HATA BİLDİRİMLERİNİZ İÇİN TIKLAYIN
سُورَةُالْحَد۪يدِ  ٥٣٨ 
الجزء ٢٧

يَوْمَ تَرَى الْمُؤْمِن۪ينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ يَسْعٰى نُورُهُمْ بَيْنَ اَيْد۪يهِمْ وَبِاَيْمَانِهِمْ بُشْرٰيكُمُ الْيَوْمَ جَنَّاتٌ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِد۪ينَ ف۪يهَاۜ ذٰلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظ۪يمُۚ ﴿ ١٢ ﴾ يَوْمَ يَقُولُ الْمُنَافِقُونَ وَالْمُنَافِقَاتُ لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا انْظُرُونَا نَقْتَبِسْ مِنْ نُورِكُمْ ق۪يلَ ارْجِعُوا وَرَٓاءَكُمْ فَالْتَمِسُوا نُورًاۜ فَضُرِبَ بَيْنَهُمْ بِسُورٍ لَهُ بَابٌۜ بَاطِنُهُ ف۪يهِ الرَّحْمَةُ وَظَاهِرُهُ مِنْ قِبَلِهِ الْعَذَابُۜ ﴿ ١٣ ﴾ يُنَادُونَهُمْ اَلَمْ نَكُنْ مَعَكُمْۜ قَالُوا بَلٰى وَلٰكِنَّكُمْ فَتَنْتُمْ اَنْفُسَكُمْ وَتَرَبَّصْتُمْ وَارْتَبْتُمْ وَغَرَّتْكُمُ الْاَمَانِيُّ حَتّٰى جَٓاءَ اَمْرُ اللّٰهِ وَغَرَّكُمْ بِاللّٰهِ الْغَرُورُ ﴿ ١٤ ﴾ فَالْيَوْمَ لَا يُؤْخَذُ مِنْكُمْ فِدْيَةٌ وَلَا مِنَ الَّذ۪ينَ كَفَرُواۜ مَأْوٰيكُمُ النَّارُۜ هِيَ مَوْلٰيكُمْۜ وَبِئْسَ الْمَص۪يرُ ﴿ ١٥ ﴾ اَلَمْ يَأْنِ لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اَنْ تَخْشَعَ قُلُوبُهُمْ لِذِكْرِ اللّٰهِ وَمَا نَزَلَ مِنَ الْحَقِّۙ وَلَا يَكُونُوا كَالَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَ مِنْ قَبْلُ فَطَالَ عَلَيْهِمُ الْاَمَدُ فَقَسَتْ قُلُوبُهُمْۜ وَكَث۪يرٌ مِنْهُمْ فَاسِقُونَ ﴿ ١٦ ﴾ اِعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ يُحْيِ الْاَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَاۜ قَدْ بَيَّنَّا لَكُمُ الْاٰيَاتِ لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ ﴿ ١٧ ﴾ اِنَّ الْمُصَّدِّق۪ينَ وَالْمُصَّدِّقَاتِ وَاَقْرَضُوا اللّٰهَ قَرْضًا حَسَنًا يُضَاعَفُ لَهُمْ وَلَهُمْ اَجْرٌ كَر۪يمٌ ﴿ ١٨ ﴾

سُورَةُالْحَد۪يدِ  ٥٣٨ 
الجزء ٢٧
Hadîd Sûresi  538 
Cüz  27

12  (Habîbim!) O inanan erkeklerle inanan kadınları, (koştukları zaman) nurları (da) önlerinde ve sağlarında koşar halde göreceğin günü (iyi düşün)! (O gün kötüler defterlerini sollarından ve sırtları nın arkasından alacakları gibi, iyiler de önlerinden ve sağlarından alacaklardır. Böylece bu iki yönlerine yer leştirilen nur, cennete giden bu kişilerin sırattan ge çerken ve diğer mevkilerde tanınmaları için bir nişan olacaktır. İşte onları o halde gören melekler:) “Bugün sizin müjdelendiğiniz şey, içerisinde ebediyyen kalacak kimseler olduğunuz pek değerli cennet lerdir ki, (köşklerinin ve ağaçlarının) altlarından sürekli ırmaklar akmaktadır. İşte bu (sahip olduğunuz nur ve gireceğiniz cennetler), pek büyük bir kurtuluşun ta kendisidir.” (diyeceklerdir.)

13  Münâfık erkeklerle münâfık kadınların (sı rat köprüsüne varmadan önce nurları söndüğünde), o iman etmiş olanlar(ı şimşek hızıyla cennete götü rülürken gördükleri zaman, onlar)a: “Bizi bekleyin de/bize (doğru) bakın da/ nuru nuzdan bir parça alalım!” diyeceği (o müthiş) günü (hiç aklından çıkarma) ki (, o gün müminler tarafın dan onlara): “Dönün arkanıza (doğru; gerisin geri dünyaya) da (böyle) bir nur(u kazandıracak imanı ve salih amelleri orada) arayın!” denilecektir. Birden onlar arasına (cennetle cehennemi birbi rinden ayıran ve A’râf diye adlandırılan) bir sur çekil miştir ki, ona ait bir kapı vardır (ve cennet ehli on dan cennet tarafına geçecektir). Onun (cennete açılan) iç tarafı ki, rahmet ancak oradadır, dış yanı ise; o (cehennemdeki) azap sadece onun cihetinden (münâfıklara yönelecek)dir.

14  O (münafık ola)nlar bunlara seslenirler ki: “Biz (görünüşte) sizinle beraber değil miydik?” Onlar da dediler ki: “Evet! Lâkin siz (iki yüz lü lük yaparak) kendi nefislerinizi sıkıntıya sok tunuz, (müminlere kötülükler ulaşacağına dâir) beklentiye girdiniz, (dînî konularda) şüphe ye düştünüz ve (İs lâm’ın zayıflayacağı beklentisi gibi) o boş kuruntular sizi aldattı, o çok al datıcı (şeytan) da (: “Allâh çok affedicidir, size azap etmez!” gibi vesveselerle) Allâh’a kar şı sizi mağrur etti, tâ ki Allâh’ın (ölüm) emri (â niden başınıza) geldi (de, sizi bugün düştüğünüz felâketin içine sürükledi)...

15  İşte bugün ne siz(in gibi münafık kimseler) den, ne de o (açıkça) kâfir olmuş kişilerden (azap tan kurtarılma karşılığında) herhangi bir fidye alın mayacaktır! Sığınağınız ancak o (cehennem) ateş(i)dir! Size en çok yaraşan yer de ancak odur! O, ne kadar da kötü bir varış yeri olmuştur.

16  (Mekke’deki darlığın ardından Medîne’ye hicretle refaha kavuşarak, eski hallerine göre biraz gev şekliğe kapılan) o iman etmiş kimseler için, kalple rinin Allâh’ın zikrine ve (Kur’ân âyetlerinden) inmiş olan o hakka karşı saygıyla yumuşamasının ve daha önce kendilerine (Tevrât ve İncîl) kitap(ları) verilmiş olan o kimseler gibi olmamalarının vakti yanaşmadı mı? Nitekim o (yaşadıkları) süre o (kitap ehli ola)nlara uzun gelmişti de (, Allâh’a taat hâlini uzun süre mu hâfaza edememiş, sonunda nefislerinin kötü istekle rine uyarak) kalpleri katılaşmıştı. Zaten onlardan birçoğu (kendi kitaplarını da bir kenara bırakan ve din dâiresinin dışına çıkan) fâsık kimselerdir!

17  (Ama şunu iyi) bilin ki; şüphesiz Allâh, ölümünün ardından toprağa hayat vermektedir! (O halde, zikir ve Kur’ân tilâvetiyle meşgul olmanız du rumunda, Rabbiniz sizin kaskatı ve ölü kalplerinizi de yumuşatır ve canlandırır.) Gerçekten de Biz sizin (akıllarınızın kemâle ermesi) için âyetleri iyice açık lamışızdır, tâ ki siz (dünya ve âhiret saâdetini temin edecek hakikatleri kavrama hususunda) aklınızı kullanabilesiniz!

18  O çokça sadaka veren erkeklerle, bolca sadaka veren kadınlar ki, (Bizim yolumuzda hak sa hiplerine yardımda bulunmuşlardır ve Bizim rızamız için gönül hoşluğuyla dînî hizmetlere yardımcı olarak veya borç isteyene fâizsiz para vererek) güzel bir ödünçle de Allâh’a borç vermişlerdir; şüphesiz onlar için (sevap bakımından) katlama yapılacaktır. Üstelik (cennet gibi) pek değerli büyük bir mü kâfat da sadece onlara aittir!

Hadîd Sûresi  538 
Cüz  27
cihanyamaneren