HATA BİLDİRİMLERİNİZ İÇİN TIKLAYIN
سُورَةُالْحَد۪يدِ  ٥٣٩ 
الجزء ٢٧

وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا بِاللّٰهِ وَرُسُلِه۪ٓ اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الصِّدّ۪يقُونَۗ وَالشُّهَدَٓاءُ عِنْدَ رَبِّهِمْۜ لَهُمْ اَجْرُهُمْ وَنُورُهُمْۜ وَالَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَكَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَٓا اُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ الْجَح۪يمِ۟ ﴿ ١٩ ﴾ اِعْلَمُٓوا اَنَّمَا الْحَيٰوةُ الدُّنْيَا لَعِبٌ وَلَهْوٌ وَز۪ينَةٌ وَتَفَاخُرٌ بَيْنَكُمْ وَتَكَاثُرٌ فِي الْاَمْوَالِ وَالْاَوْلَادِۜ كَمَثَلِ غَيْثٍ اَعْجَبَ الْكُفَّارَ نَبَاتُهُ ثُمَّ يَه۪يجُ فَتَرٰيهُ مُصْفَرًّا ثُمَّ يَكُونُ حُطَامًاۜ وَفِي الْاٰخِرَةِ عَذَابٌ شَد۪يدٌۙ وَمَغْفِرَةٌ مِنَ اللّٰهِ وَرِضْوَانٌۜ وَمَا الْحَيٰوةُ الدُّنْيَٓا اِلَّا مَتَاعُ الْغُرُورِ ﴿ ٢٠ ﴾ سَابِقُٓوا اِلٰى مَغْفِرَةٍ مِنْ رَبِّكُمْ وَجَنَّةٍ عَرْضُهَا كَعَرْضِ السَّمَٓاءِ وَالْاَرْضِۙ اُعِدَّتْ لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا بِاللّٰهِ وَرُسُلِه۪ۜ ذٰلِكَ فَضْلُ اللّٰهِ يُؤْت۪يهِ مَنْ يَشَٓاءُۜ وَاللّٰهُ ذُو الْفَضْلِ الْعَظ۪يمِ ﴿ ٢١ ﴾ مَٓا اَصَابَ مِنْ مُص۪يبَةٍ فِي الْاَرْضِ وَلَا ف۪ٓي اَنْفُسِكُمْ اِلَّا ف۪ي كِتَابٍ مِنْ قَبْلِ اَنْ نَبْرَاَهَاۜ اِنَّ ذٰلِكَ عَلَى اللّٰهِ يَس۪يرٌۚ ﴿ ٢٢ ﴾ لِكَيْلَا تَأْسَوْا عَلٰى مَا فَاتَكُمْ وَلَا تَفْرَحُوا بِمَٓا اٰتٰيكُمْۜ وَاللّٰهُ لَا يُحِبُّ كُلَّ مُخْتَالٍ فَخُورٍۙ ﴿ ٢٣ ﴾ اَلَّذ۪ينَ يَبْخَلُونَ وَيَأْمُرُونَ النَّاسَ بِالْبُخْلِۜ وَمَنْ يَتَوَلَّ فَاِنَّ اللّٰهَ هُوَ الْغَنِيُّ الْحَم۪يدُ ﴿ ٢٤ ﴾

سُورَةُالْحَد۪يدِ  ٥٣٩ 
الجزء ٢٧
Hadîd Sûresi  539 
Cüz  27

19  O kimseler ki; Allâh’a ve (hiçbirinin arasını ayırmaksızın tüm) ra sûllerine (şeksiz şüphesiz bir inançla yakînen) iman etmişlerdir; işte onlar, Rableri katında sıddîklar ve şehîdler (mertebe sinde bulunan kimseler)in ta kendileridir! (Ama ger çek sıddîklar ve şehîdlerle aralarındaki fark belirsin diye, onlara ihsan edilen mükâfat katlamalarına maz har değillerdir.)/ (Allâh’ın ve peygamberlerinin tüm haberlerini tasdik ettiklerinden dolayı,) çokça doğrulayan ve (dünyada kendileri adına, kıyamet günün deyse diğer ümmetlere karşı Allâh için doğrulukla) şâhitlik yapan kişilerin ta kendileridir!/ (Dünyada vaad olundukları) ecirleri ve nurları onlara aittir. Fa kat o kimseler ki kâfir olmuşlardır ve Bizim âyetle rimizi yalan saymışlardır; işte o şiddetle tu tuşturulmuş ateşin arkadaşları da ancak onlardır!

20  (Ey dünya nimetleriyle mağrur olup, âhiret için çalışmayı ihmal eden kullarım!) Bilin ki; o en alçak (dünya) hayat(ı), ancak (çocukların boş yere kendi lerini yorduğu oyunlar gibi) kıymetsiz bir oyun, (genç lerin eğlenişi gibi kısa süren) geçici bir eğlence, (ka dınların kısa bir zaman içinde bozulacak süsleri gibi) basit bir ziynet, (yaşıtların birbirine hava atması gi bi) aranızda büyük bir böbürlenme (malzemesi) ve (esnaf-tüccarın, tûl-u emele kapılarak artırma gayre tine girdikleri, ama kendilerinden istifade edecek ka dar dahi yaşayamayacakları o) mallarla çocuklarda bir çokluk taslamaktır! (İşte bütün bunlar,) bir yağmurun ilginç durumu gibidir ki, onun bitkisi eken leri hayran bırakmıştır ama sonra o kurur da, ar tık (yemyeşil ve taptaze halinden sonra) sen onu sap sarı bir halde görürsün, daha sonra ise (ele alındı ğında) darmadağın olan bir kırıntı oluverir. (Bu dünya zevklerine daldırıp, âhireti ihmal eden kimseler için) âhirette ise pek şiddetli büyük bir azap da vardır, hem de (dünyaya meyletmeyip âhireti tercih edenler için) Allâh tarafından, büyük bir mağfiret ve çok yüce bir rıza da vardır. İşte o en alçak (dün ya) hayat(ının lezzet ve yaldızları) aldatıcı bir (men faat ve geçici bir) yaşantıdan başkası değildir!

21  (Öyleyse siz bu fânî hayatın, faydası az ve zevâli çabuk olan güzel elbiselerini, kıymetli bineklerini ve değerli konaklarını kazanmak için koşuşturmayı bırakın da,) Rabbiniz tarafından büyük bir mağfi ret (kazandıracak İslâm, ihlâs ve tevbey)e ve öyle de ğerli bir cennete doğru yarışın ki, onun (bir Müslü man’a verilecek olan makamının) eni (bile) gökle ye rin (birbirine bitiştirilmesi hâlindeki) en(ler)i gibi dir. O (cennet), Allâh’a ve rasûl lerine inanmış olan o (mümin) kimseler için (da ha şimdiden) hazırlan mıştır! İşte bu, ancak Allâh’ın fazlıdır ki, onu dilediği kimseye ve rir. Zaten Allâh pek büyük fazl(u kerem) sahibidir.

22  Ne yer(yüzün)de (kıtlık, pahalılık gibi bir felaket), ne de nefislerinizde (hastalık ve fakirlik gibi) herhangi bir musibet isabet etmez ki, daha Biz o (belâları da, dünyayı da, ca) nları(nızı da) yaratma dan önce (bütün bunlar Levh-i Mahfûz gibi) yüce bir kitapta (kaydedilmiş) bulunmasın! İşte şüp hesiz ki bu (şekilde sonsuza kadar olacakları daha yaratmadan önce tespit etmek, kullar hakkında düşü nülemeyecek kadar zorsa da), Allâh’a göre pek kolay bir şeydir!

23  (Başınıza geleceklerin tamamı, yaratılmadan önce takdir edilmiş ve her şeyin mukadder olduğu size bildirilmiştir,) tâ ki sizden ge(çip git)miş olan (dün ya imkân)lar(ın)a karşı üzülmeyesiniz, O (Allâh-u Sübhânehû)nun size vermiş olduğu (nimet dolu) şeylerle de (şımaracak derecede) sevinmeyesiniz! (Zira her şeyin kaderle olduğunu bilmeniz her sıkıntıda size teselli verecek, her nimete karşı da şükür ilham edecektir. Mademki sevinçsiz ve üzüntüsüz bir hayat yaşayamayacaksınız, o halde sevincinizi şükür, üzüntünüzü de sabır hâline dönüştürün.) Allâh o her kibirli yürüyeni/kendini beğeneni/ ve çokça böbürleneni/sahip olduğu nimetleri anlatıp şükretmeyeni/ sevmez!

24  O (böbürlenen şımarık) kimseleri ki; hem cimrilik yaparlar, hem de insanlara cimriliği emrederler. Her kim (Allâh’ın emir ve yasaklarına uymak tan) yüz çevirirse, şüphesiz ki Allâh; (hiçbir yaratığına muhtaç olmayacak derece de) Ğa niyy de, (kimse ham detmese bile, bü tün hamd ler Kendisine ait olan) Hamîd de ancak O’dur.

Hadîd Sûresi  539 
Cüz  27
cihanyamaneren