HATA BİLDİRİMLERİNİZ İÇİN TIKLAYIN
سُورَةُالصَّفِّ  ٥٥١ 
الجزء ٢٨

وَاِذْ قَالَ ع۪يسَى ابْنُ مَرْيَمَ يَا بَن۪ٓي اِسْرَٓاء۪يلَ اِنّ۪ي رَسُولُ اللّٰهِ اِلَيْكُمْ مُصَدِّقًا لِمَا بَيْنَ يَدَيَّ مِنَ التَّوْرٰيةِ وَمُبَشِّرًا بِرَسُولٍ يَأْت۪ي مِنْ بَعْدِي اسْمُهُٓ اَحْمَدُۜ فَلَمَّا جَٓاءَهُمْ بِالْبَيِّنَاتِ قَالُوا هٰذَا سِحْرٌ مُب۪ينٌ ﴿ ٦ ﴾ وَمَنْ اَظْلَمُ مِمَّنِ افْتَرٰى عَلَى اللّٰهِ الْكَذِبَ وَهُوَ يُدْعٰٓى اِلَى الْاِسْلَامِۜ وَاللّٰهُ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِم۪ينَ ﴿ ٧ ﴾ يُر۪يدُونَ لِيُطْفِؤُ۫ا نُورَ اللّٰهِ بِاَفْوَاهِهِمْ وَاللّٰهُ مُتِمُّ نُورِه۪ وَلَوْ كَرِهَ الْكَافِرُونَ ﴿ ٨ ﴾ هُوَ الَّذ۪ٓي اَرْسَلَ رَسُولَهُ بِالْهُدٰى وَد۪ينِ الْحَقِّ لِيُظْهِرَهُ عَلَى الدّ۪ينِ كُلِّه۪ وَلَوْ كَرِهَ الْمُشْرِكُونَ۟ ﴿ ٩ ﴾ يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا هَلْ اَدُلُّكُمْ عَلٰى تِجَارَةٍ تُنْج۪يكُمْ مِنْ عَذَابٍ اَل۪يمٍ ﴿ ١٠ ﴾ تُؤْمِنُونَ بِاللّٰهِ وَرَسُولِه۪ وَتُجَاهِدُونَ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ بِاَمْوَالِكُمْ وَاَنْفُسِكُمْۜ ذٰلِكُمْ خَيْرٌ لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَۙ ﴿ ١١ ﴾ يَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَيُدْخِلْكُمْ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ وَمَسَاكِنَ طَيِّبَةً ف۪ي جَنَّاتِ عَدْنٍۜ ذٰلِكَ الْفَوْزُ الْعَظ۪يمُۙ ﴿ ١٢ ﴾ وَاُخْرٰى تُحِبُّونَهَاۜ نَصْرٌ مِنَ اللّٰهِ وَفَتْحٌ قَر۪يبٌۜ وَبَشِّرِ الْمُؤْمِن۪ينَ ﴿ ١٣ ﴾ يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا كُونُٓوا اَنْصَارَ اللّٰهِ كَمَا قَالَ ع۪يسَى ابْنُ مَرْيَمَ لِلْحَوَارِيّ۪نَ مَنْ اَنْصَار۪ٓي اِلَى اللّٰهِۜ قَالَ الْحَوَارِيُّونَ نَحْنُ اَنْصَارُ اللّٰهِ فَاٰمَنَتْ طَٓائِفَةٌ مِنْ بَن۪ٓي اِسْرَٓاء۪يلَ وَكَفَرَتْ طَٓائِفَةٌۚ فَاَيَّدْنَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا عَلٰى عَدُوِّهِمْ فَاَصْبَحُوا ظَاهِر۪ينَ ﴿ ١٤ ﴾

سُورَةُالصَّفِّ  ٥٥١ 
الجزء ٢٨
Saff Sûresi  551 
Cüz  28

6  Hani Meryem oğlu Îsâ (peygamber olarak gönderildiği Yahudi milletine hitaben): “Ey İsrâîloğulları! Gerçekten de ben, kendimden önceki Tevrât’ı doğrulayan ve ismi Ahmed olup benden sonra gelecek olan pek kıymetli bir Rasûlü müjdeleyen biri olarak Allâh’ın size elçisiyim!” demişti. Fakat o onlara (, ölüleri diriltmek, körleri ve alaca hastalarını iyi etmek gibi) çok açık mucizeler getirdiğinde (, inanacakları yerde): “İşte bu pek açık bir büyüdür!” demişlerdi. (Artık Îsâ (Aleyhisselâm)`a inanmayan Yahudilerin, onun müjdelediği âhir zaman peygamberine inanmaları nasıl beklenebilir?)
Âlûsî tefsirinde zikredildiğine göre; İncîl’de Îsâ (Aleyhisselâm)`ın şu sözü nakledilmiştir: “Benim Allâh’a gitmem sizin için çok hayırlı olacaktır, çünkü ben gitmezsem Fâraklît size gelemez! Ben gittiğim zaman onu size göndereceğim. Benim çok söyleyeceklerim var ama siz onları kaldıramazsınız. Ama o size gelince bütün hakikatlere sizi irşad edecektir. Çünkü o kendi katından konuşmayacaktır, bilakis vahiy olarak işittiklerini anlatacaktır, tüm gelecekleri size bildirecektir ve Rabbime ait olan tüm vasıfları size anlatacaktır. Eğer beni seviyorsanız bu vasiyetlerimi iyi tutun. Gerçi ben de sizi yetim olarak bırakacak değilim, zira pek yakında tekrar geleceğim!” Îsâ (Aleyhisselâm)`ın bu sözlerinde geçen “Fâraklît”, ilim ve ihtisas sahibi olan bazı Hristiyanlar tarafından: “Hamdedici” manasıyla tefsir edilmiştir ki bu, “Ahmed” isminin karşılığıdır. Artık Allâh’ın, gözlerinden taassup perdesini açtığı kişiler, bu “Fâraklît” tabirinden Rasûlûllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)`in kastedilmiş olduğunu kolayca anlar. Îsâ (Aleyhisselâm)`ın, “Kendisinin yakında gelecek olduğu”nu müjdelemesi ise, Deccal`ı öldürmek ve İslâm dinini dünyaya hâkim kılmak üzere, Rasûlûllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)`in ümmeti olarak âhir zamanda gökten ineceğinin bir ifadesidir! (Âlûsî: 28/87)

7  Kendisi sürekli İslâm’a davet edilmekte olduğu halde (, Allâh’ın gönderdiği peygambere: “Yalancı”, âyetlerine de: “Büyü” diyerek) Allâh’a karşı yalan uy durmuş bulunan kimseden daha zâlim kim olabi lir? Allâh (kurtuluşa yönelmeyerek kendilerine yazık etmiş olan) o zâlimler toplumunu (felaha erdirecek yollara) hidâyet etmez!

8  Onlar Allâh’ın (, peygamber gönderip kitap indi rerek parlattığı) nurunu ağızları(ndan çıkan şirk ve inkâr dolu birtakım sözler) ile söndürmek istiyorlar. Oysa Allâh (, tevhîdi yüceltip İslâm’ı aziz kılarak) nu runu tamamlayıcıdır, velev ki kâfirler hoş görmesin!

9  O’dur ancak O Zât ki; Rasûlünü hidâyet (rehberi olan Kur’ân) ve hak din (olan İslâm) ile göndermiş tir ve neticede O onu, dinlerin tamamına karşı üs tün kılacaktır, velev ki müşrikler hoş görmesin! (Nitekim onunla tüm dinleri yürürlükten kaldırarak Allâh-u Te`âla bu sözünü yerine getirmiştir. Îsâ (Aleyhisselâm)`ın ineceği âhir zamanda da ondan başka bir din bırakmayacaktır.)

10  Ey iman etmiş olan kimseler! Sizi çok acı verici büyük bir azaptan kurtaracak olan pek de ğerli bir ticareti size göstereyim mi?

11  Allâh’a ve Rasûlüne (hakiki manada) iman edeceksiniz, mallarınızla ve canlarınızla da Allâh yolunda cihatta bulunacaksınız! İşte size! Bu sizin için (her şeyden) daha hayırlıdır. Eğer siz (bunun si ze ne kadar yararlı olacağını) bilmekte olsaydınız (, elbette iman ve cihadı her şeye tercih ederdiniz)!

12  (Eğer böyle yaparsanız,) O sizin için günahları nızı bağışlar ve sizi (köşklerinin ve ağaçlarının) altla rından sürekli ırmaklar akmakta bulunan pek de ğerli cennetlere ve Adn cennetlerinde bulunan çok temiz ve hoş meskenlere girdirir. İşte ancak bu pek bü yük bir kurtuluştur.

13  (İman ve cihat sayesinde) bir diğer (nimet)i (daha elde edeceksiniz) ki, siz onu sevmektesiniz; Allâh’tan büyük bir yardım ve pek yakın bir fetih! (Yâ Muhammed!) O (anlatılan vasıfları takınan) mü minleri (iki cihan saâdetiyle) müjdele!

14  Ey iman etmiş olan kimseler! Allâh’ın (dininin) yardımcıları olun! Nitekim Meryem oğlu Îsâ (en yakın adamları olan) havârîlere: “Allâh’a (yönelici biri olarak benim) yar dımcılarım kim (olacak)? (Zira Allâh’a yardım, peygamberine yardımla olur!)” demişti. Havârîler de: “Allâh(ın da vasın)ın yardımcıları biziz!” demişti. Bunun üzerine İsrâîloğullarından bir tâife (Îsâ (Aleyhisselâm)` a) inanmıştı, diğer bir fırka ise inkâr etmişti. Böylece Biz o iman etmiş olan kimseleri düşmanlarına karşı güçlendirmiştik de, neticede onlar gâlip kimselere dönüşüvermiştiler!
Birtakım müfessirlerce bu gâlibiyet, delil ve huccet bakımından gerçekleşmiştir, diğer bir kısmına göreyse, Îsâ (Aleyhisselâm)`ın semaya kaldırılmasının ardından müminlerle kâfirler savaşa tutuşmuş ve neticede inananlar kılıç gücüyle gâlibiyet sağlamışlardır.

Saff Sûresi  551 
Cüz  28
cihanyamaneren