HATA BİLDİRİMLERİNİZ İÇİN TIKLAYIN
سُورَةُالْجَاثِيَةِ  ٥٠١ 
الجزء ٢٦

وَبَدَا لَهُمْ سَيِّـَٔاتُ مَا عَمِلُوا وَحَاقَ بِهِمْ مَا كَانُوا بِه۪ يَسْتَهْزِؤُ۫نَ ﴿ ٣٣ ﴾ وَق۪يلَ الْيَوْمَ نَنْسٰيكُمْ كَمَا نَس۪يتُمْ لِقَٓاءَ يَوْمِكُمْ هٰذَا وَمَأْوٰيكُمُ النَّارُ وَمَا لَكُمْ مِنْ نَاصِر۪ينَ ﴿ ٣٤ ﴾ ذٰلِكُمْ بِاَنَّكُمُ اتَّخَذْتُمْ اٰيَاتِ اللّٰهِ هُزُوًا وَغَرَّتْكُمُ الْحَيٰوةُ الدُّنْيَاۚ فَالْيَوْمَ لَا يُخْرَجُونَ مِنْهَا وَلَا هُمْ يُسْتَعْتَبُونَ ﴿ ٣٥ ﴾ فَلِلّٰهِ الْحَمْدُ رَبِّ السَّمٰوَاتِ وَرَبِّ الْاَرْضِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ ﴿ ٣٦ ﴾ وَلَهُ الْكِبْرِيَٓاءُ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۖ وَهُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ ﴿ ٣٧ ﴾
سُورَةُالْاَحْقَافِ
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
حٰمٓ ﴿ ١ ﴾ تَنْز۪يلُ الْكِتَابِ مِنَ اللّٰهِ الْعَز۪يزِ الْحَك۪يمِ ﴿ ٢ ﴾ مَا خَلَقْنَا السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَٓا اِلَّا بِالْحَقِّ وَاَجَلٍ مُسَمًّىۜ وَالَّذ۪ينَ كَفَرُوا عَمَّٓا اُنْذِرُوا مُعْرِضُونَ ﴿ ٣ ﴾ قُلْ اَرَاَيْتُمْ مَا تَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ اَرُون۪ي مَاذَا خَلَقُوا مِنَ الْاَرْضِ اَمْ لَهُمْ شِرْكٌ فِي السَّمٰوَاتِۜ ا۪يتُون۪ي بِكِتَابٍ مِنْ قَبْلِ هٰذَٓا اَوْ اَثَارَةٍ مِنْ عِلْمٍ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ ﴿ ٤ ﴾ وَمَنْ اَضَلُّ مِمَّنْ يَدْعُوا مِنْ دُونِ اللّٰهِ مَنْ لَا يَسْتَج۪يبُ لَهُٓ اِلٰى يَوْمِ الْقِيٰمَةِ وَهُمْ عَنْ دُعَٓائِهِمْ غَافِلُونَ ﴿ ٥ ﴾

سُورَةُالْجَاثِيَةِ  ٥٠١ 
الجزء ٢٦
Câsiye Sûresi  501 
Cüz  26

33  Yapmış oldukları kötü amel ler(in acı azapları) böylece onlara belirmiştir ve kendisiyle alay etmekte bulunmuş oldukları (cezalar ve azaplarla ilgili) şeyler onları kuşatmıştır.

34  (Kıyâmet günü kâfirlere) buyruldu ki: “Siz (dünyada) işte bu gününüze kavuş ma - (nız için hazırlamanız lâzım gelen iman ve tak - vâ)yı unuttuğu nuz gibi, bugün de Biz sizi unutu( lanlar gibi, yalvarış larına önem verilmeyen kimseler hâlinde azap içerisin de bırakı)yoruz. (Bundan sonra) barınağınız ancak o (cehennem) ateş(i)dir, sizin için yardımcılardan hiçbir kimse de yoktur!

35  İşte bu şu sebepledir ki, gerçekten siz Allâh’ın âyetlerini (dikkatle dinleyecek yerde, onları) bir alay (malzemesi) edinmiştiniz ve o en alçak (dün ya) hayat(ı) sizi aldatmıştı (da,ondan başka bir ha yat yok sanmıştınız).” Artık bugün onlar oradan çıkarılmayacaklardır, (dünyada olduğu gibi onlara: “Tevbe edin de Rabbini zin rızasını kazanın.” denilerek) onlardan (Allâh-u Te`âlâ’yı) râzı etme diye bir şey de istenmeyecektir/ ve kendilerinin memnuniyeti de arzulanma(dığın dan, iyi bir muâmeleyle karşılanma)yacak(lar)dır/.

36  Artık bütün (nimetlerin sadece Allâh-u Te`âlâ tarafından akıtılmakta olduğu gün gibi ortaya çıktığı na göre, tüm övgüler ve) hamdler, göklerin Rabbi, yerin Rabbi ve tüm âlemlerin Rabbi olan Allâh’a mahsustur.

37  Göklerde ve yerde (eserleri âşikâr olduğu üzere, mülk ve saltanat, hiçbir şeye boyun eğmeyen bir yü celik ve) büyüklük ancak O’na aittir. (Hiç yenilmeye cek yegâne güç sahibi olan) Azîz de, (kaza ve kaderleri nin tümünde hikmet ve isabetli olan) Hakîm de ancak O’dur!

KIRKALTINCI SÛRE-İ CELİLE
el-Ahkâf
SÛRE-İ CELîLESİ

Mekkî (Mekke-i Mükerreme döneminde inmiş)dir. 10, 15-18 ve 35. âyet-i kerîmeler Medîne’de nâzil olmuştur. 35 ayettir.
Rahmân ve Rahîm olan Allâh’ın ismiyle!

1  Hâ! Mîm!

2  O kitabın indirilişi, O Azîz ve Hakîm olan (; yaratmak istediği şeyi îcada muktedir olan ve bütün hü kümleri hikmetli ve isabetli bulunan) Allâh tarafın dandır.

3  Biz göklerle yeri ve ikisi arasındakileri (, boşu boşuna değil,) ancak (mükelleflere imtihan yurdu ol ma vasfı gibi yaratılmalarını uygun kılan) hak(lı bir neden) ile ve (son bulmaları için takdir edilip) adı konmuş bir ecelle yarattık! O kâfir olmuş kimseler ise, (bunca âlemle rin ne hikmetle yaratıldığını hiç düşünmeyici ve) korkutul muş oldukları şeylerden yüz çeviricilerdir.

4  (Habîbim! O müşriklere) de ki: “Gördünüz mü (, söyle yin bana); Allâh’ı bırakıp da tapmakta olduğu nuz o (âciz) şeyleri? Göste rin ba na ki; onlar yerden hangi bir şeyi ya ratmış lar, yoksa onlar için gökle r(in yaratılışın da ve yönetimin)de bir ortaklık mı var? İşte bu (tevhîdi açıklayan ve şirki iptal eden Kur’â)n dan önce (, dininizin doğruluğunu gösteren İlâhî) bir kitap (varsa,) ya da (putla rın ibadeti hak ettiğine dâir evvelkilerin bilgilerinden) en ufak bir ilim kalıntısı (mevcutsa, onları) bana getirin (de göreyim)! Eğer (davanızda) doğru kimseler olduysanız (, bu konuda bana bir delil getirmeniz gerekir)!

5  O kimseden daha sapık kim olabilir ki, Allâh’ı bırakıp da, kıyâmet gününe kadar kendisin(in hiç bir isteğin)e hiçbir cevap veremeyecek olan (putlar gibi âciz) kimselere ibadet etmektedir. Üstelik bu (tapınıla)nlar o (tapa)nların duasından bile habersizdirler!
Tasavvuf ve tevessül karşıtı bazı kimselerin bu ve benzeri âyetleri, mürşitlerine râbıta yapan veya Allâh-u Te`âlâ nezdinde yüksek mertebe sahibi olduğuna dâir hüsn-ü zanda bulunulan kişilerin kabirlerini ziyaret edip, onların yüzü suyu hürmetine Allâh-u Te`âlâ’dan bazı isteklerde bulunan kişiler aleyhine bir delilmiş gibi ortaya atmaları, ilgisiz bir şeyi konuya katmaktan başka bir şey değildir. Zira bu âyet-i kerîme Allâh’ı bırakıp da başkalarına tapanların, onlara yalvarışından bahsetmektedir. Tevessül ehli ise, Allâh-u Te`âlâ’ya ibadet ve duayı hiçbir suretle terk etmemekte, peygamberleri ve velîleri ise yine Allâh-u Te`â lâ’nın: “Sizi Bana ulaştıracak vesile arayın!” (Mâide Sûresi: 35) emri gereği, Allâh-u Te`âlâ’ya yaptıkları duanın kabulüne bir aracı edinmektedirler.

Câsiye Sûresi  501 
Cüz  26
cihanyamaneren