HATA BİLDİRİMLERİNİZ İÇİN TIKLAYIN
سُورَةُالْبَقَرَةِ  ٦ 
الجزء ١

قُلْنَا اهْبِطُوا مِنْهَا جَم۪يعًاۚ فَاِمَّا يَأْتِيَنَّكُمْ مِنّ۪ي هُدًى فَمَنْ تَبِعَ هُدَايَ فَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ ﴿ ٣٨ ﴾ وَالَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَكَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَٓا اُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ النَّارِۚ هُمْ ف۪يهَا خَالِدُونَ۟ ﴿ ٣٩ ﴾ يَا بَن۪ٓي اِسْرَٓاء۪يلَ اذْكُرُوا نِعْمَتِيَ الَّت۪ٓي اَنْعَمْتُ عَلَيْكُمْ وَاَوْفُوا بِعَهْد۪ٓي اُو۫فِ بِعَهْدِكُمْ وَاِيَّايَ فَارْهَبُونِ ﴿ ٤٠ ﴾ وَاٰمِنُوا بِمَٓا اَنْزَلْتُ مُصَدِّقًا لِمَا مَعَكُمْ وَلَا تَكُونُٓوا اَوَّلَ كَافِرٍ بِه۪ۖ وَلَا تَشْتَرُوا بِاٰيَات۪ي ثَمَنًا قَل۪يلًاۘ وَاِيَّايَ فَاتَّقُونِ ﴿ ٤١ ﴾ وَلَا تَلْبِسُوا الْحَقَّ بِالْبَاطِلِ وَتَكْتُمُوا الْحَقَّ وَاَنْتُمْ تَعْلَمُونَ ﴿ ٤٢ ﴾ وَاَق۪يمُوا الصَّلٰوةَ وَاٰتُوا الزَّكٰوةَ وَارْكَعُوا مَعَ الرَّاكِع۪ينَ ﴿ ٤٣ ﴾ اَتَأْمُرُونَ النَّاسَ بِالْبِرِّ وَتَنْسَوْنَ اَنْفُسَكُمْ وَاَنْتُمْ تَتْلُونَ الْكِتَابَۜ اَفَلَا تَعْقِلُونَ ﴿ ٤٤ ﴾ وَاسْتَع۪ينُوا بِالصَّبْرِ وَالصَّلٰوةِۜ وَاِنَّهَا لَكَب۪يرَةٌ اِلَّا عَلَى الْخَاشِع۪ينَۙ ﴿ ٤٥ ﴾ اَلَّذ۪ينَ يَظُنُّونَ اَنَّهُمْ مُلَاقُوا رَبِّهِمْ وَاَنَّهُمْ اِلَيْهِ رَاجِعُونَ۟ ﴿ ٤٦ ﴾ يَا بَن۪ٓي اِسْرَٓاء۪يلَ اذْكُرُوا نِعْمَتِيَ الَّت۪ٓي اَنْعَمْتُ عَلَيْكُمْ وَاَنّ۪ي فَضَّلْتُكُمْ عَلَى الْعَالَم۪ينَ ﴿ ٤٧ ﴾ وَاتَّقُوا يَوْمًا لَا تَجْز۪ي نَفْسٌ عَنْ نَفْسٍ شَيْـًٔا وَلَا يُقْبَلُ مِنْهَا شَفَاعَةٌ وَلَا يُؤْخَذُ مِنْهَا عَدْلٌ وَلَا هُمْ يُنْصَرُونَ ﴿ ٤٨ ﴾

سُورَةُالْبَقَرَةِ  ٦ 
الجزء ١
Bakara Sûresi  6 
Cüz  1

38  (O zaman) buyurduk ki: “Hepiniz birlikte oradan inin! (Bana hiçbir şey vâcip değilse de, sizi başıboş bırakmak da şânıma yakışmaz,) eğer gerçekten Benden size (bir peygamber yahut bir kitap vasıtasıyla, doğru yolu gösteren) bir hidâyet (rehberi) gelirse, artık her kim ki Benim hidâyetime uymuştur; işte onlar üzerine (gelecekte) hiçbir korku yoktur ve ancak onlar (geride bıraktıklarına) üzülmeyeceklerdir.

39  Ama o kimseler ki kâfir olmuşlar ve âyetlerimizi yalanlamışlardır; işte onlar, o (cehennem) ateşin(in ayrılmaz) arkadaşlarıdır. Kendileri onun içinde ebedî kalıcılardır.”

40  Ey İsrâîl (isimli Ya’kûb peygamber`in) oğulları! (Atalarınızı Firavun’dan ve boğulmaktan kurtarmam, buzağıya tapma günâhınızı bağışlamam ve geçmiş kitaplarda müjdelenen son peygambere kavuşturmam gibi,) üzerinize in’âm etmiş bulunduğum (bunca) nimetimi hatırlayın (da, iman ve şükürle karşılayın)! Siz, Benim (her konudaki emirlerimi, özellikle de son peygamberime ve kitabıma inanacağınıza dâir) ahdimi yerine getirin ki, Ben de sizin (buna karşılık güzel mükâfatlar alacağınıza dâir) ahdinizi îfâ edeyim. Bir de (söz bozmanızın sebebiyet vereceği azap hususunda) Benden, ancak Benden korkun!

41  Beraberinizde bulunan (Tevrât’)ı (itikadî konularda, tarihî kıssalarda ve âhir zaman peygamberinin vasıfları gibi mevzularda) tasdik edici olarak indirmiş olduğum şeye iman edin. (İlk önce sizin iman etmeniz gerekirken) onu ilk inkâr eden siz olmayın. Âyetlerim(i yerlerinden oynatma veya tümüyle değiştirmey)e karşılık az bir paha (sayılacak dünya malı) satın almayın ve Benden, yalnız Benden hakkıyla sakının (da, hakka uyup iman edin)!

42  (İşinize gelmeyen ağır teklifleri ve son peygamberin sıfatlarıyla ilgili size indirmiş olduğum o) hakkı (, kendi uydurduğunuz) bâtılla karıştırmayın ve siz (hakikatleri örtbas ettiğinizi) bilmekte olduğunuz halde o gerçeği gizlemeyin!

43  (Ey Yahudiler! İslâm’ı kabul edin de,) o (farz olan beş vakit) namazı (bütün erkânıyla yerine getirerek) dosdoğru kılın, (mallarınızda size farz kılınmış olan) zekâtı da verin ve (rükû’suz namaz kılmayı bırakıp) o (namazlarında) rükû’ eden (Müslüman kimse)lerle birlikte rükû’ edin/ ve (ey Müslümanlar! Farz namazları tek başınıza kılmayıp) rükû’ eden (cemaat)lerle beraber rükû’ edin!
Âyet-i kerîmenin öncesi ve sonrasının Yahudilere hitap etmesi, bu âyet-i kerîmenin de onları muhatap aldığı görüşünü kuvvetlendirmektedir. (Nesefî)

44  (Ey Yahudi âlimleri! ) Yoksa siz (gizlice nasihat ettiğiniz) insanlara (Muhammed (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)`e uymak ve sadaka vermek gibi) iyilik(ler)le emirde bulunuyorsunuz da (kendiniz bunları uygulamayarak) nefislerinizi unutuyor musunuz? Oysa siz (Muhammed (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)`in sıfatlarını açıklayan) o (Tevrât) kitabı(nı) devamlı okumaktasınız! Hâlâ (yaptığınız işin fenalığını anlayacak kadar) akıllanmayacak mısınız?

45  (Nefsin arzularını engellemeye ve oruç gibi zor ibadetlere karşı) sabır(lı olarak) ve namazla(ra devam ederek Allâh-u Te`âlâ’dan) yardım isteyin (de, bu vesilelerle isteklerinizi yerine getirsin)! Şüphesiz ki o (sabır ve namazla yardım istemek), elbette çok büyük (ve pek çetin) bir iştir; ancak huşû’ edici (olan ve Allâh-u Te`âlâ’ya karşı derin saygı duyan) kimselere değil!

46  O (huşû’ sahibi) kimseler yakînen inanmaktadırlar ki; kendileri (âhirette) Rablerin(in vaad ettiği yüksek dereceler)e şüphesiz kavuşuculardır ve onlar mutlaka ancak O’na dönücülerdir.

47  Ey İsrâîl (isimli Ya`kûb Nebî`nin) oğulları! Üzerinize in’âm etmiş bulunduğum (bunca) nimetimi ve Benim sizi(n atalarınızı, dönemlerinde bulunan) o âlemler üzerine gerçekten üstün kılmış olduğumu hatırlayın (ve gafleti bırakıp, İslâm’ı kabullenin de bu şerefi kaybetmeyin)!

48  Öyle büyük bir gün(ün azâbına düşmek) den iyice korun(mak üzere İslâm’a dâhil ol)un ki; (o gün, mümin-kâfir) hiçbir kimse hiçbir kişiden (azâbı kaldırmak için) herhangi bir şey ödeyemeyecektir, o (mümi)n (kul)dan (bir kâfir hakkında yapacağı) hiçbir şefaat kabul olunmayacaktır, (mümin-kâfir) kimseden herhangi bir fidye alınmayacaktır ve (azâba müstahak) o(la)nlar (hiçbir sûretle) yardım da olunmayacaklardır!

Bakara Sûresi  6 
Cüz  1
cihanyamaneren