HATA BİLDİRİMLERİNİZ İÇİN TIKLAYIN
سُورَةُالْفَتْحِ  ٥١٢ 
الجزء ٢٦

قُلْ لِلْمُخَلَّف۪ينَ مِنَ الْاَعْرَابِ سَتُدْعَوْنَ اِلٰى قَوْمٍ اُو۬ل۪ي بَأْسٍ شَد۪يدٍ تُقَاتِلُونَهُمْ اَوْ يُسْلِمُونَۚ فَاِنْ تُط۪يعُوا يُؤْتِكُمُ اللّٰهُ اَجْرًا حَسَنًاۚ وَاِنْ تَتَوَلَّوْا كَمَا تَوَلَّيْتُمْ مِنْ قَبْلُ يُعَذِّبْكُمْ عَذَابًا اَل۪يمًا ﴿ ١٦ ﴾ لَيْسَ عَلَى الْاَعْمٰى حَرَجٌ وَلَا عَلَى الْاَعْرَجِ حَرَجٌ وَلَا عَلَى الْمَر۪يضِ حَرَجٌۜ وَمَنْ يُطِعِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ يُدْخِلْهُ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۚ وَمَنْ يَتَوَلَّ يُعَذِّبْهُ عَذَابًا اَل۪يمًا۟ ﴿ ١٧ ﴾ لَقَدْ رَضِيَ اللّٰهُ عَنِ الْمُؤْمِن۪ينَ اِذْ يُبَايِعُونَكَ تَحْتَ الشَّجَرَةِ فَعَلِمَ مَا ف۪ي قُلُوبِهِمْ فَاَنْزَلَ السَّك۪ينَةَ عَلَيْهِمْ وَاَثَابَهُمْ فَتْحًا قَر۪يبًاۙ ﴿ ١٨ ﴾ وَمَغَانِمَ كَث۪يرَةً يَأْخُذُونَهَاۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَز۪يزًا حَك۪يمًا ﴿ ١٩ ﴾ وَعَدَكُمُ اللّٰهُ مَغَانِمَ كَث۪يرَةً تَأْخُذُونَهَا فَعَجَّلَ لَكُمْ هٰذِه۪ وَكَفَّ اَيْدِيَ النَّاسِ عَنْكُمْۚ وَلِتَكُونَ اٰيَةً لِلْمُؤْمِن۪ينَ وَيَهْدِيَكُمْ صِرَاطًا مُسْتَق۪يمًاۙ ﴿ ٢٠ ﴾ وَاُخْرٰى لَمْ تَقْدِرُوا عَلَيْهَا قَدْ اَحَاطَ اللّٰهُ بِهَاۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرًا ﴿ ٢١ ﴾ وَلَوْ قَاتَلَكُمُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لَوَلَّوُا الْاَدْبَارَ ثُمَّ لَا يَجِدُونَ وَلِيًّا وَلَا نَص۪يرًا ﴿ ٢٢ ﴾ سُنَّةَ اللّٰهِ الَّت۪ي قَدْ خَلَتْ مِنْ قَبْلُۚ وَلَنْ تَجِدَ لِسُنَّةِ اللّٰهِ تَبْد۪يلًا ﴿ ٢٣ ﴾

سُورَةُالْفَتْحِ  ٥١٢ 
الجزء ٢٦
Fetih Sûresi  512 
Cüz  26

16  (Habîbim! Tevbelerine bir alâ met olsun diye bir fırsat daha tanınacağını açıklamak üzere) o geride bırakılan bedevîlere de ki: “Yakında siz (, Hevâzin ve Sakîf gibi) çok güçlü sa vaş ehli olan bir kavim(le muhârebey)e çağrılacak sınız da; onlarla savaşacaksınız ya da Müslüman olacaklar! Eğer (bu çağrıya) itaat edecek olursanız, Allâh size (dünyada ganimet, âhirette cennet gibi) pek güzel bir mûkâfat verecektir. Ama daha önce (Hudeybiye’de) yüz çevirmiş olduğunuz gibi, (bu davete de icabetten) yüz çevirirseniz, (suçunuz katlanacağı için) O, pek acı verici büyük bir azapla size azap edecektir.

17  Kör olan üzerine (, cihattan geri kaldığı için) hiçbir günah olmamıştır; topal üzerine de hiçbir darlık yoktur; hasta üzerine de hiçbir güçlük yok tur! Her kim (anlatılan emir ve yasaklar hususunda) Allâh’a ve Rasûlüne itaat ederse, O onu (köşklerinin ve ağaçlarının) altlarından sürekli ırmaklar akmak ta olan pek değerli cennetlere girdirecektir. Ama her kim (itaatten) yüz çevirirse, ona da pek acı veren büyük bir azapla azap edecektir.

18  Andolsun ki; elbette o ağacın altında seninle (cihad üzere, ölümüne) bî`atleştikleri zaman, gerçekten Allâh o müminlerden râzı olmuştur. Böylece O, onların kalplerinde bulunan (sadâkat ve ihlâs)ı bilmiş, bu sebeple üzerlerine sekînet (; huzur, güven ve cesaret) indirmiştir. Bir de onları (Hudeybiye’den döner dönmez) pek yakın bir fetih (olan Hayber fethi, daha sonra da Mekke fethi) ile mükâfûtlandırmıştır.
Hicretin altıncı senesinde Rasûlûllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) umre niyetiyle Mekke’ye doğru yola çıkmıştı. Mekke’ye bir konak mesafede olan Hudeybiye’ye varınca, savaş için gelmediğini kendilerine bildirmek üzere Mekke ehline Hıraş adında bir elçi gönderdi. Fakat onlar bu zâtın devesini kestiler ve kendisini öldürmek istediler de o, onların ellerinden zor kurtuldu. Bunun üzerine Rasûlûllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) Hazreti Osman’ı aynı maksatla gönderdi ve Mekke’de bulunan müminlere gidip, onlara yakında Mekke’nin fethedileceğini müjdelemesini emretti. Derken Osman (Radıyallâhu anh) Kureyş’e varıp durumu arz ettiğinde onlar bu umreye izin vermediler ve onu alıkoydular. Ama bu durum Rasûlûllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)`e Hazreti Osman’ın şehit edildiği şeklinde ulaşınca, savaş kararı alarak bir münâdiye: “Cibrîl (Aleyhisselâm) inmiştir ve Rasûlûllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)`e ölümünedek savaştan kaçmamak üzere bîati emretmiştir” diye ilan ettirdi. Bunun üzerine Cedd ibni Kays isimli bir mûnâfık dışında orada bulunan bin beş yüz civarında tüm sahâbe bir ağacın altında Rasûlûllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)`e bîat ettiler ve böylece onlar Allâh-u Te`âlâ’nın bu âyet-i celîlede anlatılan rızasına, cehennem den berâete ve yer halkının en hayırlıları olma vasfına nâil oldular. İşte bu hadise Bey’atürrıdvân diye adlandırılmıştır. (Beyzâvî, Nesefî, Âlûsî)

19  (Hayber’den ve Hecer’den temin edecekleri) daha birçok ganimetlerle (onları mükâfatlandırmış tır) ki, onları da (gönül rahatlığıyla) alacaklardır. Allâh dâima (yenilmez bir güce mâlik ve i t i raz edil mez bir hükme sahip olan) Azîz ve Hakîm olmuştur.

20  (Ey müminler!) Allâh size birçok ganimetler vaad etmiştir ki, (kıyâmet gününe kadar) onları ala caksınız. İşte bunu size peşin vermiştir ve o (Hayber halkının ve antlaşmalıları olan Esed ve Ğatafân oğulla rına mensup) insanların ellerini sizden engellemiş tir. Tâ ki bu (engelleme ve Hayber ganimetlerini bağışlama), inananlar(ın, Rasûlûllâh (Sallâl lâhu Aleyhi ve Sellem)`in sözlerinin doğruluğunu ve kendilerinin Allâh katındaki değerlerini anlamaları) için bir alâmet ol sun ve (bu sayede) O (Allâh-u Te`âlâ) sizi (her konuda Kendisine güvenme vasfına sahip kılarak) dosdoğru bir yola kavuştursun!

21  (Huneyn gazasında elde edeceğiniz) diğer (He vâzin ganimetler)ini de (Allâh-u Te`âlâ size Hayber ganimetlerinin ardından peşin olarak yazmıştır) ki, (henüz) siz onlara (kavuşmaya) güç bulamamıştınız, ama Allâh gerçekten onları (tam bir mülkiyetle) kuşatmıştı! Zaten, Allâh dâima her şeye (hakkıyla gücü yeten bir) Kadîr olmuştur.

22  O kâfir olmuş kimseler sizinle (barışa yanaş mayıp) savaşacak olsa, elbette (bozguna uğrayarak,) arkalar(ın)a dönerlerdi. Sonra da (kendilerini kurtaracak) ne yakın bir dost, ne de gerçek bir yardımcı bulamazlardı.

23  Allâh’ın daha önce kesinlikle geçmiş olan o sünneti (ve sürekli âdeti) olarak (peygamberlerin âkı beti mutlaka zafer olmuştur)! Allâh’ın sürekli âdeti için sen asla hiçbir değiştirme bulamazsın! (Zira O’nun kanunlarını değiştirecek hiçbir güç yoktur, O da kurallarını bozmamaya ve bozdurmamaya karar vermiştir!)

Fetih Sûresi  512 
Cüz  26
cihanyamaneren