HATA BİLDİRİMLERİNİZ İÇİN TIKLAYIN
سُورَةُمُحَمَّدٍ  ٥٠٩ 
الجزء ٢٦

وَلَوْ نَشَٓاءُ لَاَرَيْنَاكَهُمْ فَلَعَرَفْتَهُمْ بِس۪يمٰيهُمْۜ وَلَتَعْرِفَنَّهُمْ ف۪ي لَحْنِ الْقَوْلِۜ وَاللّٰهُ يَعْلَمُ اَعْمَالَكُمْ ﴿ ٣٠ ﴾ وَلَنَبْلُوَنَّكُمْ حَتّٰى نَعْلَمَ الْمُجَاهِد۪ينَ مِنْكُمْ وَالصَّابِر۪ينَۙ وَنَبْلُوَ۬ا اَخْبَارَكُمْ ﴿ ٣١ ﴾ اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَصَدُّوا عَنْ سَب۪يلِ اللّٰهِ وَشَٓاقُّوا الرَّسُولَ مِنْ بَعْدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُمُ الْهُدٰىۙ لَنْ يَضُرُّوا اللّٰهَ شَيْـًٔاۜ وَسَيُحْبِطُ اَعْمَالَهُمْ ﴿ ٣٢ ﴾ يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اَط۪يعُوا اللّٰهَ وَاَط۪يعُوا الرَّسُولَ وَلَا تُبْطِلُٓوا اَعْمَالَكُمْ ﴿ ٣٣ ﴾ اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَصَدُّوا عَنْ سَب۪يلِ اللّٰهِ ثُمَّ مَاتُوا وَهُمْ كُفَّارٌ فَلَنْ يَغْفِرَ اللّٰهُ لَهُمْ ﴿ ٣٤ ﴾ فَلَا تَهِنُوا وَتَدْعُٓوا اِلَى السَّلْمِۗ وَاَنْتُمُ الْاَعْلَوْنَۗ وَاللّٰهُ مَعَكُمْ وَلَنْ يَتِرَكُمْ اَعْمَالَكُمْ ﴿ ٣٥ ﴾ اِنَّمَا الْحَيٰوةُ الدُّنْيَا لَعِبٌ وَلَهْوٌۜ وَاِنْ تُؤْمِنُوا وَتَتَّقُوا يُؤْتِكُمْ اُجُورَكُمْ وَلَا يَسْـَٔلْكُمْ اَمْوَالَكُمْ ﴿ ٣٦ ﴾ اِنْ يَسْـَٔلْكُمُوهَا فَيُحْفِكُمْ تَبْخَلُوا وَيُخْرِجْ اَضْغَانَكُمْ ﴿ ٣٧ ﴾ هَٓا اَنْتُمْ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ تُدْعَوْنَ لِتُنْفِقُوا ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِۚ فَمِنْكُمْ مَنْ يَبْخَلُۚ وَمَنْ يَبْخَلْ فَاِنَّمَا يَبْخَلُ عَنْ نَفْسِه۪ۜ وَاللّٰهُ الْغَنِيُّ وَاَنْتُمُ الْفُقَرَٓاءُۚ وَاِنْ تَتَوَلَّوْا يَسْتَبْدِلْ قَوْمًا غَيْرَكُمْۙ ثُمَّ لَا يَكُونُٓوا اَمْثَالَكُمْ ﴿ ٣٨ ﴾

سُورَةُمُحَمَّدٍ  ٥٠٩ 
الجزء ٢٦
Muhammed Sûresi  509 
Cüz  26

30  Biz dileseydik elbette sana onları gösterir dik de kesinlikle sen onları sîmalarıyla (ve birtakım alâ metleriyle) tanırdın. Ama andolsun ki; elbette sen onları (konuştukları tarizli ve kapalı) o söz üs lûbu içerisinde muhakkak tanıyacaksın! Zaten Allâh amellerinizi bilmektedir. (Kasıt ve niyetlerinize göre de size karşılığınızı verecektir.)

31  Andolsun ki; elbette Biz sizi (cihad gibi me şakkatli tekliflerle) mutlaka imtihan (edenin mua melesine tâbi) edeceğiz. Nihâyet içinizden cihad edenlerle, sabredenle ri(n neler yapacak larını ezelî ilmimizle bildiğimiz gibi, mükâfât gerektiren fiilî tatbikatlarını herkese) bil(di r)eceğiz ve sizin ha ber lerinizi(n güzel ve çirkinini, özellikle) de (imanınızda ve müminlerle dostluğunuz da samimiyet derecenizi) açığa çıkaracağız!

32  O (Kureyza ve Nadîr kabilelerine mensupYahu di) kimseler ki kâfir olmuşlardır, (insanları) Allâh’ın yolundan engellemişlerdir ve (Rasûlûllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)`in Tevrât’taki va sıflarını okuyarak ve gösterdiği mû cizeleri görerek) hidâyet kendilerine iyice belirdikten sonra o Rasûl’e karşı bir şıkta (ve muhalif bir cephede) yer almışlardır; gerçekten on lar en ufak bir şeyle bile Allah’a (da, peygamberine de) asla zarar veremezler. Zaten muhakkak O onların (İslâm’ı iptal uğrun daki tüm çabalarını ve kendi dinlerinde sevap umarak yapmış oldukları iyi) amellerini boşa çıkaracaktır.

33  Ey iman etmiş olan kimseler! Allah’a itaat edin, o Rasûl’e de itaat edin (; her ikisinin de emir lerini tutun, yasaklarından kaçın) ve (Müslüman olma nızı Habîbimin başına kakarak, inanç konularında nifak ve şüphelere kapılarak, gösteriş, işittirme ve ken dini beğenme gibi günahlara bulaşarak, özellikle de yaptığınız yardımları fakirlerin başına kakarak) amellerinizi iptal etmeyin!

34  O kimseler ki kâfir oldular ve Allâh’ın yolu (olan İslâm inancı)ndan yüz çevirdiler/(insanları) engellediler/; sonra da kendileri kâfirler olarak (Bedir’de) öldü(rüldü)ler; gerçekten de Allâh onları asla bağışlamayacaktır!

35  (Ey müminler! Mademki Allâh-u Te`âlâ’nın, kâ firleri iki cihanda da rezîl ü rüsvay edeceğinianladı nız,) öyleyse gevşemeyin ve (onları) barışa çağır(a rak, güçsüzlük açıkla)mayın. Oysa en üstün kimseler ancak sizsiniz. Allâh(ın yardımı) da sizinle beraberdir ve O, amellerinizi( n karşılığını) size asla eksiltmeyecektir.

36  O en alçak (dünya) hayat(ı) ancak (kendisin de hiçbir istikrar ve itibar bulunmayan) bir oyun ve bir eğlencedir. Eğer iman edersenizve (haramlar dan) hakkıyla sakınırsa nız, O size sevaplarınızı (tastamam) verecektir ve sizden mallarınızı(n ta mamını) istemeyecektir. (Bilakis kırkta bir gibi basit bir meblağı zekât olarak talep edecektir ki, bu da sizin kârınıza olacaktır.)

37  Şayet sizden onları(n tamamını) isteyecek olsaydı da böylece sizi sonuna kadar yoracak ol saydı, (mala karşı aşırı düşkünlüğünüzden dolayı) cimrilik ederdiniz. Bu sûretle O da sizin (Rasûlûllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)`e karşı) şiddetli kinlerinizi (meydana) çıkarırdı.

38  Dikkat! İşte sizler öyle kimselersiniz ki; (zekât, misafir ağırlamak, cihad, çoluk-çocuğa bakmak ve akrabaya yardım gibi hayırlara) Allâh yolunda harcama yapasınız diye davet olunmaktasınız. Ama içinizden cimrilik eden kimseler vardır. Kim cimrilik eder (de, Allâh-u Te`âlâ’nın emret tiği yolda yapması gereken harcamayı eksiltir) se, o ancak nefsinden (kaynaklanan bir hırstan) dolayı cimrilik yapmaktadır. (Bu yüzden bu cimriliğinin zararı ancak kendisine dokunur, başkasına ulaşmaz.) Oysa (hiçbir kimsenin yardımına ihtiyacı olmayan yegâne zengin ve) Ğaniyy ancak Allâh’tır, sizlerse tam anlamıyla fakirlersiniz (, dolayısıyla Allâh’ın size infakı emretmesi, Kendi ihtiyacından dolayı olma yıp, sizi faydalandırmak içindir)! Eğer (bu emirleri tutmaktan) yüz çevirirseniz, yerinize (Fars ve Türk milleti gibi) sizden başka bir toplumu getirir de, sonra onlar sizin gibi (iman ve takvâdan uzak) kimseler olmazlar!

Muhammed Sûresi  509 
Cüz  26
cihanyamaneren