77  (Habîbim!) Öyleyse (müşriklerin eziyetlerine) sabret! Şüphesiz Allâh’ın (kâfirlere azap etme) vaadi haktır! Artık onlara vaad etmekte olduğumuz (azaplar la ilgili) o şeyin bir kısmını; ya şüphesiz sana (sağlı ğında) gösterecek olursak (işte o zaman söz yerini bulmuştur)! Ya da (azaplarını görmeden) gerçekten seni vefat ettirirsek, (bu durumda da telaşa bir mahal yoktur,) zaten onlar ancak Bize döndürüleceklerdir! (Biz de o zaman kendilerine hak ettikleri en şiddetli azap ları yapacağız.)

Mü`min Sûresi  474 
Cüz  24
cihanyamaneren