HATA BİLDİRİMLERİNİZ İÇİN TIKLAYIN
سُورَةُالْمُلْكِ  ٥٦٢ 
الجزء ٢٩

وَاَسِرُّوا قَوْلَكُمْ اَوِ اجْهَرُوا بِه۪ۜ اِنَّهُ عَل۪يمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ ﴿ ١٣ ﴾ اَلَا يَعْلَمُ مَنْ خَلَقَۜ وَهُوَ اللَّط۪يفُ الْخَب۪يرُ۟ ﴿ ١٤ ﴾ هُوَ الَّذ۪ي جَعَلَ لَكُمُ الْاَرْضَ ذَلُولًا فَامْشُوا ف۪ي مَنَاكِبِهَا وَكُلُوا مِنْ رِزْقِه۪ۜ وَاِلَيْهِ النُّشُورُ ﴿ ١٥ ﴾ ءَاَمِنْتُمْ مَنْ فِي السَّمَٓاءِ اَنْ يَخْسِفَ بِكُمُ الْاَرْضَ فَاِذَا هِيَ تَمُورُۙ ﴿ ١٦ ﴾ اَمْ اَمِنْتُمْ مَنْ فِي السَّمَٓاءِ اَنْ يُرْسِلَ عَلَيْكُمْ حَاصِبًاۜ فَسَتَعْلَمُونَ كَيْفَ نَذ۪يرِ ﴿ ١٧ ﴾ وَلَقَدْ كَذَّبَ الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْ فَكَيْفَ كَانَ نَك۪يرِ ﴿ ١٨ ﴾ اَوَلَمْ يَرَوْا اِلَى الطَّيْرِ فَوْقَهُمْ صَٓافَّاتٍ وَيَقْبِضْنَۜ مَا يُمْسِكُهُنَّ اِلَّا الرَّحْمٰنُۜ اِنَّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ بَص۪يرٌ ﴿ ١٩ ﴾ اَمَّنْ هٰذَا الَّذ۪ي هُوَ جُنْدٌ لَكُمْ يَنْصُرُكُمْ مِنْ دُونِ الرَّحْمٰنِۜ اِنِ الْكَافِرُونَ اِلَّا ف۪ي غُرُورٍۚ ﴿ ٢٠ ﴾ اَمَّنْ هٰذَا الَّذ۪ي يَرْزُقُكُمْ اِنْ اَمْسَكَ رِزْقَهُۚ بَلْ لَجُّوا ف۪ي عُتُوٍّ وَنُفُورٍ ﴿ ٢١ ﴾ اَفَمَنْ يَمْش۪ي مُكِبًّا عَلٰى وَجْهِه۪ٓ اَهْدٰٓى اَمَّنْ يَمْش۪ي سَوِيًّا عَلٰى صِرَاطٍ مُسْتَق۪يمٍ ﴿ ٢٢ ﴾ قُلْ هُوَ الَّذ۪ٓي اَنْشَاَكُمْ وَجَعَلَ لَكُمُ السَّمْعَ وَالْاَبْصَارَ وَالْاَفْـِٔدَةَۜ قَل۪يلًا مَا تَشْكُرُونَ ﴿ ٢٣ ﴾ قُلْ هُوَ الَّذ۪ي ذَرَاَكُمْ فِي الْاَرْضِ وَاِلَيْهِ تُحْشَرُونَ ﴿ ٢٤ ﴾ وَيَقُولُونَ مَتٰى هٰذَا الْوَعْدُ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ ﴿ ٢٥ ﴾ قُلْ اِنَّمَا الْعِلْمُ عِنْدَ اللّٰهِۖ وَاِنَّمَٓا اَنَا۬ نَذ۪يرٌ مُب۪ينٌ ﴿ ٢٦ ﴾

سُورَةُالْمُلْكِ  ٥٦٢ 
الجزء ٢٩
Mülk Sûresi  562 
Cüz  29

13  (Ey kâfirler!) Sözünüzü gizleyin ya da onu açıklayın (, fark etmez)! Çünkü muhakkak O, göğüslerin sahip olduğu şeyi (; kalplerin barındırdığı tüm sırları, niyet ve inançları hakkıyla bilen bir) Alîm’dir.

14  (Her şeyi) yaratmış olan Zât (gizliyi de, açık gibi) bilmez mi? (Varlıkların en ince yönlerini hakkıyla bilen) Latîf de, (bütün varlıkların görünen-görünmeyen tüm hallerinden haberdâr olan) Habîr de ancak O’dur!
İbni Abbâs (Radıyallâhu anhümâ)`dan rivayete göre; müşrikler Rasûlûllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)`in aleyhine gizli gizli konuşuyorlardı, Allâh-u Te’âlâ da o sırları Rasûlûllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)`e haber verdikçe, o bu haberleri onların yüzüne vuruyordu, bu da onları çok şaşırtıyordu. Buna karşı bir tedbir olarak aralarında: “Bir daha sesli konuşmayın ki, Muhammed’in Rabbi duyup ona haber veremesin!” diye anlaştılar. Bunun üzerine bu âyet-i celîleler nâzil oldu. (Âlûsî)

15  Ancak O’dur O Zât ki, sizin (üzerinde kolayca yerleşip gezebilmeniz) için yeri pek yumuşak yapmıştır! Öyleyse onun omuzlarında (; dağlarında ve düzlüklerinde) yürüyün ve O (Allâh-u Sübhânehû)nun rızkından yiyin! Diriliş(iniz ve dönüşünüz) de ancak O’n(un manevî huzurun)adır! (İşte o zaman size bu nimetlerinin şükrünü soracaktır.)

16  Yoksa siz (yüce saltanatı) gökte bulunan Zât’tan; O’nun (Karûn’a yaptığı gibi) sizi yere batırmasından emin mi oldunuz? Sonra birdenbire o (toprak sizi içine alıp) şiddetlice çalkalanıverir.

17  Yoksa siz (kazası ve mülkü) gökte olan Zât’tan; O’nun sizin üzerinize taş yağdıran bir kasırga göndermesinden emin mi oldunuz? Artık yakında bile ceksiniz Benim uyarım nasılmış?

18  Andolsun ki; elbette onlardan önce olan o kimseler de (peygamberlerini) yalanlamıştı! Peki, (bunca güçlerine rağmen) Benim (onları) tanıma(yıp azâba uğrat)mam nasıl olmuş? (O halde seni inkâr eden zavallılar, başlarına gelecek feci âkıbetten sakınsınlar!)

19  Üzerlerindeki kuşları görmediler mi ki (kanatlarını) açıp uzatıcılardır ve (güç kazanmak için dinlenmek üzere bazen de kanatlarını göğüslerine doğru) kapatıverirler? (Kanatlarını açma ve kapama anlarında) O Rahmân’dan başkası onları tutmamaktadır. (Onun için onları özel birtakım şekiller üzere yaratmış ve kendilerine havada uçabilecek hareketleri ilham etmiştir. Zaten rahmeti her şeyi kaplamış olan O Zât’ın merhameti olmasa, tabiatları yere doğru çekilme olan ağır varlıkların hava boşluğunda rahatça durabilmeleri düşünülemezdi.) Zira muhakkak ki O, her şeyi (hakkıyla gören ve neyi nasıl yaratacağını en iyi bilen bir) Basîr’dir.

20  Yoksa kimdir işte o kimse ki; o sizin için bir ordu olacak da, O (son derece merhamet sahibi olan) Rahmân’ın dışında size yardım edebilecek? Kâfirler ancak büyük bir aldanış içindedirler!

21  Yoksa O (Allâh-u Te`âlâ ), (kuraklık gibi nedenlerle) rızkını tutacak olursa, kimdir işte o kimse ki sizi rızıklandırabilecektir? Hayır! Onlar (da böyle bir kimse bulunmadığını bildikleri halde, hakka karşı) büyük bir kibirlenme ve tam bir kaçış içerisinde inadı sürdürmüşlerdir.

22  Peki o, yüzü üstü tökezlenici bir halde (düşe kalka) yürüyen (Ebû Cehil gibi) kimse mi daha hidâyettedir, yoksa dosdoğru bir yol üzere dimdik yürüyen (ve ayağı hiç kaymayan Muhammed (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) gibi) bir zât mı?

23  (Habîbim!) De ki: “Sizi yoktan var etmiş olan ve sizin için kulaklar, gözler ve gönüller yaratmış olan Zât ancak O (Allâh-u Sübhânehû) dur. (Bunca nimetlerine karşı) pek az/pek az bir zaman/ şükrediyorsunuz!”

24  (Habîbim!) De ki: “Yer(yüzün)de sizi yaratıp türeterek yaymış olan Zât da ancak O’dur! Zaten siz (ölüp dirilmenizin ardından kıyâmet günü) ancak O’n(un manevî huzurun) a (sevk edilip) haşrolunacaksınız!”

25  Onlar: “İşte bu (azap) söz(ünün gerçekleşmesi) ne zamandır? Eğer doğru kimseler olduysanız (, onu bize çabucak getirin)!” diyorlar.

26  De ki: “Bu bilgi ancak Allâh katındadır! Ben ise ancak (O’nun bana bildirdiklerini) iyice açıklayan bir uyarıcıyım!”

Mülk Sûresi  562 
Cüz  29
cihanyamaneren