HATA BİLDİRİMLERİNİZ İÇİN TIKLAYIN
سُورَةُالْوَاقِعَةِ  ٥٣٥ 
الجزء ٢٧

ثُمَّ اِنَّكُمْ اَيُّهَا الضَّٓالُّونَ الْمُكَذِّبُونَۙ ﴿ ٥١ ﴾ لَاٰكِلُونَ مِنْ شَجَرٍ مِنْ زَقُّومٍۙ ﴿ ٥٢ ﴾ فَمَالِؤُ۫نَ مِنْهَا الْبُطُونَۚ ﴿ ٥٣ ﴾ فَشَارِبُونَ عَلَيْهِ مِنَ الْحَم۪يمِۚ ﴿ ٥٤ ﴾ فَشَارِبُونَ شُرْبَ الْه۪يمِۜ ﴿ ٥٥ ﴾ هٰذَا نُزُلُهُمْ يَوْمَ الدّ۪ينِۜ ﴿ ٥٦ ﴾ نَحْنُ خَلَقْنَاكُمْ فَلَوْلَا تُصَدِّقُونَ۟ ﴿ ٥٧ ﴾ اَفَرَاَيْتُمْ مَا تُمْنُونَۜ ﴿ ٥٨ ﴾ ءَاَنْتُمْ تَخْلُقُونَهُٓ اَمْ نَحْنُ الْخَالِقُونَ ﴿ ٥٩ ﴾ نَحْنُ قَدَّرْنَا بَيْنَكُمُ الْمَوْتَ وَمَا نَحْنُ بِمَسْبُوق۪ينَۙ ﴿ ٦٠ ﴾ عَلٰٓى اَنْ نُبَدِّلَ اَمْثَالَكُمْ وَنُنْشِئَكُمْ ف۪ي مَا لَا تَعْلَمُونَ ﴿ ٦١ ﴾ وَلَقَدْ عَلِمْتُمُ النَّشْاَةَ الْاُو۫لٰى فَلَوْلَا تَذَكَّرُونَ ﴿ ٦٢ ﴾ اَفَرَاَيْتُمْ مَا تَحْرُثُونَۜ ﴿ ٦٣ ﴾ ءَاَنْتُمْ تَزْرَعُونَهُٓ اَمْ نَحْنُ الزَّارِعُونَ ﴿ ٦٤ ﴾ لَوْ نَشَٓاءُ لَجَعَلْنَاهُ حُطَامًا فَظَلْتُمْ تَفَكَّهُونَ ﴿ ٦٥ ﴾ اِنَّا لَمُغْرَمُونَۙ ﴿ ٦٦ ﴾ بَلْ نَحْنُ مَحْرُومُونَ ﴿ ٦٧ ﴾ اَفَرَاَيْتُمُ الْمَٓاءَ الَّذ۪ي تَشْرَبُونَۜ ﴿ ٦٨ ﴾ ءَاَنْتُمْ اَنْزَلْتُمُوهُ مِنَ الْمُزْنِ اَمْ نَحْنُ الْمُنْزِلُونَ ﴿ ٦٩ ﴾ لَوْ نَشَٓاءُ جَعَلْنَاهُ اُجَاجًا فَلَوْلَا تَشْكُرُونَ ﴿ ٧٠ ﴾ اَفَرَاَيْتُمُ النَّارَ الَّت۪ي تُورُونَۜ ﴿ ٧١ ﴾ ءَاَنْتُمْ اَنْشَأْتُمْ شَجَرَتَهَٓا اَمْ نَحْنُ الْمُنْشِؤُ۫نَ ﴿ ٧٢ ﴾ نَحْنُ جَعَلْنَاهَا تَذْكِرَةً وَمَتَاعًا لِلْمُقْو۪ينَۚ ﴿ ٧٣ ﴾ فَسَبِّحْ بِاسْمِ رَبِّكَ الْعَظ۪يمِ۟ ﴿ ٧٤ ﴾ فَلَٓا اُقْسِمُ بِمَوَاقِعِ النُّجُومِۙ ﴿ ٧٥ ﴾ وَاِنَّهُ لَقَسَمٌ لَوْ تَعْلَمُونَ عَظ۪يمٌۙ ﴿ ٧٦ ﴾

سُورَةُالْوَاقِعَةِ  ٥٣٥ 
الجزء ٢٧
Vâkıa Sûresi  535 
Cüz  27

51  Sonra ey sapıklar ve (dirilmeyi) yalanlayıcı lar! Gerçekten de siz;

52  Elbette (cehenneme girer girmez, hemen) zak kum ağacından yemeye başlayıcılarsınız!

53  Böylece (yakalandığınız şiddetli açlık nedeniyle mecburen) ondan o karınları(nızı) doldurucularsınız!

54  Bir de hemen onun üzerine o kaynar sudan içicilersiniz!

55  Hem de (çatlayıncaya kadar su içmeye kendi sini mecbur eden) susuzluk hastalığına tutulmuş o develerin içişi gibi içicilersiniz!

56  İşte ceza gününde onların ilk ziyafeti ancak budur!

57  Sizi Biz yarattık, öyleyse (sizi diriltecek güce sahip olduğumuzu) tasdik etseniz ya! (Yoktan yarat maya Kadir olanın, tekrar diriltmeye nasıl gücü yet mesin?)

58  Şimdi gördünüz mü (; söyleyin bakalım), meni olarak (rahimlere) döktüğünüz şeyi!

59  Onu (bütün uzuvları yerinde bir insan olarak) siz mi yaratmaktasınız, yoksa (hiçbir şeyin müdaha lesi olmaksızın) yaratıcılar sadece Biz miyiz?

60  Aranızda ölümü Biz takdir ettik (ve üstün hikmetlere dayalı irâdemiz gereği herkesin ölümü için belirli bir vakit tayin ettik)! Zaten Biz asla (kimse tara fından) geçil(ip âciz duruma düşürül)enler değiliz!

61  (Sizi yok edip,) benzerlerinizi yerinize getir memizden/ sıfatlarınızı değiştirmemizden/ ve sizi (insan sûretleri arasında) bilmemekte olduğunuz (ve hiç alışık olmadığınız maymun ve domuz şekilleri gibi) şeyler içerisinde yeniden yaratmamızdan (âciz kalacak değiliz)!

62  Andolsun ki; elbette siz o ilk (defa meni ha linden başlayıp tavırdan tavıra değişen) îcadı gerçek ten bilmişsinizdir. O halde iyice düşün(üp de, buna gücü yetenin ikin ci yaratışa haydi haydi Kâdir olduğunu idrak et)seniz ya!

63  Şimdi gördünüz mü (; söyleyin bakalım), o (to humunu) ekmekte olduğunuz şeyi!

64  Onu siz mi bitir(ip yetiştir)mektesiniz, yoksa bitiriciler ancak Biz miyiz?

65  Dileseydik, (sizi o mahsulden beklentili bir ha le soktuktan sonra) elbette onu un ufak ve kırık bir ot yapardık da, bu sebeple siz (gördüğünüz kötü man zara karşısında) şaşakalmaya başlardınız/(yaptığı nız masrafa) pişman olmaya başlardınız/(yaptığınız işler yüzünden) birbirini kınamaya başlardınız/se vinci bir kenara bırakmaya başlardınız/!

66  (Bir yandan da derdiniz ki:) “Gerçekten biz (rızkımız eksiltilerek) elbette helâke uğratılmış/ borç landırılmış/ kimseleriz!

67  Doğrusu biz (rızıktan tamamen) mahrum ki şileriz!”

68  Şimdi gördünüz mü (; söyleyin bakalım), o (bal gibi tatlı bir halde) içmekte olduğunuz suyu;

69  Beyaz buluttan onu siz mi indirdiniz, yoksa indiriciler ancak Biz miyiz?

70  Dileseydik, onu (içilemeyecek derecede) tuzlu/acı/bir şey yapardık! O halde (bunca nimetimize karşı Bize) şükretseniz ya!

71  Şimdi gördünüz mü(; söy le yin bakalım), o (dal ları birbirine sürterek) çak(ıp çıkar)makta olduğu nuz ateşi!

72  Onun ağacını siz mi var ettiniz, yoksa îcat edenler ancak Biz miyiz?

73  Biz (dünya hayatını ateşe bağımlı kılarak) onu (cehennem ateşi için) bir hatırlatma ve çölde ko naklayanlar için bir fayda yaptık!

74  Öyleyse O (pek büyük ve) Azîm olan Rab bi nin ismiyle (zikirde bulunarak, O’nun Zât’ ını ve sıfat larını tüm noksanlıklardan tenzîh ve) tesbîhte bulun!

75  Elbette yemin ederim o (gecenin son üç te bi rine rastlayan ve rahmetlerin yağdığı an o lan) yıldız ların düşüş (ve batış) zamanlarına/ burç larına/(kı yâmet günü) düşecekleri yer le re/ Kur’ân’ın bölüm lerinin indiği anlara/!

76  Şüphesiz ki bu, elbette pek büyük bir yemindir; ama bilebilseydiniz!

Vâkıa Sûresi  535 
Cüz  27
cihanyamaneren