HATA BİLDİRİMLERİNİZ İÇİN TIKLAYIN
سُورَةُالْقَمَرِ  ٥٢٨ 
الجزء ٢٧

خُشَّعًا اَبْصَارُهُمْ يَخْرُجُونَ مِنَ الْاَجْدَاثِ كَاَنَّهُمْ جَرَادٌ مُنْتَشِرٌۙ ﴿ ٧ ﴾ مُهْطِع۪ينَ اِلَى الدَّاعِۜ يَقُولُ الْكَافِرُونَ هٰذَا يَوْمٌ عَسِرٌ ﴿ ٨ ﴾ كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍ فَكَذَّبُوا عَبْدَنَا وَقَالُوا مَجْنُونٌ وَازْدُجِرَ ﴿ ٩ ﴾ فَدَعَا رَبَّهُٓ اَنّ۪ي مَغْلُوبٌ فَانْتَصِرْ ﴿ ١٠ ﴾ فَفَتَحْنَٓا اَبْوَابَ السَّمَٓاءِ بِمَٓاءٍ مُنْهَمِرٍۘ ﴿ ١١ ﴾ وَفَجَّرْنَا الْاَرْضَ عُيُونًا فَالْتَقَى الْمَٓاءُ عَلٰٓى اَمْرٍ قَدْ قُدِرَۚ ﴿ ١٢ ﴾ وَحَمَلْنَاهُ عَلٰى ذَاتِ اَلْوَاحٍ وَدُسُرٍۙ ﴿ ١٣ ﴾ تَجْر۪ي بِاَعْيُنِنَاۚ جَزَٓاءً لِمَنْ كَانَ كُفِرَ ﴿ ١٤ ﴾ وَلَقَدْ تَرَكْنَاهَٓا اٰيَةً فَهَلْ مِنْ مُدَّكِرٍ ﴿ ١٥ ﴾ فَكَيْفَ كَانَ عَذَاب۪ي وَنُذُرِ ﴿ ١٦ ﴾ وَلَقَدْ يَسَّرْنَا الْقُرْاٰنَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِنْ مُدَّكِرٍ ﴿ ١٧ ﴾ كَذَّبَتْ عَادٌ فَكَيْفَ كَانَ عَذَاب۪ي وَنُذُرِ ﴿ ١٨ ﴾ اِنَّٓا اَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ ر۪يحًا صَرْصَرًا ف۪ي يَوْمِ نَحْسٍ مُسْتَمِرٍّۙ ﴿ ١٩ ﴾ تَنْزِعُ النَّاسَۙ كَاَنَّهُمْ اَعْجَازُ نَخْلٍ مُنْقَعِرٍ ﴿ ٢٠ ﴾ فَكَيْفَ كَانَ عَذَاب۪ي وَنُذُرِ ﴿ ٢١ ﴾ وَلَقَدْ يَسَّرْنَا الْقُرْاٰنَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِنْ مُدَّكِرٍ۟ ﴿ ٢٢ ﴾ كَذَّبَتْ ثَمُودُ بِالنُّذُرِ ﴿ ٢٣ ﴾ فَقَالُٓوا اَبَشَرًا مِنَّا وَاحِدًا نَتَّبِعُهُٓۙ اِنَّٓا اِذًا لَف۪ي ضَلَالٍ وَسُعُرٍ ﴿ ٢٤ ﴾ ءَاُلْقِيَ الذِّكْرُ عَلَيْهِ مِنْ بَيْنِنَا بَلْ هُوَ كَذَّابٌ اَشِرٌ ﴿ ٢٥ ﴾ سَيَعْلَمُونَ غَدًا مَنِ الْكَذَّابُ الْاَشِرُ ﴿ ٢٦ ﴾ اِنَّا مُرْسِلُوا النَّاقَةِ فِتْنَةً لَهُمْ فَارْتَقِبْهُمْ وَاصْطَبِرْۘ ﴿ ٢٧ ﴾

سُورَةُالْقَمَرِ  ٥٢٨ 
الجزء ٢٧
Kamer Sûresi  528 
Cüz  27

7  (Yaşadıkları dehşet nedeniyle) gözleri zelil duruma düşmüş kimseler hâlinde kabirler(in) den (kala balık ve dağınık bir şekilde) çıkacaklardır. Sanki onlar (delicesine) yayılmış çekirgelerdir.

8  O çağırıcıya (; onları mahşer sahasında toplan maya davet eden İsrâfil (AleyhisSelâm)` a) doğru boyun uzatıp bakanlar ve kovalarcasına süratlice koşan lar halinde! (O gün) kâfirler diyecek ki: “İşte bu, pek çetin bir gündür!”

9  Onlardan önce Nûh’un kavmi de yalanlamıştı! İşte onlar kulumuzu yalanlamıştılar da, üstelik: “(O) bir delidir!” demiştiler ve böylece o (, türlü türlü eziyetlerle tebliğ görevini yerine getirmekten) engel lenmişti.

10  Bunun üzerine o, Rabbine dua etti ki: “Ben gerçekten (kavmim tarafından) yenik düşü rülmüş biriyim! O halde Sen (benim adıma onlardan) intikam al!”

11  Nihâyet Biz göğün kapılarını (bardaktan boşanırcasına) bolca dökülen bir suyla açıverdik!

12  Yeri de gözeler halinde (kırk gün) fışkırttık da, böylece (yerle gök sularının karışımından toplanan) o su, gerçekten (ezelde) takdir edilmiş bulunan bir iş üzere (; o dünyayı suya gark edecek tûfânı gerçek leştirmek için) buluşuverdi.

13  Derken Biz onu enli tahtalar ve çivilere sahip bir şey (olan gemi) üzerine yükledik ki;

14  O, Bizim gözetimimizle (suda) akıp gitmekteydi. İnkâr edilmiş olan/kendisine nankörlük edil miş olan/ kişiye yeterli bir mü kâ fat olarak (bunu yaptık)!

15  Andolsun ki; elbette Biz onu (; o geminin kalıntısını uzun bir süre) bir âyet olarak muhakkak bırakmışızdır! Ama var mı hiç iyice öğüt alan?!

16  İşte (bak,) Benim azâbım ve uyarılarım nasıl olmuş? (Elbette ki onların anlatılamayacak derecede müthiş bir keyfiyet üzere gerçekleştiğini göreceksin!)

17  Andolsun ki; elbette Biz Kur’ân’ı (kendisiyle) öğütlenilsin diye gerçekten çok kolay ettik! Ama var mı hiç hakkıyla öğüt alan?!

18  Âd (kavmi Hûd (AleyhisSelâm)`ı) yalanlamıştı; peki (bak), Benim azabım ve uyarılarım nasıl olmuş?

19  Şüphesiz ki Biz, uğursuzluğu sürekli olan (ve ayın son çarşambasına denk gelen) bir günde üzerlerine pek soğuk/çok gürültülü/ bir fırtına gönderdik ki;

20  O (rüzgâr, yerde kazdıkları oyuklara girip bir birine sıkıca tutunan dünyanın en uzun ve en güçlü) insanları(nı) yerlerinden koparıyor (, sonra onları havaya fırlatırken kafalarını bedenlerinden ayırıp, baş sız cesetler halinde yere çalıyor)du! Sanki onlar kö künden sökül(üp yere düş)müş hurma kütükleriydi!

21  İşte (bak,) Benim azâbım ve uyarılarım nasıl olmuş?

22  Andolsun ki; elbette Biz Kur’ân’ı (kendisiyle) öğütlenilsin diye gerçekten çok kolay ettik! Ama var mı hiç iyice öğüt alan?!

23  Semûd (kavmi de Sâlih (Aley hisselâm)`ı inkâr etmekle,) tüm uyarıcıları/uyarıldıkları şeyleri/yalanlamış (sayıl)dı.

24  Bu nedenle demişlerdi ki: “İçimizden (hiçbir etrafı olmayan) tek (başına kalmış) bir insana mı; biz ona mı uyacağız? (O bize: “Bana uymazsanız, elbette hakta ayrı dü şersiniz ve ateşe düşersiniz!” diyor, ama aslında) o(na uyduğumuz) takdirde şüphesiz ki biz elbette büyük bir dalâlet ve ateşler/delilik/ içerisinde oluruz!

25  Aramızda (bunca liyâkatli insan dururke)n va hiy onun üzerine mi çarçabuk bırakıldı? Doğrusu o, pek yalancı, çok kibirli ve şımarık biridir!”

26  (Bunun üzerine Allâh-u Te`âlâ Sâlih (AleyhisSelâm)`ı müjdelemek ve kavmini tehdit etmek üzere şöyle bu yurdu:) “Muhakkak yarın (üzerlerine azap indiği zaman) bilecekler ki, o çok yalancı ve pek kibirli şımarık kimmiş!

27  Şüphesiz ki Biz onlara bir imtihan olsun diye o (kayadan çıkarmanı istedikleri) dişi deveyi gönde ricileriz! Artık sen onları(n başına gelecekleri) gözle (meye başla) ve (eziyetlerine karşı) iyice sabırlı ol!

Kamer Sûresi  528 
Cüz  27
cihanyamaneren