HATA BİLDİRİMLERİNİZ İÇİN TIKLAYIN
سُورَةُالطَّلَاقِ  ٥٥٨ 
الجزء ٢٨

اَسْكِنُوهُنَّ مِنْ حَيْثُ سَكَنْتُمْ مِنْ وُجْدِكُمْ وَلَا تُضَٓارُّوهُنَّ لِتُضَيِّقُوا عَلَيْهِنَّۜ وَاِنْ كُنَّ اُو۬لَاتِ حَمْلٍ فَاَنْفِقُوا عَلَيْهِنَّ حَتّٰى يَضَعْنَ حَمْلَهُنَّۚ فَاِنْ اَرْضَعْنَ لَكُمْ فَاٰتُوهُنَّ اُجُورَهُنَّۚ وَأْتَمِرُوا بَيْنَكُمْ بِمَعْرُوفٍۚ وَاِنْ تَعَاسَرْتُمْ فَسَتُرْضِعُ لَهُٓ اُخْرٰىۜ ﴿ ٦ ﴾ لِيُنْفِقْ ذُو سَعَةٍ مِنْ سَعَتِه۪ۜ وَمَنْ قُدِرَ عَلَيْهِ رِزْقُهُ فَلْيُنْفِقْ مِمَّٓا اٰتٰيهُ اللّٰهُۜ لَا يُكَلِّفُ اللّٰهُ نَفْسًا اِلَّا مَٓا اٰتٰيهَاۜ سَيَجْعَلُ اللّٰهُ بَعْدَ عُسْرٍ يُسْرًا۟ ﴿ ٧ ﴾ وَكَاَيِّنْ مِنْ قَرْيَةٍ عَتَتْ عَنْ اَمْرِ رَبِّهَا وَرُسُلِه۪ فَحَاسَبْنَاهَا حِسَابًا شَد۪يدًا وَعَذَّبْنَاهَا عَذَابًا نُكْرًا ﴿ ٨ ﴾ فَذَاقَتْ وَبَالَ اَمْرِهَا وَكَانَ عَاقِبَةُ اَمْرِهَا خُسْرًا ﴿ ٩ ﴾ اَعَدَّ اللّٰهُ لَهُمْ عَذَابًا شَد۪يدًا فَاتَّقُوا اللّٰهَ يَٓا اُو۬لِي الْاَلْبَابِۚۛ اَلَّذ۪ينَ اٰمَنُواۚۛ قَدْ اَنْزَلَ اللّٰهُ اِلَيْكُمْ ذِكْرًاۙ ﴿ ١٠ ﴾ رَسُولًا يَتْلُوا عَلَيْكُمْ اٰيَاتِ اللّٰهِ مُبَيِّنَاتٍ لِيُخْرِجَ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ مِنَ الظُّلُمَاتِ اِلَى النُّورِۜ وَمَنْ يُؤْمِنْ بِاللّٰهِ وَيَعْمَلْ صَالِحًا يُدْخِلْهُ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِد۪ينَ ف۪يهَٓا اَبَدًاۜ قَدْ اَحْسَنَ اللّٰهُ لَهُ رِزْقًا ﴿ ١١ ﴾ اَللّٰهُ الَّذ۪ي خَلَقَ سَبْعَ سَمٰوَاتٍ وَمِنَ الْاَرْضِ مِثْلَهُنَّۜ يَتَنَزَّلُ الْاَمْرُ بَيْنَهُنَّ لِتَعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌۙ وَاَنَّ اللّٰهَ قَدْ اَحَاطَ بِكُلِّ شَيْءٍ عِلْمًا ﴿ ١٢ ﴾

سُورَةُالطَّلَاقِ  ٥٥٨ 
الجزء ٢٨
Talâk Sûresi  558 
Cüz  28

6  (Ey iddet bekleyen kadınlar hakkındatakvâya nasıl riayet edeceklerini soranlar!) O (boşadığınız kadı)n ları ikamet etmiş bulunduğunuz yerin bir kısmın da gücünüz nispetinde yerleştirin! (Kendileriyle geçinemeyecekleri insanları yanlarına yerleştirerek ya hut eşyalar koyup mekânı kısıtlayarak) kendilerine darlık yapasınız (da, evden çıkmaya mecbur olsunlar) diye onlara zarar vermeyin.Eğer o (boşana)nlar yük sahipleri olduysalar, kendileri (doğum yaparak) yüklerini bırakıncaya kadar (nafakalarını vererek) onlara harcama yapın! Şayet onlar (doğum yaptıktan sonra) sizin için (ço cuklarınızı) emzirirlerse, bundan dolayı onlara üc retlerini verin! (Ey anneler ve babalar!) Aranızda bir birinize iyi bilinen bir şeyi emredin! (Baba cimrilik yapmasın, anne de güçlük çıkarmasın.)/Aranızda iyi likle istişârede bulunun!/ Eğer (gereken ücret verilmeyerek yahut konuş u lan dan fazlası istenerek) birbiriniz yüzünden güçlüğe uğrarsanız, o zaman pek yakında diğer bir kadın onun için (çocuğunu) emzirecektir.

7  Genişlik sahibi olan kişi geniş imkânına göre (nafaka vererek) harcamada bulunsun! Kime de rız kı daraltıldıysa, artık o da Allâh’ın ona vermiş ol duğu şeylerden (gücü nispetinde) harcama yapsın! Allâh hiçbir nefsi kendisine vermiş olduğu şeyden başkasıyla yükümlü tutmaz. Muhakkak ki Allâh (karşılaşılan geçici) bir zorlu ğun ardından büyük bir kolaylık yaratacaktır.

8  Rabbinin ve rasûllerinin emrinden inadına geri durmuş olan nice memleket (halkı) vardır ki; Biz onları (küçük-büyük her suçları hakkında) çok şid detli bir hesapla muhasebeye tâbi (tutarak, yaptıkları hiçbir şeyi bağışlamayıp, her türlü kötü amellerinden sorumlu) tutmuşuzdur ve onlara (eşi benzeri) görülmedik pek büyük bir azap (olan; açlık, kıtlık, katliâm vesâir belâlar)la azap etmişizdir.

9  Böylece onlar (kötü) işlerinin vebâlini tatmış ve işlerinin sonu çok büyük bir hüsrân (ve ziyân) olmuştur.

10  (Âhirette ise) Allâh onlara çok şiddetli pek büyük bir azap hazırlamıştır; öyleyse ey (his ve ve him karışıklıklarından arınmış) hâlis akılların sahip leri olan o iman etmiş kimseler! Allâh’tan hakkıyla sakının! Gerçekten Allâh size yüce bir zikir (ve çok etkili bir öğüt olan Kur’ân) indirmiştir!

11  Pek değerli bir Rasûl (de göndermiştir) ki; Allâh’ın pek açık seçik olan âyetlerini üzerinize peş peşe okumaktadır. Tâ ki o (peygamber),iman (şartlarına şüphesiz bir şekilde itikat) etmiş olanları ve (namaz, oruç, hac, zekât gibi) salih ameller işlemiş bulunanları o (kâfirlik, sapıklık ve cehâlet) karanlık lar(ın)dan o (iman) nur(un)a çıkarsın! Her, kim Allâh’a iman eder ve (namaz, oruç, hac, zekât gibi) salih bir amel işlerse, O onu içerisinde sonsuza kadar ebedî kalıcı oldukları öyle kıymetli cennetlere girdirir ki, (köşklerinin ve ağaçlarının) altlarından sürekli ırmaklar akmaktadır. Gerçek ten Allâh ona ne kadar büyük ve güzel bir rızık vermiştir.

12  Allâh’tır ancak O Zât ki; yedi (kat) göğü, yerden de onların mislini yaratmıştır! O (İlâhî) emir (; kaza ve kaderden ibaret olan yarat ma ve yönetme işi) o (yedi kat gökle yedi kat yeri)n (tabaka)lar(ı) arasında sürekli inmektedir. (Böylece Allâh’ın, hayat ve ölüm, zenginlik ve fakirlik, kuvvet ve acziyet gibi buyrukları tüm yaratıklarda geçerliliğini sürdürmektedir.) Tâ ki siz bi lesiniz ki, gerçekten Allâh her şeye (hakkıyla gücü yeten bir) Kadîr’dir ve şüphesiz ki Allâh ilim bakımından her şeyi muhakkak çepeçevre kuşatmıştır.
Bu âyet-i kerîmede yer, göğün misli olarak açıklanmıştır ki; bir şeyin bir şeye benzerliği, her bakımdan onunla eşit olması anlamına gelmez. Nitekim bazı vasıflardaki ortaklık bu benzerliği doğrular. Cumhûr ulemâya göre yerin göğe benzerliği; yedi kat olması, birbiri üstünde tabakalara sahip olması, her iki kat arasında gökle yer arasında olduğu gibi beş yüz senelik mesafe bulunması ve her birinde Allâh’ın birtakım yaratıkları bulunması gibi bazı özel konulardadır. İbni Abbâs (Radıyallâhu anhümâ)dan rivayete göre; yer tabakalarında bulunanlar ya melekler veya cinlerdir. Bazı âlimlerin yer tabakalarını yedi iklim yahut madenî tabakalar veya toprak parçaları gibi manalarla yorumlamaları, İmâm-ı Ahmed ve Tirmizî gibi muteber âlimlerin naklettiği hadîs-i şerîflerle çatışmaktadır. Zira Rasûlûllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) her iki yer tabakası arasında beş yüz senelik mesafe bulunduğunu açıkça beyan etmiş ve yedi kat yeri tek tek saymıştır. Dolayısıyla Âlûsî (Rahimehullâh)`ın da beyanı vechile; yer tabakalarının birbirinden ayrı yedi tabaka olduğu ve her birinin sakinleri bulunduğu görüşünü kabul etmekte, ne aklen, ne de dînen hiçbir engel bulunmamaktadır. Bu güne kadar yer tabakaların daki farklı mahlûkata rastlanmaması bizim bunu inkâr etmemizi gerektirmez. Zira iman ettiğimiz şeylerin ekseriyeti gaybî konu lardır. Allâh’ın mülkünün genişliğine ve kudretinin büyüklüğüne inanan kişilerin, âlimlerin çoğunluğunun görüşü üzere yedi kat yerin varlığını hiç duraksamadan tasdik etmeleri gerekir. (Âlûsî)

Talâk Sûresi  558 
Cüz  28
cihanyamaneren