HATA BİLDİRİMLERİNİZ İÇİN TIKLAYIN
سُورَةُالْحَشْرِ  ٥٤٦ 
الجزء ٢٨

وَالَّذ۪ينَ جَٓاؤُ۫ مِنْ بَعْدِهِمْ يَقُولُونَ رَبَّنَا اغْفِرْ لَنَا وَلِاِخْوَانِنَا الَّذ۪ينَ سَبَقُونَا بِالْا۪يمَانِ وَلَا تَجْعَلْ ف۪ي قُلُوبِنَا غِلًّا لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا رَبَّنَٓا اِنَّكَ رَؤُ۫فٌ رَح۪يمٌ۟ ﴿ ١٠ ﴾ اَلَمْ تَرَ اِلَى الَّذ۪ينَ نَافَقُوا يَقُولُونَ لِاِخْوَانِهِمُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا مِنْ اَهْلِ الْكِتَابِ لَئِنْ اُخْرِجْتُمْ لَنَخْرُجَنَّ مَعَكُمْ وَلَا نُط۪يعُ ف۪يكُمْ اَحَدًا اَبَدًاۙ وَاِنْ قُوتِلْتُمْ لَنَنْصُرَنَّكُمْۜ وَاللّٰهُ يَشْهَدُ اِنَّهُمْ لَكَاذِبُونَ ﴿ ١١ ﴾ لَئِنْ اُخْرِجُوا لَا يَخْرُجُونَ مَعَهُمْۚ وَلَئِنْ قُوتِلُوا لَا يَنْصُرُونَهُمْۚ وَلَئِنْ نَصَرُوهُمْ لَيُوَلُّنَّ الْاَدْبَارَ۠ ثُمَّ لَا يُنْصَرُونَ ﴿ ١٢ ﴾ لَاَنْتُمْ اَشَدُّ رَهْبَةً ف۪ي صُدُورِهِمْ مِنَ اللّٰهِۜ ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ قَوْمٌ لَا يَفْقَهُونَ ﴿ ١٣ ﴾ لَا يُقَاتِلُونَكُمْ جَم۪يعًا اِلَّا ف۪ي قُرًى مُحَصَّنَةٍ اَوْ مِنْ وَرَٓاءِ جُدُرٍۜ بَأْسُهُمْ بَيْنَهُمْ شَد۪يدٌۜ تَحْسَبُهُمْ جَم۪يعًا وَقُلُوبُهُمْ شَتّٰىۜ ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ قَوْمٌ لَا يَعْقِلُونَۚ ﴿ ١٤ ﴾ كَمَثَلِ الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْ قَر۪يبًا ذَاقُوا وَبَالَ اَمْرِهِمْۚ وَلَهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌۚ ﴿ ١٥ ﴾ كَمَثَلِ الشَّيْطَانِ اِذْ قَالَ لِلْاِنْسَانِ اكْفُرْۚ فَلَمَّا كَفَرَ قَالَ اِنّ۪ي بَر۪ٓيءٌ مِنْكَ اِنّ۪ٓي اَخَافُ اللّٰهَ رَبَّ الْعَالَم۪ينَ ﴿ ١٦ ﴾

سُورَةُالْحَشْرِ  ٥٤٦ 
الجزء ٢٨
Haşr Sûresi  546 
Cüz  28

10  (Ganimet malları) yine o (fakir) kimseler (içindir) ki; o (muhâcir ve ensar ola)nlardan sonra (dünya ya) gelmiş (ve gelecek)lerdir de: “Ey Rabbimiz! Bizi de, bizi imanla geçmiş olan o kardeşlerimizi de bağışla ve o iman etmiş kimseler için kalplerimiz içerisinde en ufak bir kin bulundurma! Ey Rabbimiz! Şüphesiz ki Sen, (pek esirgeyen bir) Raûf’sun; (çok acıyan bir) Rahîm’sin! (Dolayısıyla dualarımızı lütfunla kabul edersin!)” demektedirler.
Bu âyet-i kerîmeden dolayı ulemâ, sahâbe-i kirâmın hepsini sevmek ve rahmetle yâd etmek gerektiğine kail olmuşlar ve: “Sahâbe-i kirâmdan herhangi birine dahi kalbinde kin ve nefret taşıyan kimse, müminlerle ilgili, bu ve öncesindeki iki âyet-i kerîmede sayılan üç kısımdan da hâriçtir ve gerçek Müslümanlar arasında bir nasibi yoktur.” demişlerdir.

11  (Habîbim!) Bakmadın mı o (Abdullah ibni Übeyy, Vedî’a ibni Mâlik ve Süveyd gibi) münafık ol muş kimselere ki; Ehl-i Kitaptan olan o kâfir olmuş (Kureyza ve Nadîr oğullarına mensup) kardeşlerine (adam göndererek): “Andolsun ki; siz (yurtlarınızdan) çıkarılırsanız, elbette biz de mutlaka sizinle birlik te çıkacağız (ve nereye giderseniz oraya gideceğiz), sizin hakkınızda hiçbir kimseye (ne kadar uzun za man geçse de) ebediyyen itaat etmeyeceğiz, eğer si zinle savaşılacak olursa, andolsun ki mutlaka size yardım edeceğiz!” diyorlar. Oysa Allâh şâhitlik etmektedir ki, gerçekten on lar elbette yalancılardır.

12  Andolsun ki; eğer çıkarılacak olurlarsa, on larla birlikte çıkmayacaklardır; kasem olsun, onlar la savaşılacak olursa (sözlerini bozarak) onlara yar dım etmeyeceklerdir; yemin olsun ki (farz-ı misal), onlara yardım edecek olsalar da elbette o (münafık ola)nlar (kaçarak) mutlaka arkaları(nı) dönecekler dir. Sonra da (münafıklıkları açığa çıkacağından, nifak ları kendilerine yararlı olamayacak, böylece Allâh onla rı helâk edecektir ve hiçbir kimse tarafından) yardım olunmayacaklardır!

13  (Ey Müslümanlar!) Siz o (münâfık ola)nların göğüslerinde (ve gönüllerinde yerleşen bir) korku bakımından elbette Allâh’tan daha güçlüsünüz! (Onların zâhirde Allâh’tan korkuyormuş gibi görün melerine aldanmayın, zira size karşı içlerinde sakladık ları korku, görüntüde kalan Allâh korkularından daha kuvvetlidir.) İşte bu şu sebepledir ki; gerçekten onlar öyle bir toplumdur ki (Allâh’ın büyüklüğünü) iyice anlayamazlar! (Artık böyle anlayışsız kimselerin Al lâh-u Te`âlâ’dan hakkıyla korkmaları nasıl beklenebilir?)

14  O (Yahudiler ve münafık ola)nlar (hendeklerle ve geçitlerle) sıkıca korunmuş birtakım kasabalar da ya da duvarların (ve siperlerin) ardından olma dıkça (hiçbir zaman ve hiçbir yerde) topluca sizinle savaşamazlar! (Ama bu, onların güçsüzlüğünden ve korkaklığından ötürü değildir, zira) kendi araların daki harpleri pek şiddetlidir(, fakat sizinle karşılaştıkları zaman, Allâh’ın kalplerine attığı korku sebebiyle el ve ayaklarının dermanı kesilir). (Habîbim!) Sen onları (sevgi ve birlik içerisinde olan) bir topluluk sanırsın, oysa kalpleri darmadağınıktır! (Dolayısıyla birbirlerine gerçek manada des tek olamazlar. O halde birlik görünmelerine aldanıp da onlarla savaşmaktan geri durmayın.) İşte bu şu sebepledir ki; gerçekten onlar öyle bir toplumdur ki (kaynaşma yolları ve birleşme sebepleri dâhil hiçbir şey hakkında) akıllarını kulla namazlar!

15  (O Nadîr oğullarının durumu,) kendilerinden yakın bir zaman önceki o kimselerin hali gibidir ki; o (Kureyza kabilesine mensup ola)nlar (, hicretin dör düncü senesinde Nadîr oğullarının başına gelenden iki sene kadar önce inkâr ve muhâlefet gibi kötü) işlerinin vebâlini (dünyada peşinen) tatmıştılar (, nitekim Rasûlûllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) onların eli silah tutan larını öldürtmüş, diğerlerini ise esir etmişti). Üstelik (âhirette) onlar için çok acı verici büyük bir azap vardır.

16  (O münâfık olanların insanları aldatmadaki mahâretli durumu) şeytanın hâli gibidir! Hani o, (mağarasında ibadete çekilmiş olan Bersîsa isimli) o insan(ın bir kadın yüzünden zina yapmasına ve sonra katil olmasına sebep olmuştu da, idama götürülürken, kendisinden yardım istediğinde şeytan on)a: “(Bana secde ederek) kâfir ol (da seni kurtarayım)!” demişti. Ama o kâfir olunca: “Gerçekten ben senden tamamen uzağım, muhakkak ki ben bütün âlemlerin Rabbi olan Allâh’tan korkmaktayım!” demişti. (İşte münafıklar da Yahudileri böylece boş vaatlerle kandırıp Rasûlûllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)`e karşı çıkartmışlar, yardıma en ziyade muhtaç oldukları anda ise yardımsız bırakmışlardır.)

Haşr Sûresi  546 
Cüz  28
cihanyamaneren