HATA BİLDİRİMLERİNİZ İÇİN TIKLAYIN
سُورَةُالْجَاثِيَةِ  ٥٠٠ 
الجزء ٢٥

اَفَرَاَيْتَ مَنِ اتَّخَذَ اِلٰهَهُ هَوٰيهُ وَاَضَلَّهُ اللّٰهُ عَلٰى عِلْمٍ وَخَتَمَ عَلٰى سَمْعِه۪ وَقَلْبِه۪ وَجَعَلَ عَلٰى بَصَرِه۪ غِشَاوَةًۜ فَمَنْ يَهْد۪يهِ مِنْ بَعْدِ اللّٰهِۜ اَفَلَا تَذَكَّرُونَ ﴿ ٢٣ ﴾ وَقَالُوا مَا هِيَ اِلَّا حَيَاتُنَا الدُّنْيَا نَمُوتُ وَنَحْيَا وَمَا يُهْلِكُنَٓا اِلَّا الدَّهْرُۚ وَمَا لَهُمْ بِذٰلِكَ مِنْ عِلْمٍۚ اِنْ هُمْ اِلَّا يَظُنُّونَ ﴿ ٢٤ ﴾ وَاِذَا تُتْلٰى عَلَيْهِمْ اٰيَاتُنَا بَيِّنَاتٍ مَا كَانَ حُجَّتَهُمْ اِلَّٓا اَنْ قَالُوا ائْتُوا بِاٰبَٓائِنَٓا اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ ﴿ ٢٥ ﴾ قُلِ اللّٰهُ يُحْي۪يكُمْ ثُمَّ يُم۪يتُكُمْ ثُمَّ يَجْمَعُكُمْ اِلٰى يَوْمِ الْقِيٰمَةِ لَا رَيْبَ ف۪يهِ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَ النَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ۟ ﴿ ٢٦ ﴾ وَلِلّٰهِ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ وَيَوْمَ تَقُومُ السَّاعَةُ يَوْمَئِذٍ يَخْسَرُ الْمُبْطِلُونَ ﴿ ٢٧ ﴾ وَتَرٰى كُلَّ اُمَّةٍ جَاثِيَةً۠ كُلُّ اُمَّةٍ تُدْعٰٓى اِلٰى كِتَابِهَاۜ اَلْيَوْمَ تُجْزَوْنَ مَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ ﴿ ٢٨ ﴾ هٰذَا كِتَابُنَا يَنْطِقُ عَلَيْكُمْ بِالْحَقِّۜ اِنَّا كُنَّا نَسْتَنْسِخُ مَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ ﴿ ٢٩ ﴾ فَاَمَّا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ فَيُدْخِلُهُمْ رَبُّهُمْ ف۪ي رَحْمَتِه۪ۜ ذٰلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْمُب۪ينُ ﴿ ٣٠ ﴾ وَاَمَّا الَّذ۪ينَ كَفَرُوا۠ اَفَلَمْ تَكُنْ اٰيَات۪ي تُتْلٰى عَلَيْكُمْ فَاسْتَكْبَرْتُمْ وَكُنْتُمْ قَوْمًا مُجْرِم۪ينَ ﴿ ٣١ ﴾ وَاِذَا ق۪يلَ اِنَّ وَعْدَ اللّٰهِ حَقٌّ وَالسَّاعَةُ لَا رَيْبَ ف۪يهَا قُلْتُمْ مَا نَدْر۪ي مَا السَّاعَةُۙ اِنْ نَظُنُّ اِلَّا ظَنًّا وَمَا نَحْنُ بِمُسْتَيْقِن۪ينَ ﴿ ٣٢ ﴾

سُورَةُالْجَاثِيَةِ  ٥٠٠ 
الجزء ٢٥
Câsiye Sûresi  500 
Cüz  25

23  Gördün mü (, söyle bana) o kimseyi ki; o, (hidâ yete uymayı bırakmış da) kötü arzusunu ilâhı edin miştir, Allâh da onu(n kendisine verilen irâde ve kud reti kötü yolda kullandığını bildiği için,) büyük (ve isabetli) bir ilim üzere saptırmıştır, kulağına ve kalbine mühür vur(arak vaazlardan etkilenmeye cek ve âyetler hakkında düşünemeyecek bir hâle koy) muştur, gözü üzerine de (iyi görmesine ve ibret al masına engel olacak) büyük bir örtü yerleştirmiştir?! Artık Allâh(ın saptırmasın)dan sonra onu kim hidâyete erdirecektir? Hâlâ iyice düşünmeyecek misiniz?

24  O (müşrik ola)nlar: “Bu (hayat denen şey, var sa yoksa), ancak (bize) en yakın (olan dünyadaki) ha yatımızdır; (kimimiz) ölürüz, (kimimiz de) yaşarız! Bizi ancak uzun zaman(ın üzerimizden geçmesi) helâk etmektedir!” dediler. İşte onların bu hususta (akla ya da nakle dayalı) hiçbir bilgisi bulunmamaktadır. Onlar an cak zanda (ve körü körüne taklitte) bulunmakta dırlar.

25  (Dirilmenin hak olduğunu beyan eden) âyetle rimiz onlara açık seçik bir halde peş peşe okun duğu zaman, onların delili: “(Evvelce ölmüş) babalarımızı getirin. Eğer (bi zim ölümümüzün ardından diriltileceğimiz hususun da) doğru (söyleyen) kimseler olduysanız (, bunu is pat edin)!” demelerinden başka bir şey olmamıştır.

26  (Habîbim!) De ki: “Allâh (ilk başta yoktan var ederek) size hayat vermektedir, sonra (ecelleriniz geldiğinde) sizi öldürecektir, daha sonra da kendi sinde hiçbir şüphe bulunmayan kıyâmet gününde sizi toplayacaktır. Lâkin insanların pek çoğu (bu gerçekleri) bilmezler.”

27  Göklerin de yerin de mülkü (ve saltanatı) ancak Allâh’a mahsustur. O (kıyâmet kopma) ân(ı) mey dana geleceği gün, işte o gün (hakkı) iptale çalışan lar(ın) hüsrâna uğra (dıkları açıkça orta)ya (çıka) caktır.

28  (Habîbim! Mahşerde toplanmış) her bir ümmeti diz üstü çökmüş bir halde (korku ve telaş içe risinde, peygamberleri bile: “Bugün nefsimizden baş kasını istemiyoruz.” derken) göreceksin! Her bir ümmet (amellerinin yazılı bulunduğu) kita bına çağrı(larak hesaba tâbi tutu)lacaktır. (İş te o za man mükelleflere:) “Bugün siz, yapmakta bulunmuş olduğunuz şeylerle cezalandırılacaksınız...

29  İşte bu Bizim (yazıcı meleklere emrederek sizin tüm yaptıklarınızı kendisinde kaydettirdiğimiz) kitabımızdır ki, size karşı (fazlasız ve eksiksiz bir şekilde, sadece gerçekleri yazarak) hak ile konuş maktadır. Zira muhakkak Biz (sizi başıboş bırakmış değil dik, bilakis güzel-çirkin, küçük-büyük, dün yada) yap mak ta bulunmuş olduğunuz şeyleri dâima (meleklere) yazdırmaktaydık/(kıyâ met e kadar olup bite cek her şey kendisin de kayıtlı olan ana kitap mesâbesindeki Levh-i Mah - fûz’dan aldırıp, kendi amel defter lerinize) naklettirmekteydik/.”

30  Artık o kimseler ki iman (şartlarına şüphesiz bir şekilde itikat) etmişlerdir ve (namaz, oruç, hac, zekât gibi) salih ameller işlemişlerdir; işte Rableri onları rahmeti(nin mahalli olan cennet) içerisine girdirecektir. İşte ancak bu, pek açık bir kur tuluşun ta kendisidir!

31  Ama o kimseler ki inkâr etmişlerdir (, onlar da şöyle azarlanacaktır): “Benim âyetlerim art arda üze rinize okunmakta değil miy di de, siz (onlara inanmaktan) iyice büyük lenmiştiniz ve suç işleyenler toplumu olmuştunuz!

32  (Peygamberler ve vâizler tarafından size:) ‘Şüphesiz Allâh’ın (tüm) vaad(leri ve sözler)i haktır (ve gerçektir), o (kıyâmet) ân(ının meydana gelmesi) ise, onda hiçbir şüphe yoktur!’ denildiği zaman, siz (aşırı azgınlığınızdan dolayı): ’O (kıyâmet) ânın(ın) nasıl bir şey olduğunu, biz bilmiyoruz! Biz ancak (sezgi ve tah min gibi) bir düşünce ile zanda bulun maktayız, ama biz (böyle bir şeyin mümkün o lacağı na dâir) asla yakînî bir bilgiye sahip kim seler değiliz!’ demiştiniz.”

Câsiye Sûresi  500 
Cüz  25
cihanyamaneren