HATA BİLDİRİMLERİNİZ İÇİN TIKLAYIN
سُورَةُالْجِنِّ  ٥٧٢ 
الجزء ٢٩

وَاَنَّا مِنَّا الْمُسْلِمُونَ وَمِنَّا الْقَاسِطُونَۜ فَمَنْ اَسْلَمَ فَاُو۬لٰٓئِكَ تَحَرَّوْا رَشَدًا ﴿ ١٤ ﴾ وَاَمَّا الْقَاسِطُونَ فَكَانُوا لِجَهَنَّمَ حَطَبًاۙ ﴿ ١٥ ﴾ وَاَنْ لَوِ اسْتَقَامُوا عَلَى الطَّر۪يقَةِ لَاَسْقَيْنَاهُمْ مَٓاءً غَدَقًاۙ ﴿ ١٦ ﴾ لِنَفْتِنَهُمْ ف۪يهِۚ وَمَنْ يُعْرِضْ عَنْ ذِكْرِ رَبِّه۪ يَسْلُكْهُ عَذَابًا صَعَدًاۙ ﴿ ١٧ ﴾ وَاَنَّ الْمَسَاجِدَ لِلّٰهِ فَلَا تَدْعُوا مَعَ اللّٰهِ اَحَدًاۙ ﴿ ١٨ ﴾ وَاَنَّهُ لَمَّا قَامَ عَبْدُ اللّٰهِ يَدْعُوهُ كَادُوا يَكُونُونَ عَلَيْهِ لِبَدًاۜ۟ ﴿ ١٩ ﴾ قُلْ اِنَّمَٓا اَدْعُوا رَبّ۪ي وَلَٓا اُشْرِكُ بِه۪ٓ اَحَدًا ﴿ ٢٠ ﴾ قُلْ اِنّ۪ي لَٓا اَمْلِكُ لَكُمْ ضَرًّا وَلَا رَشَدًا ﴿ ٢١ ﴾ قُلْ اِنّ۪ي لَنْ يُج۪يرَن۪ي مِنَ اللّٰهِ اَحَدٌ وَلَنْ اَجِدَ مِنْ دُونِه۪ مُلْتَحَدًاۙ ﴿ ٢٢ ﴾ اِلَّا بَلَاغًا مِنَ اللّٰهِ وَرِسَالَاتِه۪ۜ وَمَنْ يَعْصِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ فَاِنَّ لَهُ نَارَ جَهَنَّمَ خَالِد۪ينَ ف۪يهَٓا اَبَدًاۜ ﴿ ٢٣ ﴾ حَتّٰٓى اِذَا رَاَوْا مَا يُوعَدُونَ فَسَيَعْلَمُونَ مَنْ اَضْعَفُ نَاصِرًا وَاَقَلُّ عَدَدًا ﴿ ٢٤ ﴾ قُلْ اِنْ اَدْر۪ٓي اَقَر۪يبٌ مَا تُوعَدُونَ اَمْ يَجْعَلُ لَهُ رَبّ۪ٓي اَمَدًا ﴿ ٢٥ ﴾ عَالِمُ الْغَيْبِ فَلَا يُظْهِرُ عَلٰى غَيْبِه۪ٓ اَحَدًاۙ ﴿ ٢٦ ﴾ اِلَّا مَنِ ارْتَضٰى مِنْ رَسُولٍ فَاِنَّهُ يَسْلُكُ مِنْ بَيْنِ يَدَيْهِ وَمِنْ خَلْفِه۪ رَصَدًاۙ ﴿ ٢٧ ﴾ لِيَعْلَمَ اَنْ قَدْ اَبْلَغُوا رِسَالَاتِ رَبِّهِمْ وَاَحَاطَ بِمَا لَدَيْهِمْ وَاَحْصٰى كُلَّ شَيْءٍ عَدَدًا ﴿ ٢٨ ﴾

سُورَةُالْجِنِّ  ٥٧٢ 
الجزء ٢٩
Cin Sûresi  572 
Cüz  29

14  Muhakkak ki biz; içimizden Müslümanlar da vardır! Yine bizden, (doğru yolu bırakıp) sapan kim seler de vardır! Artık kim Müslüman olursa, işte onlar, büyük bir hidâyet arayışında bulun muşlardır.

15  Ama o (haktan) sapanlar; işte onlar da cehenneme odun olmuşlardır!’

16  (Yine bana vahyolunduğuna göre;) gerçek şu ki; eğer o (cinler ve insa)nlar o yüce (İslâm) yol(u) üzere istikamet edebilselerdi, elbette Biz onları pek bol bir suyla suvarır (ve rızıklarını bollaştırır)dık!

17  Onları bu hususta imtihan (edenin muâmelesi ne tâbi) edelim (de, nimetlerimize şükredip- etmeye ceklerini herkese gösterelim) diye (böyle yapardık)! Her kim Rabbinin zikrinden (; Kur’ân’ından, tev - hîdinden, ibadetinden ve vaazından) yüz çe virirse, O onu (kendisine) üstün gelecek (ve git tikçe şiddeti artarak onu mağlup edecek) çok meşakkatli büyük bir azaba girdirir.

18  (Bana vahyolunanlardan biri de şudur ki;) şüphesiz (Allâh için namaz kılınsın diye bina edilmiş olan) o mescitler Allâh’a mahsustur! Artık (Yahudi ve Hristiyanlar mabetlerine girdiklerinde şirk koştukları gibi, siz de camilerde) Allâh’la birlikte hiçbir kim seye ibadet etmeyin!

19  Bir de hakikat şu ki; Allâh’ın (en büyük) kulu (olma vasfıyla şereflenmiş Muhammed (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)) O’na ibadet eder olduğu halde (Mekke va dilerinden biri olan Nahle mevkiinde sabah namazı için) kıyamda bulunduğu zaman, onlar(ca cin onun ibadetini gördüklerinde ve kıyam, rükû, secde gibi hallerin de ashâbının ona uymasını izleyip, kıraatini de işittiklerinde, o güne kadar görmedikleri bu manzara karşısın da hayranlıklarından dolayı) onun etrafında (izdiham ederek) birbirine girmiş birtakım topluluklar olma ya pek yaklaştılar.”

20  (Habîbim!) De ki: “Ben ancak Rabbime ibadet ederim ve O’na hiçbir kimseyi ortak etmem! (Bunda şaşılacak ne var ki, izdiham yapıyorsunuz!)

21  De ki: “Muhakkak ben sizin için ne bir zarar(ı savuşturmay)a, ne de bir fayda (kazandırma)ya güç yetiremem!”

22  De ki: “Şüphesiz ki ben, (hakkımda bir kötülük murad etmesi durumunda) Allâh’tan beni kimse as la kurtaramaz ve kesinlikle ben O’ndan başka mey ledilecek bir sığınak da bulamam!

23  Lâkin Allâh’tan bir duyuruya ve O’nun elçiliklerin(i size tebliğ etmey)e (gücüm yeter)! Her kim (benim ulaştırdığım bu hükümler kabullen meyerek) Allâh’a ve Rasûlüne isyan ederse, artık (kâfirlerin) içerisinde sonsuza kadar ebediyyen kala cakları cehennem ateşi şüphesiz sadece ona aittir!

24  (Kâfirler inatlarını sürdürerek inananları aşağılamaya devam edeceklerdir.) Nihâyet tehdit olundukları şeyi gördükleri zaman, artık yakında bile ceklerdir ki, yardımcı bakımından daha zayıf ve sayıca daha az olan kimmiş?

25  De ki: “Tehdit olunduğunuz şey çok yakın mıdır, yoksa Rabbim onun için uzun bir süre mi tayin edecektir bilemiyorum?

26  (O,) bütün gaybları bilendir! Öyle ki, gaybını kimseye açıklamaz!

27  Ancak (bazı gaybları bildirmek üzere seçip) râzı olmuş olduğu bir rasûl müstesnâ! Zira muhakkak ki O, onun önünden ve ardından gözetleyen birtakım bekçiler dizer (de, onlar, vahyi tebliğ edinceye kadar onu şeytanların vesveselerinden ve katmalarından korurlar)!
Bazıları bu âyetten yola çıkıp; kerâmet olarak evliyâullâha birtakım gaybların bildirilebileceğini inkâr etmişlerdir. Oysa bu, büyük bir cehâletten kaynaklanmaktadır. Zira bu âyet-i kerîmenin zâhirine bakılarak, gaybların sadece rasûllere bildirildiği hükmüne varılacak olsa, meleklere de, nebîlere de hiçbir gaybın bildirilmediğini kabullenmek gerekir. Dolayısıyla burada “Allâh-u Te’âlâ’nın, bütün gayıplarını rasûllerine bildirdiği” manası çıkarılamayacağı gibi, “Rasûl olmayan ne meleğe, ne nebîye ne de velîye hiçbir gaybı bildirmeyeceği” hükmüne de varılamaz. Nitekim Hızır (Aleyhisselâm) gibi peygamberliği ihtilaflı olan bir zata nice gayıpların bildirildiği Kur’ân-ı Kerim’in açık beyanları ile sabittir. Ayrıca Sahîhayn’da: “Geçmiş ümmetlerde olduğu gibi, bu ümmett de ilhama mazhar muhaddes kullar bulunduğu” bildirilmiştir. (Buhârî, Enbiyâ: 52, No: 3282, 3/1279, Müslim, Fezâilü’s-sa habe: 2, No: 2398, 4/1864) O halde burada peygamberlere tahsis edilen bildirme, vasıtasız olarak sadece vahiy yoluyla olan ayan-beyan bir bildirme şeklidir, velîlere ise; rüya, sahih keşif, ferâset ya da ilham gibi vasıtalarla bazı gaybî konular bildirilmektedir. Ama bu, peygamberlere bildirilen gibi kesin ilim ifade etmez. Ayrıca bu bildirim, rasûle asâleten, velîye ise tebe’iyyet yoluyla yapıldığından, her velînin kerâmeti, tâbi olduğu peygamber için bir mûcize kabul edilmektedir. (Beyzâvî, Nesefî, Hâzin, Âlûsî)

28  Tâ ki o (peygamber) bilsin ki; onlar(a vahiy getiren gözcüler, özellikle de Cibrîl (Aley hisselâm)) Rable rinin elçiliklerini gerçekten ulaştırmışlardır. Zaten O (Rableri) onlar(a vahiy getiren melâike-i kirâm)ın yanlarında bulunanı kuşatıcı şekilde bilmiştir, ay rıca O, (yağmur damlalarına ve kum tanelerine varınca ya kadar olmuş-olacak) her şeyi (tek tek) sayarak tespit etmiştir.

Cin Sûresi  572 
Cüz  29
cihanyamaneren