HATA BİLDİRİMLERİNİZ İÇİN TIKLAYIN
سُورَةُالنَّبَأِ  ٥٨١ 
الجزء ٣٠

سُورَةُالنَّبَأِ
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
عَمَّ يَتَسَٓاءَلُونَۚ ﴿ ١ ﴾ عَنِ النَّبَاِ الْعَظ۪يمِۙ ﴿ ٢ ﴾ اَلَّذ۪ي هُمْ ف۪يهِ مُخْتَلِفُونَۜ ﴿ ٣ ﴾ كَلَّا سَيَعْلَمُونَۙ ﴿ ٤ ﴾ ثُمَّ كَلَّا سَيَعْلَمُونَ ﴿ ٥ ﴾ اَلَمْ نَجْعَلِ الْاَرْضَ مِهَادًاۙ ﴿ ٦ ﴾ وَالْجِبَالَ اَوْتَادًاۖ ﴿ ٧ ﴾ وَخَلَقْنَاكُمْ اَزْوَاجًاۙ ﴿ ٨ ﴾ وَجَعَلْنَا نَوْمَكُمْ سُبَاتًاۙ ﴿ ٩ ﴾ وَجَعَلْنَا الَّيْلَ لِبَاسًاۙ ﴿ ١٠ ﴾ وَجَعَلْنَا النَّهَارَ مَعَاشًاۖ ﴿ ١١ ﴾ وَبَنَيْنَا فَوْقَكُمْ سَبْعًا شِدَادًاۙ ﴿ ١٢ ﴾ وَجَعَلْنَا سِرَاجًا وَهَّاجًاۖ ﴿ ١٣ ﴾ وَاَنْزَلْنَا مِنَ الْمُعْصِرَاتِ مَٓاءً ثَجَّاجًاۙ ﴿ ١٤ ﴾ لِنُخْرِجَ بِه۪ حَبًّا وَنَبَاتًاۙ ﴿ ١٥ ﴾ وَجَنَّاتٍ اَلْفَافًاۜ ﴿ ١٦ ﴾ اِنَّ يَوْمَ الْفَصْلِ كَانَ م۪يقَاتًاۙ ﴿ ١٧ ﴾ يَوْمَ يُنْفَخُ فِي الصُّورِ فَتَأْتُونَ اَفْوَاجًاۙ ﴿ ١٨ ﴾ وَفُتِحَتِ السَّمَٓاءُ فَكَانَتْ اَبْوَابًاۙ ﴿ ١٩ ﴾ وَسُيِّرَتِ الْجِبَالُ فَكَانَتْ سَرَابًاۜ ﴿ ٢٠ ﴾ اِنَّ جَهَنَّمَ كَانَتْ مِرْصَادًاۙ ﴿ ٢١ ﴾ لِلطَّاغ۪ينَ مَاٰبًاۙ ﴿ ٢٢ ﴾ لَابِث۪ينَ ف۪يهَٓا اَحْقَابًاۚ ﴿ ٢٣ ﴾ لَا يَذُوقُونَ ف۪يهَا بَرْدًا وَلَا شَرَابًاۙ ﴿ ٢٤ ﴾ اِلَّا حَم۪يمًا وَغَسَّاقًاۙ ﴿ ٢٥ ﴾ جَزَٓاءً وِفَاقًا ﴿ ٢٦ ﴾ اِنَّهُمْ كَانُوا لَا يَرْجُونَ حِسَابًاۙ ﴿ ٢٧ ﴾ وَكَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَا كِذَّابًاۜ ﴿ ٢٨ ﴾ وَكُلَّ شَيْءٍ اَحْصَيْنَاهُ كِتَابًا ﴿ ٢٩ ﴾ فَذُوقُوا فَلَنْ نَز۪يدَكُمْ اِلَّا عَذَابًا۟ ﴿ ٣٠ ﴾

سُورَةُالنَّبَأِ  ٥٨١ 
الجزء ٣٠
Nebe Sûresi  581 
Cüz  30

YETMİŞSEKİZİNCİ SÛRE-İ CELİLE
el-Nebe
SÛRE-İ CELîLESİ

Mekkî (Mekke-i Mükerreme döneminde inmiş)dir. 40 ayettir.
Rahmân ve Rahîm olan Allâh’ın ismiyle!

1  O (kâfir ola)nlar birbirine hangi şeyden soruyorlar?

2  (Dirilme konusu gibi) çok büyük olan o önemli haberden!

3  O (haber) ki; onlar onda ihtilaf edicidirler (de, kimisi kesinkes inkâr etmekte, kimisi de şüphe içeri sindedir)!

4  Hayır! (Bu konu ihtilaf mevzuu olamaz.) Yakında (kabre girer girmez gerçeği) bileceklerdir.

5  Sonra yine hayır! (Diriliş mevzuu asla inkâr edi lemez.) Yakında (sordukları şeyi gerçekleşmiş olarak ayan-beyan görünce onun hak olduğunu) bileceklerdir!

6  Biz yeri bir beşik (gibi rahatça yerleşilebilecek bir mekân) yapmadık mı?

7  (Üzerinde sallanmayasınız diye) dağları da güçlü birtakım kazıklar!

8  Biz sizi (erkekli-dişili) birtakım eşler halinde yarattık!

9  Uykunuzu da (his ve hareketleriniz için) kesinti sağlayan tam bir rahatlık yaptık.

10  Biz geceyi (karanlığıyla her şeyi örten) bir örtü kıldık!

11  Gündüzü ise geçim temin etme zamanı yaptık!

12  Üzerinizde sağlam sağlam yedi (kat gök) bina ettik(, bu yüzden zaman aşımı kendisine tesir ederek onda bir bozukluk meydana getirememektedir)!

13  Son derece tutuşmuş, parıl parıl parlayan bir kandil (olan güneş)i de var ettik!

14  (Rüzgârlar tarafından) suyu çıkarılmak üzere sıkılan (bulut)lardan da bolca dökülen bir su indirdik!

15  Tâ ki onun sebebiyle (topraktan) taneler ve bitkiler çıkaralım!

16  (Ağaçları) birbirine dolaşan kıymetli bostanları da!

17  Şüphesiz o (iyiyle kötü ve haklıyla haksız arasında) ayırım yapma günü (olan kıyâmet), (dünyanın son bulup, yaratıkların en büyük mahkemede toplanması için) belirlenmiş bir zaman olmuştur!

18  Sûr’un içerisine üfürüleceği, peşi sıra sizin (dünyada tâbi olduğunuz önderlerle birlikte) farklı top lumlar halinde (mahşere) geleceğiniz gün (, Allâh-u Te’âlâ tarafından herkesin karşılığını bulması için tayin edilen bir zaman olmuştur)!

19  Gök de (meleklerin inişi için yarılıp) açılmış, (bugün hiçbir çatlağı yokken) birden o (o gün) birçok kapılar(a sahip) olmuştur.

20  Dağlar (yeryüzünden koparılıp havada) iyice yürütülmüş, derken onlar (, güneş vurduğunda su gibi gözüken tozlardan ibaret) bir serap olmuştur!

21  Muhakkak ki cehennem, (zebânîlerin, kâfirleri kolladığı) korkunç bir gözetim yeri/(mümin- kâfir herkesin) bir uğrak yeri/bir hapishane/ olmuştur!

22  O haddi aşan (inkârcı)lar için müthiş bir dönüş yeri ki;

23  Art arda gelen sonsuz zamanlar boyu orada bekleyen kimseler olarak!

24  Orada ne bir serinlik/ne bir uyku/ne bir rahatlık/, ne de (susuzluklarını giderecek) bir içe cek tatmayacaklardır!

25  Ancak (yüzlerine yanaştırdıklarında derilerini dökecek ve içtiklerinde bağırsaklarını paramparça edecek derecede) kaynar bir su ve (cehennem ehli nin derilerinden damlayan) bir irin (içeceklerdir)!

26  (Dünyada yapmış oldukları kötü amellere) tamı tamına uygun yeterli bir karşılık olarak (bu azap lara uğratılacaklardır)!

27  Zira gerçekten onlar (dirilmeye inanmadıkları için, yaptıklarıyla ilgili) hiçbir hesap ummuyorlardı.

28  Bizim âyetlerimizi de tam bir yalanlamayla yalan saymışlardı!

29  Oysa Biz her şeyi; tam bir yazmayla onu (Levh-i Mahfûz’da) kaydetmişizdir!

30  (Cehennemde yanan kâfirlere:) “O halde tadın (bu azabı)! Artık Biz sizi azaptan başka bir şey bakımından asla artırmayacağız!” (denilecektir.)

Nebe Sûresi  581 
Cüz  30
cihanyamaneren