HATA BİLDİRİMLERİNİZ İÇİN TIKLAYIN
سُورَةُالْبَقَرَةِ  ٤٨ 
الجزء ٣

وَاِنْ كُنْتُمْ عَلٰى سَفَرٍ وَلَمْ تَجِدُوا كَاتِبًا فَرِهَانٌ مَقْبُوضَةٌۜ فَاِنْ اَمِنَ بَعْضُكُمْ بَعْضًا فَلْيُؤَدِّ الَّذِي اؤْتُمِنَ اَمَانَتَهُ وَلْيَتَّقِ اللّٰهَ رَبَّهُۜ وَلَا تَكْتُمُوا الشَّهَادَةَۜ وَمَنْ يَكْتُمْهَا فَاِنَّهُٓ اٰثِمٌ قَلْبُهُۜ وَاللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ عَل۪يمٌ۟ ﴿ ٢٨٣ ﴾ لِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ وَاِنْ تُبْدُوا مَا ف۪ٓي اَنْفُسِكُمْ اَوْ تُخْفُوهُ يُحَاسِبْكُمْ بِهِ اللّٰهُۜ فَيَغْفِرُ لِمَنْ يَشَٓاءُ وَيُعَذِّبُ مَنْ يَشَٓاءُۜ وَاللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ ﴿ ٢٨٤ ﴾ اٰمَنَ الرَّسُولُ بِمَٓا اُنْزِلَ اِلَيْهِ مِنْ رَبِّه۪ وَالْمُؤْمِنُونَۜ كُلٌّ اٰمَنَ بِاللّٰهِ وَمَلٰٓئِكَتِه۪ وَكُتُبِه۪ وَرُسُلِه۪ۜ لَا نُفَرِّقُ بَيْنَ اَحَدٍ مِنْ رُسُلِه۪۠ وَقَالُوا سَمِعْنَا وَاَطَعْنَا غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَاِلَيْكَ الْمَص۪يرُ ﴿ ٢٨٥ ﴾ لَا يُكَلِّفُ اللّٰهُ نَفْسًا اِلَّا وُسْعَهَاۜ لَهَا مَا كَسَبَتْ وَعَلَيْهَا مَا اكْتَسَبَتْۜ رَبَّنَا لَا تُؤَاخِذْنَٓا اِنْ نَس۪ينَٓا اَوْ اَخْطَأْنَاۚ رَبَّنَا وَلَا تَحْمِلْ عَلَيْنَٓا اِصْرًا كَمَا حَمَلْتَهُ عَلَى الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِنَاۚ رَبَّنَا وَلَا تُحَمِّلْنَا مَا لَا طَاقَةَ لَنَا بِه۪ۚ وَاعْفُ عَنَّا۠ وَاغْفِرْ لَنَا۠ وَارْحَمْنَا۠ اَنْتَ مَوْلٰينَا فَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِر۪ينَ ﴿ ٢٨٦ ﴾

سُورَةُالْبَقَرَةِ  ٤٨ 
الجزء ٣
Bakara Sûresi  48 
Cüz  3

283  Eğer siz bir yolculuk üzere olur da bir yazıcı bulamazsanız, (bu durumda güvenceniz,) alınmış rehinlerdir. Şâyet bir kısmınız bir kısmına güvenir (de rehin almaya lüzum görmez)se, kendisine güvenilmiş olan o (borçlu) kişi Rabbi olan Allâh’tan hakkıyla sakınsın (da, borcunu inkâr ederek hâinlik yapmasın) ve emanetini tamamen ödesin! (Ey borçlular ve şâhitler! Kendiniz hakkında olsun, başkaları hakkında olsun, hiçbir suretle) şâhitliği gizlemeyin! Kim onu gizlerse şüphesiz ki o, (bütün uzuvları isyana batmış olan ve tâ) kalbi(ne kadar) günahkâr olan bir kişidir. Allâh (şâhitliği gizleme ve açıklama gibi hususlarda) yapmakta olduğunuz şeyleri (hakkıyla bilen ve Kendisine hiçbir şey gizli kapalı kalmayan bir) Alîm’dir.

284  Göklerde olanlar ve yerde bulunanlar (, yaratılış, yönetim ve mülkiyet bakımından) ancak Allâh’a âittir. İçlerinizde bulunan (kötülük yapma kararlılığın)ı açıklarsanız yahut onu gizlerseniz, Allâh onunla sizi muhâsebe edecektir. Sonra dilediği kimse için (günahlarını) bağışlar, dilediğine de azap eder. Allâh (affetmek ve azap etmek dâhil) her şeye (son derece gücü yeten bir) Kadîr’dir.

285  O peygamber de, Rabbinden kendisine indirilmiş olana iman etmiştir, müminler de (indirilenlerin tümüne inanmışlardır)! Her biri Allâh’a, meleklerine, kitaplarına ve rasûllerine inanmıştır. “Rasûllerinden hiçbirinin arasında ayırım yapmayız!” (demişlerdir.) Onlar (Allâh-u Te`âlâ’nın, peygamberler vasıtasıyla kendilerine yöneltmiş olduğu yükümlülükler karşısında): “(Buyruğunu) işittik, (emrine) itaat ettik! Ey Rabbimiz! Mağfiretini (dileriz)! (Ölümden sonra diriltilerek) varış(ımız) ancak Sanadır!” demişlerdir.

286  Allâh hiçbir nefse güç yetireceğinden başkasını yüklemez! (Herkesin, hayır nâmına) kazanmış olduğu şey kendi lehinedir. (Kötülüklerden canı çeke çeke) gayretle kazanmış olduğu şey de yine kendi aleyhinedir. (O müminler şöyle dua ederler:) “Ey Rabbimiz! Unutursak yahut yanılırsakbizi sorumlu tutma! Ey Rabbimiz! Kendisini bizden önce (geçmiş) olan (Yahudi ve Hristiyan) lara yüklemiş olduğun o (zor) şeyin bir benzeri olarak, bizim üzerimize de ağır bir yük yükleme! Ey Rabbimiz! Kendisine karşı bizim için tâkat bulunmayan (ağır) şeyleri (; musibet ve belâları) bize taşıtma! Bizden (günahlarımızı) affet! Bizim için (ayıplarımızı) bağışlamada bulun ve bize rahmet buyur! (Gerçek dostumuz ve) Mevlâ’mız ancak Sensin! (Bir efendiye yakışan; düşmanlarına karşı kölelerine yardım etmektir.) O halde o kâfirler toplumuna karşı Sen (de) bize yardım et!”
Bu âyet-i kerîmelerde zikredilen: “Kalpten geçenlerden dolayı sorgulanma” hükmünün neshedilip edilmeyişi, müfessirler arasında ihtilaf konusudur:
1- Nesh görüşünde olanların delili, Ebû Hureyre (Radıyallâhu anh)ın şu rivayetidir: “Vahyin ilk muhatapları olan sahabe-i kirâma bu âyet-i kerîme çok ağır geldiği için bu hususta Rasûlüllah (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)`e müracaatta bulunmuşlar ve diğer uzuvlarına mâlik olsalar da, kalplerine mâlik olamayacakları özrüyle bir kolaylık istemişlerdir. Bunun üzerine bir sonraki âyet-i kerîme indirilerek, Ehl-i Kitap gibi itiraza kalkışmayıp, ‘İşittik, itaat ettik!’ demekle emrolunmuşlardır. Onların bu emri tutması üzerine bir sonraki âyet-i kerîmenin inzâliyle, ellerinden gelmeyen şeylerin sorumluluğunun kendilerinden kaldırıldığı bildirilmiştir.” (Müslim, İman: 57, No: 125, 1/115) Bu yüzden Ebû Hureyre (Radıyallâhu anh) hadîs-i şerîfinde: “Konuşmadıkları yahut işlemedikleri sürece, ümmetimin içlerinden geçirdiklerini Allâh- u Te`âlâ şüphesiz bağışlamıştır.” (Müslim, İman: 58, No: 127, 1/116; Buhârî, Itk: 6, No: 2391, 2/894) buyrulmuştur.
2- Neshe kâil olmayanların delili ise; “Neshin, haberlerde vârid olmayıp ancak emir ve yasaklarda geçerli oluşu” kâidesidir. Bu görüş erbâbının, kendi aralarında farklı birçok îzâh tarzı varsa da, itikatta İmamımız EbûMansûr-u Mâtürîdî (Rahimehullâh)ın görüşü tercihe şâyandır. Şöyle ki; âyet-i celîlede bahse konu olan “Kalpte bulunan kötü niyet”, insanın gayri ihtiyârî kalbine gelen şeytânî vesveseler ve nefsânî düşünceler olmayıp, kendi irâdesiyle inanıp azmettiği hususlardır. Bu durumda; kâfir olmaya azmetmek, insanı kâfir eder. Azimsiz olarak içinden geçen günah yapma isteği ise, tevbe şartı olmaksızın bağışlanır. Günah yapmaya karşı taşıdığı azim, pişman olup tevbe ettiği takdirde hiç yazılmaz. Ama örneğin zina gibi bir kötülüğü yapmaya kesin kararlı olup, elinde olmayan bir nedenle yapamayan kişi, o günahı yapmış gibi cezalandırılmayacaksa da, cumhûra göre, bu azminden dolayı özel bir sorumluluk taşır. Ancak bu cezânın âhirete bırakılmayıp, dünyada çektiği dert ve sıkıntılarla telâfi edileceği Âişe (Radıyallâhu anhâ)dan rivayet edilmiştir. (Nesef î, Hâzin, Beyzâvî)

Bakara Sûresi  48 
Cüz  3
cihanyamaneren