HATA BİLDİRİMLERİNİZ İÇİN TIKLAYIN
سُورَةُالطُّورِ  ٥٢٤ 
الجزء ٢٧

اَمْ تَأْمُرُهُمْ اَحْلَامُهُمْ بِهٰذَٓا اَمْ هُمْ قَوْمٌ طَاغُونَۚ ﴿ ٣٢ ﴾ اَمْ يَقُولُونَ تَقَوَّلَهُۚ بَلْ لَا يُؤْمِنُونَۚ ﴿ ٣٣ ﴾ فَلْيَأْتُوا بِحَد۪يثٍ مِثْلِه۪ٓ اِنْ كَانُوا صَادِق۪ينَۜ ﴿ ٣٤ ﴾ اَمْ خُلِقُوا مِنْ غَيْرِ شَيْءٍ اَمْ هُمُ الْخَالِقُونَۜ ﴿ ٣٥ ﴾ اَمْ خَلَقُوا السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَۚ بَلْ لَا يُوقِنُونَۜ ﴿ ٣٦ ﴾ اَمْ عِنْدَهُمْ خَزَٓائِنُ رَبِّكَ اَمْ هُمُ الْمُصَيْطِرُونَۜ ﴿ ٣٧ ﴾ اَمْ لَهُمْ سُلَّمٌ يَسْتَمِعُونَ ف۪يهِۚ فَلْيَأْتِ مُسْتَمِعُهُمْ بِسُلْطَانٍ مُب۪ينٍۜ ﴿ ٣٨ ﴾ اَمْ لَهُ الْبَنَاتُ وَلَكُمُ الْبَنُونَۜ ﴿ ٣٩ ﴾ اَمْ تَسْـَٔلُهُمْ اَجْرًا فَهُمْ مِنْ مَغْرَمٍ مُثْقَلُونَۜ ﴿ ٤٠ ﴾ اَمْ عِنْدَهُمُ الْغَيْبُ فَهُمْ يَكْتُبُونَۜ ﴿ ٤١ ﴾ اَمْ يُر۪يدُونَ كَيْدًاۜ فَالَّذ۪ينَ كَفَرُوا هُمُ الْمَك۪يدُونَۜ ﴿ ٤٢ ﴾ اَمْ لَهُمْ اِلٰهٌ غَيْرُ اللّٰهِۜ سُبْحَانَ اللّٰهِ عَمَّا يُشْرِكُونَ ﴿ ٤٣ ﴾ وَاِنْ يَرَوْا كِسْفًا مِنَ السَّمَٓاءِ سَاقِطًا يَقُولُوا سَحَابٌ مَرْكُومٌ ﴿ ٤٤ ﴾ فَذَرْهُمْ حَتّٰى يُلَاقُوا يَوْمَهُمُ الَّذ۪ي ف۪يهِ يُصْعَقُونَۙ ﴿ ٤٥ ﴾ يَوْمَ لَا يُغْن۪ي عَنْهُمْ كَيْدُهُمْ شَيْـًٔا وَلَا هُمْ يُنْصَرُونَۜ ﴿ ٤٦ ﴾ وَاِنَّ لِلَّذ۪ينَ ظَلَمُوا عَذَابًا دُونَ ذٰلِكَ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ ﴿ ٤٧ ﴾ وَاصْبِرْ لِحُكْمِ رَبِّكَ فَاِنَّكَ بِاَعْيُنِنَا وَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ ح۪ينَ تَقُومُۙ ﴿ ٤٨ ﴾ وَمِنَ الَّيْلِ فَسَبِّحْهُ وَاِدْبَارَ النُّجُومِ ﴿ ٤٩ ﴾

سُورَةُالطُّورِ  ٥٢٤ 
الجزء ٢٧
Tûr Sûresi  524 
Cüz  27

32  Yoksa işte bun(ca çelişkili mevzuy)u onlara akılları mı emretmektedir (de, Rasûlûllâh #&40;Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem#&41; hakkında kesin bir karar veremeyip, ona kâhin, şâir ve mecnun gibi birbirine zıt vasıflar yakıştırmakta dırlar. Nitekim kâhinlik ve şâirlik tam bir zekâ ve fetânet gerektirmekte, delilik ise bunlarla tamamen zıt bir konumda bulunmaktadır. Böylece onlar Rasûlûllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)`e karşı yürüttükleri câhilâne düşmanlıktan dolayı, farkında olmadan kendi kendilerini yalanlamaktadırlar), yahut onlar bir azgınlar toplumu mudurlar?

33  Yoksa onlar: “Onu o uydurdu?” mu diyorlar. Doğrusu onlar (inatlarından dolayı Kur’ân’a) inanmıyorlar.

34  (Mademki onun bir insan sözü olduğunu söylüyorlar,) öyleyse (hem lafız hemde mana yönünden) ona benzer bir söz getirsinler. Eğer doğru kimseler olduysalar (, böyle bir şey yapmalıdırlar, zira Rasûlûllâh #&40;Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem#&41; ile insanlıkta ve Araplıkta müşterek olmalarına ilâveten, onlar konuşma dilini ve şiirleri, düz yazı ve nesir üslûplarını, ayrıca önemli olaylara sahne olmuş günlerin tarihçelerini daha iyi biliyorlar)!

35  Yoksa onlar (yaratılışlarını ayarlayıp, onları yoktan var eden) bir şey bulunmaksızın (kendi başlarına) mı yaratıldılar ya da (kendilerini) yaratanlar (yine) ancak kendileri midirler (ki, Allâh, peygamber tanımıyorlar)?

36  Yoksa gökleri ve yeri onlar mı yarattılar? Doğrusu onlar (her şeyi yaratanın kim olduğu sorusuna “Allâh” diye cevap verirlerken, bu söylediklerine) yakînen inanmıyorlar!

37  Yoksa Rabbinin (peygamberlik ve rızık) hazineleri sadece onların yanında mıdır (ki, istediklerine diledikleri kadar verebiliyorlar)? Ya da onlar ezici güce sahip kimseler midirler (ki, yönetimi keyiflerine göre yürütüyorlar)?

38  Yoksa onlara ait (, ucu göğe dayalı) bir merdiven mi var ki, onun üzerinde (vahyi) dinlemektedirler? Öyleyse dinleyicileri açık ve güçlü bir delil getirsin (de, Allâh’ın kelâmını duyduğunu tasdik ettirsin)!

39  Yoksa o kızlar (sandığınız melekler) O’na ait de, oğlanlar size mi mahsustur? (Böyle saçma bir görüşe sahip olan kişinin, melekût âlemine yükselip İlâhî kelâmı duyması bir yana, akıllı bile sayılması olacak şey değildir.)

40  (Habîbim!) Yoksa sen onlardan (elçilik vazifeni tebliğe karşılık yüklü) bir ücret mi talep etmektesin de, bu nedenle onlar büyük bir borç yüzünden ağır yük taşıyan (ve bu yüzden sana uyamayan) kimselerdir?

41  Yoksa gayb(a ait ilimlerin kendisinde yazılı bulunduğu Levh-i Mahfûz) sadece onların yanındadır da, onlar (insanlara meşrû ettikleri uydurma düzenleri ondan) mı yazı(p bildiri)yorlar?

42  Yoksa onlar (sana ve dinine karşı Dârü’n-Nedve’de toplanıp) bir hile yapmak mı arzuluyorlar? Ama o kâfir olmuş kimseler, tuzakları başlarına geçirilenlerin ta kendileridirler!

43  Yoksa onlar için Allâh’tan başka bir ilâh mı vardır (ki, onları O’nun azâbından koruyabilsin)! Ortak koşmalarından tesbîh (ve tenzîh) Allâh’a!

44  Onlar gökten (kendilerine azap etme için) düşen büyük bir parça görecek olsalar(, yine de inatlarından): “Üst üste yığılmış bir buluttur!” derler.

45  O halde sen onları (hiç önemseme de, öylece gaflet içinde) bırak, tâ ki kavuşsunlar, kendisinde çarpılıp ölecekleri o günlerine;

46  Hilelerinin onlardan (azap nâmına) hiçbir şeyi savuşturamayacağı ve kendilerinin (hiç kimse tarafından) yardım olunamayacakları güne!

47  İşte o zâlim olmuş kimseler için, gerçekten bu (âhiret azâbı)ndan önce (kıtlık, katliâm ve kabir azâbı gibi) bir çok azap daha vardır. Lâkin onların pek çoğu (bu gerçeği) bilmezler.

48  (Habîbim!) Böylece sen Rabbinin (, bir zaman daha onlara mühlet vermesi hususundaki) hükmüne sabret! Muhakkak ki sen Bizim korumamız (ve gözetimimiz altın)dasın! (Oturduğun herhangi bir meclisten kalkacağın vakit, özellikle de namaza) kalkacağın zaman Rabbinin hamdiyle birlikte tesbîhte bulun!

49  Gecenin bir kısmında da O’nu tesbîh et, (sabahın ışığının belirmesiyle) yıldızların kaybolma zamanında da (yine O’nu zikret)!

Tûr Sûresi  524 
Cüz  27
cihanyamaneren