HATA BİLDİRİMLERİNİZ İÇİN TIKLAYIN
سُورَةُالْحَاقَّةِ  ٥٦٦ 
الجزء ٢٩

وَجَٓاءَ فِرْعَوْنُ وَمَنْ قَبْلَهُ وَالْمُؤْتَفِكَاتُ بِالْخَاطِئَةِۚ ﴿ ٩ ﴾ فَعَصَوْا رَسُولَ رَبِّهِمْ فَاَخَذَهُمْ اَخْذَةً رَابِيَةً ﴿ ١٠ ﴾ اِنَّا لَمَّا طَغَا الْمَٓاءُ حَمَلْنَاكُمْ فِي الْجَارِيَةِۙ ﴿ ١١ ﴾ لِنَجْعَلَهَا لَكُمْ تَذْكِرَةً وَتَعِيَهَٓا اُذُنٌ وَاعِيَةٌ ﴿ ١٢ ﴾ فَاِذَا نُفِخَ فِي الصُّورِ نَفْخَةٌ وَاحِدَةٌۙ ﴿ ١٣ ﴾ وَحُمِلَتِ الْاَرْضُ وَالْجِبَالُ فَدُكَّتَا دَكَّةً وَاحِدَةً ﴿ ١٤ ﴾ فَيَوْمَئِذٍ وَقَعَتِ الْوَاقِعَةُۙ ﴿ ١٥ ﴾ وَانْشَقَّتِ السَّمَٓاءُ فَهِيَ يَوْمَئِذٍ وَاهِيَةٌۙ ﴿ ١٦ ﴾ وَالْمَلَكُ عَلٰٓى اَرْجَٓائِهَاۜ وَيَحْمِلُ عَرْشَ رَبِّكَ فَوْقَهُمْ يَوْمَئِذٍ ثَمَانِيَةٌۜ ﴿ ١٧ ﴾ يَوْمَئِذٍ تُعْرَضُونَ لَا تَخْفٰى مِنْكُمْ خَافِيَةٌ ﴿ ١٨ ﴾ فَاَمَّا مَنْ اُو۫تِيَ كِتَابَهُ بِيَم۪ينِه۪ فَيَقُولُ هَٓاؤُ۬مُ اقْرَؤُ۫ا كِتَابِيَهْۚ ﴿ ١٩ ﴾ اِنّ۪ي ظَنَنْتُ اَنّ۪ي مُلَاقٍ حِسَابِيَهْۚ ﴿ ٢٠ ﴾ فَهُوَ ف۪ي ع۪يشَةٍ رَاضِيَةٍۙ ﴿ ٢١ ﴾ ف۪ي جَنَّةٍ عَالِيَةٍۙ ﴿ ٢٢ ﴾ قُطُوفُهَا دَانِيَةٌ ﴿ ٢٣ ﴾ كُلُوا وَاشْرَبُوا هَن۪ٓيـًٔا بِمَٓا اَسْلَفْتُمْ فِي الْاَيَّامِ الْخَالِيَةِ ﴿ ٢٤ ﴾ وَاَمَّا مَنْ اُو۫تِيَ كِتَابَهُ بِشِمَالِه۪ فَيَقُولُ يَا لَيْتَن۪ي لَمْ اُو۫تَ كِتَابِيَهْۚ ﴿ ٢٥ ﴾ وَلَمْ اَدْرِ مَا حِسَابِيَهْۚ ﴿ ٢٦ ﴾ يَا لَيْتَهَا كَانَتِ الْقَاضِيَةَۚ ﴿ ٢٧ ﴾ مَٓا اَغْنٰى عَنّ۪ي مَالِيَهْۚ ﴿ ٢٨ ﴾ هَلَكَ عَنّ۪ي سُلْطَانِيَهْۚ ﴿ ٢٩ ﴾ خُذُوهُ فَغُلُّوهُۙ ﴿ ٣٠ ﴾ ثُمَّ الْجَح۪يمَ صَلُّوهُۙ ﴿ ٣١ ﴾ ثُمَّ ف۪ي سِلْسِلَةٍ ذَرْعُهَا سَبْعُونَ ذِرَاعًا فَاسْلُكُوهُۜ ﴿ ٣٢ ﴾ اِنَّهُ كَانَ لَا يُؤْمِنُ بِاللّٰهِ الْعَظ۪يمِۙ ﴿ ٣٣ ﴾ وَلَا يَحُضُّ عَلٰى طَعَامِ الْمِسْك۪ينِۜ ﴿ ٣٤ ﴾

سُورَةُالْحَاقَّةِ  ٥٦٦ 
الجزء ٢٩
Hâkka Sûresi  566 
Cüz  29

9  Firavun da, ondan önce olanlar da, o (Lût (Aleyhisselâm)`ın) ters döndürülen (şehir)ler(i) de (hep) o hatayı işleyegeldi!

10  Böylece onlar Rablerinin rasûlüne isyan ettiler, O da hemen onları fazlaca şiddetli olan büyük bir yakalayışla yakalayıverdi!

11  (Nûh tufanında) su (, alışılagelen) haddini aş(ıp, en yüksek dağın üzerine bile on beş arşın çık) tığı zaman, şüphesiz ki Biz (atalarınızın sulplerinde bulunan) sizi o akıp giden gemide taşıdık!

12  Tâ ki onu sizin için (, yaratıcının üstün gücüne ve engin rahmetine delalet eden) büyük bir ibret kı lalım ve kavrayıcı kulaklar onu(n sizi taşıyıp tûfan dan kurtarma kıssasını) muhafaza etsin!

13  Artık Sûr’un içerisine tek bir üfürülüşle (ilk defa) üfürüldüğü zaman;

14  Yer (küre) ve dağlar (İlâhî bir kudretle) taşınılıp (mekânlarından) kaldırıldığı, ardı sıra da her ikisi tek bir darbeyle (birbirine) çarpılıp dümdüz edildiği zaman,

15  İşte meydana gelecek o (kıyâmet) olay(ı) o gün vukû bulmuştur!

16  Gök de iyice yarılmıştır, (bugünkü sağlam görüntüsüne rağmen) artık işte o gün o çok zayıftır (ve düştü düşecek bir haldedir)!

17  Melekler (yarılan sahalardan çekilme mecburiyetinde kalıp, yarılmayan cihetlere doğru yönelmiş bir halde) onun kenarları üzeredirler! Rabbinin Arş’ını, onların da üstünde işte o gün sekiz (melek) taşıyacaktır (ki, her birinin kulak yumuşağıyla boynu arası, yediyüz senelik mesafe kadardır, tırnaklarıyla uylukları arası ise iki gök arası kadar uzundur).

18  İşte o gün (muhasebe için Allâh-u Te’âlâ’nın huzuruna) arz olunacaksınız ki, sizden hiçbir sır gizli kalmayacaktır!

19  Artık o kimse ki; kitabı ona sağ eliyle verilmiştir, işte o (sevincinden dolayı arkadaşlarına dönüp) der ki: “Alın kitabımı okuyun (da içindeki salih amelleri görün)!

20  Şüphesiz ben hesabıma mutlaka kavuşacak biri olduğumu bilmiştim!”

21  Artık o, çok hoşnut olunan bir yaşantı içe risindedir.

22  Pek yüksek bir cennettedir ki;

23  Devşirilecek ürünleri (, yatanın bile uzanacağı derecede) pek yakındır!

24  (O gün onlara:) “Geçen (dünya) günler(in)de sunmuş bulunduğunuz (güzel) şeylere karşılık, sıkıntısız bir şekilde yiyin için (, hazmı âsân olsun, âfiyet olsun)!” (denilecektir.)

25  Ama kim ki; kitabı ona sol eliyle verilmiş tir; işte o da (defterindeki kötü amelleri gördüğünde) der ki: “Ah keşke ben; kitabım bana verilmeyeydi!

26  Hesabım nedir bilmeyeydim!

27  Ah keşke ne olaydı o (dünyada tattığım ölüm, hayatımı bitirme hususunda), kesin karar veren bir şey olaydı (da, tekrar diriltilmeyeydim)!

28  Malım benden bir şey savuşturamadı!

29  Saltanatım (insanlara musallat olacak hâkimi yet gücüm)/(dünyada kendisine dayan dığım) delîlim/benden kay boldu (, şimdi zelil bir halde kaldım)!”

30  (O zaman Allâh-u Te`âlâ cehennem bekçilerine buyurur ki:) “Onu yakalayın ve hemen onu bukağı larla bağlayın!

31  Sonra onu ancak şiddetle tutuşmuş o (cehennem) ateş(in)e girdirin!

32  Sonra da onu ancak, uzunluğu yetmiş arşın olan bir zincir içerisine sokun (ki, makatından girip ağzından çıkacak olan o zincire dizilerek azâba uğra tılsın)!”

33  Çünkü gerçekten o, O çok büyük olan Allâh’a inanmamaktaydı!

34  (Âhirete inanmadığı için sevap beklentisi taşımadığından) yoksulu yedirmeye (teşebbüs etmediği gibi, bir diğerini) de (iyiliğe) teşvik etmezdi!

Hâkka Sûresi  566 
Cüz  29
cihanyamaneren