HATA BİLDİRİMLERİNİZ İÇİN TIKLAYIN
سُورَةُالْمُجَادَلَةِ  ٥٤٢ 
الجزء ٢٨

اَلَمْ تَرَ اَنَّ اللّٰهَ يَعْلَمُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ مَا يَكُونُ مِنْ نَجْوٰى ثَلٰثَةٍ اِلَّا هُوَ رَابِعُهُمْ وَلَا خَمْسَةٍ اِلَّا هُوَ سَادِسُهُمْ وَلَٓا اَدْنٰى مِنْ ذٰلِكَ وَلَٓا اَكْثَرَ اِلَّا هُوَ مَعَهُمْ اَيْنَ مَا كَانُواۚ ثُمَّ يُنَبِّئُهُمْ بِمَا عَمِلُوا يَوْمَ الْقِيٰمَةِۜ اِنَّ اللّٰهَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يمٌ ﴿ ٧ ﴾ اَلَمْ تَرَ اِلَى الَّذ۪ينَ نُهُوا عَنِ النَّجْوٰى ثُمَّ يَعُودُونَ لِمَا نُهُوا عَنْهُ وَيَتَنَاجَوْنَ بِالْاِثْمِ وَالْعُدْوَانِ وَمَعْصِيَتِ الرَّسُولِۘ وَاِذَا جَٓاؤُ۫كَ حَيَّوْكَ بِمَا لَمْ يُحَيِّكَ بِهِ اللّٰهُۙ وَيَقُولُونَ ف۪ٓي اَنْفُسِهِمْ لَوْلَا يُعَذِّبُنَا اللّٰهُ بِمَا نَقُولُۜ حَسْبُهُمْ جَهَنَّمُۚ يَصْلَوْنَهَاۚ فَبِئْسَ الْمَص۪يرُ ﴿ ٨ ﴾ يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِذَا تَنَاجَيْتُمْ فَلَا تَتَنَاجَوْا بِالْاِثْمِ وَالْعُدْوَانِ وَمَعْصِيَتِ الرَّسُولِ وَتَنَاجَوْا بِالْبِرِّ وَالتَّقْوٰىۜ وَاتَّقُوا اللّٰهَ الَّذ۪ٓي اِلَيْهِ تُحْشَرُونَ ﴿ ٩ ﴾ اِنَّمَا النَّجْوٰى مِنَ الشَّيْطَانِ لِيَحْزُنَ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَلَيْسَ بِضَٓارِّهِمْ شَيْـًٔا اِلَّا بِاِذْنِ اللّٰهِۜ وَعَلَى اللّٰهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُؤْمِنُونَ ﴿ ١٠ ﴾ يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِذَا ق۪يلَ لَكُمْ تَفَسَّحُوا فِي الْمَجَالِسِ فَافْسَحُوا يَفْسَحِ اللّٰهُ لَكُمْۚ وَاِذَا ق۪يلَ انْشُزُوا فَانْشُزُوا يَرْفَعِ اللّٰهُ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا مِنْكُمْۙ وَالَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْعِلْمَ دَرَجَاتٍۜ وَاللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَب۪يرٌ ﴿ ١١ ﴾

سُورَةُالْمُجَادَلَةِ  ٥٤٢ 
الجزء ٢٨
Mücâdele Sûresi  542 
Cüz  28

7  (Habîbim!) Gör(ür gibi bil)medin mi ki; gerçekten Allâh göklerde olanları ve yerde bulunan ları (küllî ve cüz`î tüm teferruâtıyla) bilmektedir. Üç kişinin gizlice konuşması (diye bir şey) meydana gelmez ki, mutlaka O, (ilmiyle, işitmesiyle ve görmesiyle onların) dördüncüleridir, beş kişininki de olmaz ki, mutlaka O, altıncıları (olarak yanlarında hazır)dır! İşte ne bundan daha azı (olan iki kişinin birbiriyle gizli konuşması, ya da tek kişinin nefsiyle konuşması), ne de (altı ve fazlası gibi) daha çoğu(nun fısıldaşmaları vâki) olmaz ki, her nerede iseler mutlaka O (ilmen) onlarla birliktedir! Sonra kıyâmet gününde O onlara (dünyadayken) yapmış oldukları (azâbı gerektiren kötü) şeyleri haber vere(rek onları rezil ede)cektir. Şüphesiz ki Allâh (kulların sırları dâhil) her şeyi (hakkıyla bilen bir) Alîm’dir.

8  Bakmadın mı o (Yahudi ve münâfık) kimselere ki; fısıltıyla konuşmaktan nehyolunmuşlardır, sonra kendisinden yasaklanmış oldukları şeye geri dönmektedirler ve (yalan gibi bir) günahla, (Müslümanlara) düşmanlıkla, bir de o Rasûl(ün gizli konuşma yapmamaları emrin)e isyanla (ilgili toplantılar yaparak) gizlice konuşmaktadırlar. Ama sana geldikleri zaman, Allâh’ın seni kendi siyle selâmlamamakta olduğu bir şeyle sana sağlık dilerler. (Allâh-u Te`âlâ: “Selam O’nun seçtiği kulları üzerine olsun!” diye bütün peygamberler arasında sana da selam vermekteyken, onlar: “Ölüm senin üzerine olsun!” anlamına gelen “Es-Sâmü aleyke” derler ve “İyi sabahlar” gibi laflar ederler.) Kendi içlerinde ise: “(Mademki peygamberdir, o halde aleyhine) söylemekte olduğumuz şeyler sebebiyle Allâh bize azap etse ya!” derler. İşte onlara yeterli gelecek olan şey ancak cehennemdir ki (mutlaka) ona gireceklerdir. Artık o ne kötü bir varış yeri olmuştur!
Yahudilerle münafıklar müminleri gördükleri zaman aralarında fısıldaşırlar ve birbirlerine göz kırparlardı ki, böylece Müslümanlara, gazaya çıkan yakınlarının yenildiği ya da şehit edildiğine dair duyum almış havası vererek onları kızdırmayı hedeflerlerdi. Rasûlûllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) onları bu davranıştan yasakladığı halde tekrar aynı davranışı sergilediklerin de bir sonraki âyet-i celîlede müminler böyle yapmaktan neh yolundular.

9  Ey iman etmiş olan kimseler! Gizli konuşa cağınız zaman, günahla, düşmanlıkla ve o Rasûle isyanla (ilgili konularda) fısıldaşmayın! (Müminlerin hayrına yönelik) iyilikle ve (peygam bere karşı gelmekten sakınma anlamına gelen) takvâ ile fısıldaşın! (Yapacağınız ve terk edeceğiniz her işte) O Allâh’tan hakkıyla sakının ki, siz (ölümünüzün ardından diril tilerek,) ancak O’na haşr olunacak (ve manevî huzu runda toplanacak)sınız!

10  O (günah ve zulüm hususundaki) gizli konuş ma ancak şeytandan olup, o iman etmiş olan kim seleri (, yakınlarının başına bir iş geldiği düşüncesine sevk ederek) üzsün diyedir! Oysa Allâh’ın izniyle olmadıkça o (şeytan) onlara en ufak bir şeyle bile asla zarar verici değildir! Artık inananlar ancak Allâh’a tevekkülde bulun sun (da, onların gizli-açık hiçbir konuşmalarına aldır masınlar)!

11  Ey iman etmiş olan kimseler! Size: “O (Rasûlûllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)`in sohbet) mecl isler(in) de (oluşan izdiham yüzünden, birbirinize yer açarak) genişlik yapın!” denildiği zaman hemen genişlik yapın ki, Allâh da sizin için (hem rızkınızda, hem gönlünüz de, hem kabrinizde, hem de cennetteki yurt la rı nızda) genişlik yapsın! (Peygamber meclisine gelenlerin artması ne deniyle size:) “Ayağa kalkın!” denildiğinde ise (hiç gevşeklik yapmadan) hemen ayağa kalkın ki, Allâh içinizden iman etmiş olan o kimseleri (bu emre uymalarına bir karşılık olarak âhirette derece bakımından) yük seltsin. (İslâm dîni hakkında) kendilerine ilim verilmiş olan o kişileri ise, (sıradan Müslümanlara karşı) pek yüce birçok derecelerle (yüceltsin)! Zaten Allâh yapmakta olduğunuz şeyleri(n gö rünen-görünmeyen tüm yönlerinden hakkıyla haber dâr olan bir) Habîr’dir. (Dolayısıyla bu emirleri tutan ları mükâfâtlandıracağı gibi, onlara karşı gelen ya da onlardan ağırlananları cezalandıracaktır.)

Mücâdele Sûresi  542 
Cüz  28
cihanyamaneren