HATA BİLDİRİMLERİNİZ İÇİN TIKLAYIN
سُورَةُالْمُدَّثِّرِ  ٥٧٥ 
الجزء ٢٩

اِنَّهُ فَكَّرَ وَقَدَّرَۙ ﴿ ١٨ ﴾ فَقُتِلَ كَيْفَ قَدَّرَۙ ﴿ ١٩ ﴾ ثُمَّ قُتِلَ كَيْفَ قَدَّرَۙ ﴿ ٢٠ ﴾ ثُمَّ نَظَرَۙ ﴿ ٢١ ﴾ ثُمَّ عَبَسَ وَبَسَرَۙ ﴿ ٢٢ ﴾ ثُمَّ اَدْبَرَ وَاسْتَكْبَرَۙ ﴿ ٢٣ ﴾ فَقَالَ اِنْ هٰذَٓا اِلَّا سِحْرٌ يُؤْثَرُۙ ﴿ ٢٤ ﴾ اِنْ هٰذَٓا اِلَّا قَوْلُ الْبَشَرِۜ ﴿ ٢٥ ﴾ سَاُصْل۪يهِ سَقَرَ ﴿ ٢٦ ﴾ وَمَٓا اَدْرٰيكَ مَا سَقَرُۜ ﴿ ٢٧ ﴾ لَا تُبْق۪ي وَلَا تَذَرُۚ ﴿ ٢٨ ﴾ لَوَّاحَةٌ لِلْبَشَرِۚ ﴿ ٢٩ ﴾ عَلَيْهَا تِسْعَةَ عَشَرَۜ ﴿ ٣٠ ﴾ وَمَا جَعَلْنَٓا اَصْحَابَ النَّارِ اِلَّا مَلٰٓئِكَةًۖ وَمَا جَعَلْنَا عِدَّتَهُمْ اِلَّا فِتْنَةً لِلَّذ۪ينَ كَفَرُواۙ لِيَسْتَيْقِنَ الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَ وَيَزْدَادَ الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا ا۪يمَانًا وَلَا يَرْتَابَ الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَ وَالْمُؤْمِنُونَۙ وَلِيَقُولَ الَّذ۪ينَ ف۪ي قُلُوبِهِمْ مَرَضٌ وَالْكَافِرُونَ مَاذَٓا اَرَادَ اللّٰهُ بِهٰذَا مَثَلًاۜ كَذٰلِكَ يُضِلُّ اللّٰهُ مَنْ يَشَٓاءُ وَيَهْد۪ي مَنْ يَشَٓاءُۜ وَمَا يَعْلَمُ جُنُودَ رَبِّكَ اِلَّا هُوَۜ وَمَا هِيَ اِلَّا ذِكْرٰى لِلْبَشَرِ۟ ﴿ ٣١ ﴾ كَلَّا وَالْقَمَرِۙ ﴿ ٣٢ ﴾ وَالَّيْلِ اِذْ اَدْبَرَۙ ﴿ ٣٣ ﴾ وَالصُّبْحِ اِذَٓا اَسْفَرَۙ ﴿ ٣٤ ﴾ اِنَّهَا لَاِحْدَى الْكُبَرِۙ ﴿ ٣٥ ﴾ نَذ۪يرًا لِلْبَشَرِۙ ﴿ ٣٦ ﴾ لِمَنْ شَٓاءَ مِنْكُمْ اَنْ يَتَقَدَّمَ اَوْ يَتَاَخَّرَۜ ﴿ ٣٧ ﴾ كُلُّ نَفْسٍ بِمَا كَسَبَتْ رَه۪ينَةٌۙ ﴿ ٣٨ ﴾ اِلَّٓا اَصْحَابَ الْيَم۪ينِۜۛ ﴿ ٣٩ ﴾ ف۪ي جَنَّاتٍۜۛ يَتَسَٓاءَلُونَۙ ﴿ ٤٠ ﴾ عَنِ الْمُجْرِم۪ينَۙ ﴿ ٤١ ﴾ مَا سَلَكَكُمْ ف۪ي سَقَرَ ﴿ ٤٢ ﴾ قَالُوا لَمْ نَكُ مِنَ الْمُصَلّ۪ينَۙ ﴿ ٤٣ ﴾ وَلَمْ نَكُ نُطْعِمُ الْمِسْك۪ينَۙ ﴿ ٤٤ ﴾ وَكُنَّا نَخُوضُ مَعَ الْخَٓائِض۪ينَۙ ﴿ ٤٥ ﴾ وَكُنَّا نُكَذِّبُ بِيَوْمِ الدّ۪ينِۙ ﴿ ٤٦ ﴾ حَتّٰٓى اَتٰينَا الْيَق۪ينُۜ ﴿ ٤٧ ﴾

سُورَةُالْمُدَّثِّرِ  ٥٧٥ 
الجزء ٢٩
Müddessir Sûresi  575 
Cüz  29

18  Zira, gerçekten o (Kur’ân hakkında ne söyleye ceğini) çokça düşündü ve iyice kurdu.

19  Kahrolası; nasıl da ölçüp biçti!

20  Sonra gebertilesi; nasıl da ayarladı!

21  Sonra (insanların suratlarına) baktı.

22  Ardından (tenkit edecek bir nokta bulamayınca) kaş çatıp suratını buruşturdu ve (herkes kendisinden önemli bir açıklama beklerken) zamansız olarak su ratsızlığını dışa vurdu.

23  Sonra (haktan uzaklaşmak üzere) ardını döndü ve (Rasûlûllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)`e uymaktan) iyice büyüklendi!

24  Birden dedi ki: “İşte bu, (büyücülerden öğrenilip) nakledilegelen bir sihirden başkası değildir!

25  İşte bu (, Allâh kelâmı olamaz, olsa olsa) ancak beşer sözüdür.”

26  Yakında muhakkak Ben onu Sekar’a girdi receğim.

27  Sekar’ın ne olduğunu sana bildirmiş olan şey nedir? (Kimse bilmez ki bildirsin, ancak Ben bilirim, işte şimdi bildiriyorum; o öyle bir cehennemdir ki;)

28  Ne (et) bırakır, ne de (kemik) terk eder (; bi lakis içine atılan her şeyi tümüyle helâk eder)/Ne (içi ne atılanı yakıp yok etmeden) terk eder, ne de (onu yok olmuş haliyle) bırakır. (Bilakis yeniden yaratılmış haliyle ona azap etmeye başlar)/!

29  Derilerin üstünü çokça yakıp karartıcıdır/ İn sana çokça parlayıcıdır(, o derece ki cehennem ehli onu ayan-beyân göreceklerdir)/.

30  Üzerinde (görevli) on dokuz (melek) bulunmaktadır.
Rivayetlere göre; bu meleklerin gözleri şimşek gibi parlak, azı dişleri kaleler gibi sağlamdır, ağızlarından alevler çıkmakta dır, her birinin iki omuz arası bir senelik mesafedir ve her biri, yetmiş bin kişilik topluluğu cehennemden istediği yere atacak güçtedir. (Hâzin)

31  Biz o (cehennem) ateşin(in) bekçilerini ancak pek güçlü birtakım melekler yaptık (ki, azap ettikleri kulların cinsinden olmadıkları için onlara acıyamasınlar. Biz onları insan cinsinden yapmadık ki, güçlerinizi karşılaştırmaya kalkıyorsunuz, oysa onlardan her biri insanlar ve cinlerin tümünün gücüne sahiptir). Biz onların sayısını (bu kadar az tutarak), o kâfir olmuş kimseler için ancak bir imtihan yaptık! Tâ ki kendilerine kitap verilmiş olan o kimseler (bu sayıyı kendi kitaplarına uygun bularak İslâm’ın doğruluğu hakkında) yakînî bir inanca sahip olsun, iman etmiş olan o kimseler de (İlâhî kitaplar arasındaki bu uyumu görerek) inanç bakımından artış kaydetsin, kendilerine kitap verilmiş olan o kimselerle, iman etmiş olanlar (bu sayı hakkında) en ufak bir şüpheye dahi düşmesin, bir de (hicret`in ardından Medîne’de münafıklık belirince) kalplerinde (nifak gibi) bir tür hastalık buluna(cak ola)n o kimseler ve o (Mekke) kâfirler(i): “Bir örnek olarak Allah bununla ne (gibi bir) şeyi kastetmiştir?” desin! İşte böylece Allâh (, yanlış yolu seçtiğini bildiği için, saptırmayı) dilediği kimseyi dalâlete düşürür, (hidâyeti seçtiğini bildiği için, doğru yola iletmeyi) istediği kimseyi de hidâyete erdirir. Rabbinin ordularını Kendisinden başka kimse bilemez! Bu (âyetlerde anlatılan Sekar ve zebânîlerin sayısı) ise, beşer için ancak büyük bir öğüttür!
Zebânîlerin on dokuz adet olduğunu bildiren âyetin inişi üzerine, Ebû Cehil, Kureyş’e: “Siz bunca kalabalığınızla birlikte, içinizden her bir on, bu on dokuz melekten birini etkisiz hale getirmekten âciz midir?” deyince, deriyi ayağıyla parçalayacak derecede güçlü olan Ebü’l-Eşüdd: “On yedisine ben yeterim, siz de ikisini halledin!” demişti ki, cevaben bu âyet-i kerîme nâzil oldu. (Âlûsî)

32  Hayır! (Onlar Zebânîlerle baş edemezler.) Ye min olsun aya!

33  Arka dönüp gittiğinde geceye!

34  İyice aydınlandığında sabaha ki;

35  Gerçekten o (cehennem ), elbette enbüyük belaların biriciğidir!

36  Beşer için büyük bir uyarı olarak;

37  İçinizden (hayırlara doğru) ileri gitmeyi ya da (onlardan) geri kalmayı dilemiş olan (; inanan ve inanmayan) kimseler(in tümü) için!

38  Her nefis kazanmış olduğu (kötü) şeyler sebebiyle (Allâh katında) rehin alınmıştır.

39  Ancak o sağın adamları (, defterlerinde bulunan güzel ameller sayesinde rehinlerini çözdürüp kur tuluşa ermişlerdir)!

40  (Onlar) pek değerli cennetler içindedir(ler). Birbirlerine sormaktadırlar;

41  O suçlular(ın durumun)dan (! Sonra aralarından perde açılınca dediler) ki:

42  “Sizi Sekar’a sokmuş olan şey nedir?”

43  (Cehennem ehli cevaben) dediler ki: “Biz na maz kılanlar(ın yaptığı işin farziyetine inananlar) dan değildik!

44  (Müslümanlar gibi,) yoksulu da yedirmezdik!

45  (Allâh’ın âyetleri hakkında inkâra) girişenlerle birlikte biz de dalmaktaydık!

46  Ceza gününü de yalan saymaktaydık!

47  Tâ ki o kesin gerçek (olan ölüm) bize geldi (çattı)!”

Müddessir Sûresi  575 
Cüz  29
cihanyamaneren