HATA BİLDİRİMLERİNİZ İÇİN TIKLAYIN
سُورَةُالْفَتْحِ  ٥١٠ 
الجزء ٢٦

سُورَةُالْفَتْحِ
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
اِنَّا فَتَحْنَا لَكَ فَتْحًا مُب۪ينًاۙ ﴿ ١ ﴾ لِيَغْفِرَ لَكَ اللّٰهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِكَ وَمَا تَاَخَّرَ وَيُتِمَّ نِعْمَتَهُ عَلَيْكَ وَيَهْدِيَكَ صِرَاطًا مُسْتَق۪يمًاۙ ﴿ ٢ ﴾ وَيَنْصُرَكَ اللّٰهُ نَصْرًا عَز۪يزًا ﴿ ٣ ﴾ هُوَ الَّذ۪ٓي اَنْزَلَ السَّك۪ينَةَ ف۪ي قُلُوبِ الْمُؤْمِن۪ينَ لِيَزْدَادُٓوا ا۪يمَانًا مَعَ ا۪يمَانِهِمْۜ وَلِلّٰهِ جُنُودُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَل۪يمًا حَك۪يمًاۙ ﴿ ٤ ﴾ لِيُدْخِلَ الْمُؤْمِن۪ينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِد۪ينَ ف۪يهَا وَيُكَفِّرَ عَنْهُمْ سَيِّـَٔاتِهِمْۜ وَكَانَ ذٰلِكَ عِنْدَ اللّٰهِ فَوْزًا عَظ۪يمًاۙ ﴿ ٥ ﴾ وَيُعَذِّبَ الْمُنَافِق۪ينَ وَالْمُنَافِقَاتِ وَالْمُشْرِك۪ينَ وَالْمُشْرِكَاتِ الظَّٓانّ۪ينَ بِاللّٰهِ ظَنَّ السَّوْءِۜ عَلَيْهِمْ دَٓائِرَةُ السَّوْءِۚ وَغَضِبَ اللّٰهُ عَلَيْهِمْ وَلَعَنَهُمْ وَاَعَدَّ لَهُمْ جَهَنَّمَۜ وَسَٓاءَتْ مَص۪يرًا ﴿ ٦ ﴾ وَلِلّٰهِ جُنُودُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَز۪يزًا حَك۪يمًا ﴿ ٧ ﴾ اِنَّٓا اَرْسَلْنَاكَ شَاهِدًا وَمُبَشِّرًا وَنَذ۪يرًاۙ ﴿ ٨ ﴾ لِتُؤْمِنُوا بِاللّٰهِ وَرَسُولِه۪ وَتُعَزِّرُوهُ وَتُوَقِّرُوهُۜ وَتُسَبِّحُوهُ بُكْرَةً وَاَص۪يلًا ﴿ ٩ ﴾

سُورَةُالْفَتْحِ  ٥١٠ 
الجزء ٢٦
Fetih Sûresi  510 
Cüz  26

KIRKSEKİZİNCİ SÛRE-İ CELİLE
el-Fetih
SÛRE-İ CELîLESİ

Medenî (Medîne-i Münevvere döneminde inmiş)dir. 29 ayettir.
Rahmân ve Rahîm olan Allâh’ın ismiyle!

1  Gerçekten Biz sana (Hudeybiye antlaşmasını yaptırarak, Mekke-i Mükerreme’yi ele geçirmenle il gili) pek açık tam bir fetihle büyük bir fetih nasip ettik!

2  Neticede Allâh senin için geçmiş olan güna hını da, gelecek olanı da bağışlayacak, (dînini dün yaya yayıp yücelterek ve dînîdün yevî daha nice lütuflara mazhar kılarak) ni metini senin üzerine ta mamlayacak ve (elçilik vazifeni tebliğ ve İslâm’ın hü kümlerini tatbik hususunda) seni dosdoğru bir yola hidâyet buyuracaktır.

3  Bir de Allâh sana (eşine az rastlanan) pek güç lü bir yardımla nusrette bulunacaktır!

4  Ancak O’dur O Zât ki; (sahip oldukları) iman larıyla birlikte tam bir iman (ve şüphesiz bir inanç) bakı mın dan artış kaydetsinler diye inananların kalpleri içerisine sekînet (, rahmet, vakar, Allâh’a ve Rasûlüne saygı, İslâm’ın hükümlerine karşı bir meyil ve yatışma) indirmiştir (ki; böylece içine düştükleri korku ortamından sonra Hudeybiye antlaşmasıyla büyük bir güven kazanmışlar ve bu sayede Mekke fethine yol bulmuşlardır). Göklerin ve yerin orduları ancak Allâh’a âittir! (Böylece O, kâh çarpıştırarak, kâh da barıştırarak tüm orduların işlerini, üstün hikmetlere dayalı olan irâdesi doğrultusunda yönetmektedir.) Allâh dâima (her şeyi hakkıyla bilen ve her hükmü hikmet içeren) Alîm ve Hakîm olmuştur.

5  Tâ ki O (Allâh-u Te`âlâ müminlerin kalbine bu sekîneti indirerek), inanan erkeklerle inanan ka dınları, (köşklerinin ve ağaçlarının) altlarından sü rekli ırmaklar akmakta olan değerli cennetlere, içlerinde ebedî kalıcılar olarak girdirsin ve (beşe riyet gereği yapmış oldukları birtakım günahlarını ve) kötü işlerini (cezasız bırakarak) onlardan tamamen örtsün! İşte bu, Allâh katında pek büyük bir kurtuluş olmuştur. (Zira bu, menfaatleri temin ve zarar ları savuşturma hususunda temenni edilecek şeylerin son noktasıdır.)

6  Bir de böylece O (: “Allâh peygamberine ve müminlere yardım etmeyecek ve onları mahcup edecek!” diye), Allâh hakkında kötü düşünceyle zanda (ve tahminde) bulunan münafık erkeklerle münafık kadınlara, şirk koşan erkeklerle şirk koşan kadınlara azap etsin. O (müminler hakkında bekledikleri) kötü (felaket) dâire(si, dönüp dolaşıp neticede) onlar üzerinde (yerleşici)dir/o kötü dâire onlar üzerine çöksün/! Allâh onlara gazap etmiştir ve onları lânetlemiştir, üstelik onlara cehennem hazırlamıştır. O, varılacak bir yer olarak ne de kötü olmuştur!
Bu âyet-i celîlelerde; Hudeybiye musâlahasıyla, müminlerin kalplerinin teskin edilmesinin ve Mekke fethinin kendilerine vaad edilmesinin hikmeti açıklanmaktadır ki, böylece müminler Allâh-u Te`âlâ’nın nimetini takdir edip şükrederek sevaba nâil olacaklar, kâfirler ve münafıklar ise, hiç hoşlanmadıkları şeylerle karşılaşarak iki cihanda da azaba uğratılacaklardır.

7  Göklerin ve yerin orduları sadece Allâh’a aittir! Allâh dâima (düşmanlarından intikam almak üze re azap ordularını harekete geçirme gücüne sahip olan ve tüm kaza ve kaderleri yerli yerinde bulunan bir) Azîz ve Hakîm olmuştur.

8  Şüphesiz Biz seni (, kendilerine gönderildiğin tüm âlemlerin inanıp inanmadıkları, kurtuluşa erip ermediklerine dâir) büyük bir şâhit, değerli bir müj deleyici ve önemli bir uyarıcı olarak gönderdik (ki; iman edip itaat edenleri cennetle müjdeleyesin, inkâr edip isyan edenleri de cehennemle korkutasın)!

9  Tâ ki siz Allâh’a ve Rasûlüne iman edesiniz, O’na yardım edesiniz, O’na tazimde bulunasınız/ ona (; Rasûlûllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)`e) yardım edesiniz ve kendisine saygı gösteresiniz/ ve sabah-akşam O’nu (, şânına yakışmayan tüm noksan sıfat lardan tenzîh ve) tesbîh edesiniz/O’nun için namaz kılasınız/!

Fetih Sûresi  510 
Cüz  26
cihanyamaneren