HATA BİLDİRİMLERİNİZ İÇİN TIKLAYIN
سُورَةُالْحُجُرَاتِ  ٥١٥ 
الجزء ٢٦

وَلَوْ اَنَّهُمْ صَبَرُوا حَتّٰى تَخْرُجَ اِلَيْهِمْ لَكَانَ خَيْرًا لَهُمْۜ وَاللّٰهُ غَفُورٌ رَح۪يمٌ ﴿ ٥ ﴾ يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِنْ جَٓاءَكُمْ فَاسِقٌ بِنَبَاٍ فَتَبَيَّنُٓوا اَنْ تُص۪يبُوا قَوْمًا بِجَهَالَةٍ فَتُصْبِحُوا عَلٰى مَا فَعَلْتُمْ نَادِم۪ينَ ﴿ ٦ ﴾ وَاعْلَمُٓوا اَنَّ ف۪يكُمْ رَسُولَ اللّٰهِۜ لَوْ يُط۪يعُكُمْ ف۪ي كَث۪يرٍ مِنَ الْاَمْرِ لَعَنِتُّمْ وَلٰكِنَّ اللّٰهَ حَبَّبَ اِلَيْكُمُ الْا۪يمَانَ وَزَيَّنَهُ ف۪ي قُلُوبِكُمْ وَكَرَّهَ اِلَيْكُمُ الْكُفْرَ وَالْفُسُوقَ وَالْعِصْيَانَۜ اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الرَّاشِدُونَۙ ﴿ ٧ ﴾ فَضْلًا مِنَ اللّٰهِ وَنِعْمَةًۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ حَك۪يمٌ ﴿ ٨ ﴾ وَاِنْ طَٓائِفَتَانِ مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَ اقْتَتَلُوا فَاَصْلِحُوا بَيْنَهُمَاۚ فَاِنْ بَغَتْ اِحْدٰيهُمَا عَلَى الْاُخْرٰى فَقَاتِلُوا الَّت۪ي تَبْغ۪ي حَتّٰى تَف۪ٓيءَ اِلٰٓى اَمْرِ اللّٰهِۚ فَاِنْ فَٓاءَتْ فَاَصْلِحُوا بَيْنَهُمَا بِالْعَدْلِ وَاَقْسِطُواۜ اِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ الْمُقْسِط۪ينَ ﴿ ٩ ﴾ اِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ اِخْوَةٌ فَاَصْلِحُوا بَيْنَ اَخَوَيْكُمْ وَاتَّقُوا اللّٰهَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ۟ ﴿ ١٠ ﴾ يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا يَسْخَرْ قَوْمٌ مِنْ قَوْمٍ عَسٰٓى اَنْ يَكُونُوا خَيْرًا مِنْهُمْ وَلَا نِسَٓاءٌ مِنْ نِسَٓاءٍ عَسٰٓى اَنْ يَكُنَّ خَيْرًا مِنْهُنَّۚ وَلَا تَلْمِزُٓوا اَنْفُسَكُمْ وَلَا تَنَابَزُوا بِالْاَلْقَابِۜ بِئْسَ الِاسْمُ الْفُسُوقُ بَعْدَ الْا۪يمَانِۚ وَمَنْ لَمْ يَتُبْ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الظَّالِمُونَ ﴿ ١١ ﴾

سُورَةُالْحُجُرَاتِ  ٥١٥ 
الجزء ٢٦
Hucurât Sûresi  515 
Cüz  26

5  Eğer gerçekten onlar, sen kendilerine çıkınca ya kadar sabretmiş olsalardı, elbette bu onlar için pek hayırlı bir şey olurdu. Allâh (tevbe edenleri çokça bağışlayan bir) Ğafûr’dur; (Kendisine yönelenlere çok acıyan bir) Rahîm’dir. (Bu yüzden sana tâzimsizlik yapan bu kişilere peşinen ceza vermeyip, sadece nasihatle yetinmiştir, ama bunlar da tevbe edecek olsalar, Allâh-u Te`âlâ’nın mağfireti ve rahmeti onları dışta bırakacak değildir.)
Bu âyetler, kuşluk vakti istirahat ederken Rasûlûllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)`in hâne-i saâdetlerinin etrafına gelen ve Rasûlûllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)`i şiir ve iftihar yarışına çağırmak için sesli şekilde bağırarak uyandıran Temîm kabilesinin Bedevîlerinden bahsetmektedir.

6  Ey iman etmiş olan kimseler! Eğer (günahtan sakınmayan, dolayısıyla yalan söylemeyeceğine emin olunamayan) bir fâsık kişi size önemli bir haber getirecek olursa, (onun mâhiyetini) iyice araştırın ki; (suçsuz) bir toplumu bilgisizce musibete uğratırsınız da, (suçsuzlukları ortaya çıktıktan) sonra (onlar hakkında) yapmış olduğunuz şeye karşı (: “Keşke böyle bir hadise meydana gelmemiş olsaydı!” diyerek) pişman olan kimselere dönüverirsiniz.
Rasûlûllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) tarafından Mustalik oğullarına tahsildar olarak gönderilen Velîd ibni Ukbe (Radıyallâhu anh), câhiliyet devrinde aralarında bulunan hasımlıktan dolayı, kendisini karşılamaya çıkan kişilerin onu öldürmeye geldiklerini sanmış ve doğruca Rasûlûllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)`e dönerek, onların dinden çıktığını ve zekât vermediğini söylemiş, bunun üzerine Rasûlûllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) Halid ibni Velîd’i göndermiş, o da onları namaz kılarken bulmuş ve zekâtlarını teslim almıştır.

7  Hem (şunu iyi) bilin ki; gerçekten aranızda Allâh’ın Rasûlü bulunmaktadır! (O halde ona karşı yalan söylemeye kalkmayın, zira Allâh ona doğruyu haber verdiğinde yalancı rezil olacaktır.) Eğer o, birçok işte size itaat ed(ip sözünüzü dinle y)ecek olsa, elbette sıkıntıya düşerdiniz/ helâk olurdunuz/! Lâkin Allâh siz(in ekseriniz)e(, yalancıyı tasdik et mek, suçsuza saldırmaya teşvik etmek ve hakkı kendi görüşlerine uydurmak gibi kötü halleri benimsetme miş, bilakis) imanı iyice sevdirmiş, onu kalpleri nizde çokça süslemiş; kâfirliği, fasıklığı (, yalancı lığı) ve günahları ise size pek çirkin göstermiştir! İşte ancak onlar, dosdoğru yolu bulmuş (ve hiçbir sûretle istikametten ayrılmamış) kimselerin ta kendileridir!

8  Allâh’tan büyük bir lütuf ve yüce bir nimet olsun diye (Allâh-u Te’âlâ size iyilikleri sevdirmiş, kö tülükleri ise çirkin göstermiştir)! Allâh (müminler ara sındaki üstünlük dereceleri dâhil her şeyi hakkıyla bi len bir) Alîm’dir; (kime neyi sevdireceği ve kimi neden nefret ettireceği hususları dâhil, her yaptığını yerli yerince yapan bir) Hakîm’dir.

9  Eğer müminlerden iki topluluk birbirleriyle savaşırlarsa, hemen (nasihat ederek, varsa şüpheleri gidererek ve Allâh’ın hükmüne davet ederek) araların da barış sağlayın! Ama onların birisi diğerine kar şı azgınlık edecek olursa, o azgınlık etmekte bulu nanla, Al lâh’ın emrine (ve hükmüne) dönünceye ka dar savaşın! Eğer (sizinle savaşmayı göze ala mayarak, Allâh’ın emrine) dönecek olursa, (savaşı bırakmalarıyla yetinmeyip,) hemen adâletle aralarında barış kurun (ki, başka bir zaman yeni bir savaş çıkmasın)! (Yapacağınız ve terk edeceğiniz her hususta) adâletli olun! Şüphesiz ki Allâh adâletli davrananları sever (; böylece onlara en güzel karşılığı verir).

10  Müminler ancak kardeştirler! Öyleyse kardeşleriniz arasında barışı sağlayın! (Her konuda olduğu gibi, din kardeşlerinizin arasını bulmayı önemsememe hususunda da) Allâh’tan hakkıyla sakının! Tâ ki siz rahmet olunasınız!

11  Ey iman etmiş olan kimseler! Bir toplum diğer bir toplum(u hakir görüp onlar)la alay etmesin, zira umulur ki o (alaya alına)nlar bu (alaya ala)nlar dan (Allâh katında) hayırlı olabilirler! Birtakım kadınlar da diğer birkısım kadınlarla dalga geçmesin, çünkü umulur ki onlar bunlardan daha iyi olabilirler! (İnananlar tek bir vücut gibi olduklarına göre,) nefisleriniz (mesabesinde olan mümin kardeşleriniz)i (ne sözle ne de işaretle) ayıplamayın ve (birbirinizi istenmedik) lakaplarla (ayıplamak için aranızda) çağrışmayın/atışmayın/! İman(la vasıflandık)dan sonra (birbirini ayıplayarak, sövüp sayarak ve kötü lakaplar takarak) fâsıklıkla anılmak ne kötü olmuştur! Her kim (bu günahlardan) tevbe etmezse, işte ancak onlar (isyanı itaat yerine koyarak ve kendilerini azaba sunarak nefislerine) zulmetmiş olanların ta kendileridir!

Hucurât Sûresi  515 
Cüz  26
cihanyamaneren