HATA BİLDİRİMLERİNİZ İÇİN TIKLAYIN
سُورَةُقُرَيْشٍ  ٦٠٢ 
الجزء ٣٠

سُورَةُقُرَيْشٍ
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
لِا۪يلَافِ قُرَيْشٍۙ ﴿ ١ ﴾ ا۪يلَافِهِمْ رِحْلَةَ الشِّتَٓاءِ وَالصَّيْفِۚ ﴿ ٢ ﴾ فَلْيَعْبُدُوا رَبَّ هٰذَا الْبَيْتِۙ ﴿ ٣ ﴾ اَلَّذ۪ٓي اَطْعَمَهُمْ مِنْ جُوعٍ وَاٰمَنَهُمْ مِنْ خَوْفٍ ﴿ ٤ ﴾
سُورَةُالْمَاعُونِ
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
اَرَاَيْتَ الَّذ۪ي يُكَذِّبُ بِالدّ۪ينِۜ ﴿ ١ ﴾ فَذٰلِكَ الَّذ۪ي يَدُعُّ الْيَت۪يمَۙ ﴿ ٢ ﴾ وَلَا يَحُضُّ عَلٰى طَعَامِ الْمِسْك۪ينِۜ ﴿ ٣ ﴾ فَوَيْلٌ لِلْمُصَلّ۪ينَۙ ﴿ ٤ ﴾ اَلَّذ۪ينَ هُمْ عَنْ صَلَاتِهِمْ سَاهُونَۙ ﴿ ٥ ﴾ اَلَّذ۪ينَ هُمْ يُرَٓاؤُ۫نَۙ ﴿ ٦ ﴾ وَيَمْنَعُونَ الْمَاعُونَ ﴿ ٧ ﴾
سُورَةُالْكَوْثَرِ
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
اِنَّٓا اَعْطَيْنَاكَ الْكَوْثَرَۜ ﴿ ١ ﴾ فَصَلِّ لِرَبِّكَ وَانْحَرْۜ ﴿ ٢ ﴾ اِنَّ شَانِئَكَ هُوَ الْاَبْتَرُ ﴿ ٣ ﴾

سُورَةُقُرَيْشٍ  ٦٠٢ 
الجزء ٣٠
Kureyş Sûresi  602 
Cüz  30

YÜZALTINCI SÛRE-İ CELİLE
el-Kureyş
SÛRE-İ CELîLESİ

Mekkî (Mekke-i Mükerreme döneminde inmiş)dir. 4 ayettir.
Rahmân ve Rahîm olan Allâh’ın ismiyle!

1  Kureyş’i (, yolculuklarında esenlik ve güvenliğe) ülfet ettirdiği için;

2  Onları kış(ın Yemen’e) ve yaz(ın Şam’a doğru yapacakları ticaret) göçüne alıştırdığı için;

3  İşte (bu nedenle) ibadet etsinler şu Beyt’in Rabbine (ki, Kâ’be-i Muazzama’yı fil or dusundan ve bütün tehlikelerden ancak O korumuştur);

4  O Zât’a ki; (leş yemeye muhtaç kaldıkları) büyük bir açlıktan dolayı onları yedirmiştir, (cüzzam ve veba gibi salgın hastalıkların korkusundan ve fil ordu su gibi saldırıların meydana getireceği) şiddetli bir korkudan da onları güvenli kılmıştır!

YÜZYEDİNCİ SÛRE-İ CELİLE
el-Maûn
SÛRE-İ CELîLESİ

Mekkî (Mekke-i Mükerreme döneminde inmiş)dir. 7 ayettir.
Rahmân ve Rahîm olan Allâh’ın ismiyle!

1  Gördün mü o kimseyi ki; o (âhiretteki) cezayı/o (İslâm) dini(ni)/ yalan saymaktadır.

2  İşte bir de o öyle bir kimsedir ki, yetimi(n hakkını gaspetmek için onu) sertçe kovmaktadır;
Âyet-i kerîmenin, Ebû Cehil, Amr ibni Âiz, Âs ibni Vâil, Velîd ibni Muğîre ya da münafıkların reisi Abdullah ibni Übeyy hakkın da indiğine dair farklı rivayetler mevcuttur. Nitekim vasisi olduğu bir yetim bir keresinde çıplak vaziyette Ebû Cehil’e gelip kendi malını istediğinde onu şiddetle kovmuştu. Câhiliyet döneminde müşrikler, kadınlara ve çocuklara mirastan pay vermedikleri için buradaki hakkın, miras manasında değerlendirilmesi de uygundur. (Celâleyn, Sâvî)

3  (Âhirete inanmadığı için, yaptığı iyiliğin boşa gideceğini sandığından, ne ailesini, ne de başkasını) yoksulu yedirmeye de teşvik etmemektedir!

4  Artık o namaz kılan (münafık)lar için büyük bir helâk (ve sonsuz bir yıkım) vardır;

5  O kimseler ki; onlar namazlarından gaflet edicidirler (, bu yüzden onlar kılıp kılmadıklarını, vaktin girip çıkmasını ve kaç rekât kıldıklarını önemsemezler, kılsalar da Rablerini akıllarına getirmezler ve ta`dil-i erkâna riâyet etmedikleri için tavuk tane toplar gibi süratle kılarlar. Kimileri de namazın farziyetine inanmadıklarından, tek başlarına kaldıklarında hiç kılmazlar)!

6  O kimseler ki onlar (insanların sevgi ve övgü sünü hedeflediklerinden dolayı dâimâ) gösteriş ya parlar;

7  (Zekât ve sadaka gibi faydalı şeyleri, konu-komşu arasında emanet olarak verilip alınan çanak çömlek ve kap-kacak gibi) yardımlık şeyleri de engellerler!

YÜZSEKİZİNCİ SÛRE-İ CELİLE
el-Kevser
SÛRE-İ CELîLESİ

Mekkî (Mekke-i Mükerreme döneminde inmiş)dir. 3 ayettir.
Rahmân ve Rahîm olan Allâh’ın ismiyle!

1  Muhakkak Biz; Kevser’i sana Biz verdik!
“Kevser” kelimesi; aslında “Bolca hayır” anlamındaysa da, burada; ilim, amel, iki cihan şerefi, Kur’ân-ı Kerîm, peygamberlik, hikmet, ümmetinin çokluğu gibi manalarla tefsir edilmiştir. Rasûlûllâh (Salâllâhu Aleyhi ve Sellem)`e “Kevser” sorulduğunda: “Allâh’ın cennette bana vermiş olduğu bir nehirdir ki; sütten beyaz, baldan tatlı, kardan soğuk ve köpükten yumuşaktır. Kenarları altından olup, yatağı inci ve yakuttur, toprağı miskten daha hoş kokuludur, kâseleri ise göğün yıldızları kadar çoktur. Ondan bir kere içen artık ebediyyen susamayacaktır!” buyurmuştur. Bazı hadîslerde ise Kevser’in, mahşerde sırattan önce uğranacak olan bir havuz olduğu rivayeti mevcuttur ki, Kadî İyâz’ın beyanı vechile; biri sırattan önce, diğeri ise sırattan sonra olmak üzere Rasûlûllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)`e ait iki havuz mevcut olup, ikisine de Kevser ismi verilmiştir. (Beyzâvî, Nesefî, Hâzin, Âlûsî)

2  Öyleyse Rabbin için namaz kıl ve (putları adına kurban kesenlere muhalefet olmak üzere sadece Allâh-u Te`âlâ’nın rızası için O’nun adıyla) kurban kes (de, muhtaçları kovanların aksine sen kurban etlerini yok sullara dağıt)!

3  Şüphesiz sana kızan kimse; bütün hayırlardan kesilmiş olanın ta kendisi ancak odur!
Mekke döneminde Rasûlûllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)`in ilk çocuğu olan Kasım iki yaşında vefat edince, müşriklerden Âs ibni Vâil, Rasûlûllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)`e; “Nesli yaşamayan kişi” anlamına gelen “Ebter” vasfını yakıştırdı. Bunun üzerine bu âyet-i kerîme inerek, Rasûlûllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)`in kıyâmete kadar gelecek tüm müminlerin babası olduğunu, bu itibarla anısının sonsuza kadar yaşayacağını, ayrıca bütün minberlerde, ezanlarda, ikametlerde ve her âlimin dilinde, Allâh-u Te`âlâ’dan sonra ikinci olarak onun zikredileceğini açıklamıştır.

Kureyş Sûresi  602 
Cüz  30
cihanyamaneren