HATA BİLDİRİMLERİNİZ İÇİN TIKLAYIN
سُورَةُاٰلِ عِمْرٰنَ  ٦١ 
الجزء ٤

لَنْ تَنَالُوا الْبِرَّ حَتّٰى تُنْفِقُوا مِمَّا تُحِبُّونَۜ وَمَا تُنْفِقُوا مِنْ شَيْءٍ فَاِنَّ اللّٰهَ بِه۪ عَل۪يمٌ ﴿ ٩٢ ﴾ كُلُّ الطَّعَامِ كَانَ حِلًّا لِبَن۪ٓي اِسْرَٓاء۪يلَ اِلَّا مَا حَرَّمَ اِسْرَٓاء۪يلُ عَلٰى نَفْسِه۪ مِنْ قَبْلِ اَنْ تُنَزَّلَ التَّوْرٰيةُۜ قُلْ فَأْتُوا بِالتَّوْرٰيةِ فَاتْلُوهَٓا اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ ﴿ ٩٣ ﴾ فَمَنِ افْتَرٰى عَلَى اللّٰهِ الْكَذِبَ مِنْ بَعْدِ ذٰلِكَ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الظَّالِمُونَ ﴿ ٩٤ ﴾ قُلْ صَدَقَ اللّٰهُ فَاتَّبِعُوا مِلَّةَ اِبْرٰه۪يمَ حَن۪يفًاۜ وَمَا كَانَ مِنَ الْمُشْرِك۪ينَ ﴿ ٩٥ ﴾ اِنَّ اَوَّلَ بَيْتٍ وُضِعَ لِلنَّاسِ لَلَّذ۪ي بِبَكَّةَ مُبَارَكًا وَهُدًى لِلْعَالَم۪ينَۚ ﴿ ٩٦ ﴾ ف۪يهِ اٰيَاتٌ بَيِّنَاتٌ مَقَامُ اِبْرٰه۪يمَۚ وَمَنْ دَخَلَهُ كَانَ اٰمِنًاۜ وَلِلّٰهِ عَلَى النَّاسِ حِجُّ الْبَيْتِ مَنِ اسْتَطَاعَ اِلَيْهِ سَب۪يلًاۜ وَمَنْ كَفَرَ فَاِنَّ اللّٰهَ غَنِيٌّ عَنِ الْعَالَم۪ينَ ﴿ ٩٧ ﴾ قُلْ يَٓا اَهْلَ الْكِتَابِ لِمَ تَكْفُرُونَ بِاٰيَاتِ اللّٰهِۗ وَاللّٰهُ شَه۪يدٌ عَلٰى مَا تَعْمَلُونَ ﴿ ٩٨ ﴾ قُلْ يَٓا اَهْلَ الْكِتَابِ لِمَ تَصُدُّونَ عَنْ سَب۪يلِ اللّٰهِ مَنْ اٰمَنَ تَبْغُونَهَا عِوَجًا وَاَنْتُمْ شُهَدَٓاءُۜ وَمَا اللّٰهُ بِغَافِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ ﴿ ٩٩ ﴾ يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِنْ تُط۪يعُوا فَر۪يقًا مِنَ الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَ يَرُدُّوكُمْ بَعْدَ ا۪يمَانِكُمْ كَافِر۪ينَ ﴿ ١٠٠ ﴾

سُورَةُاٰلِ عِمْرٰنَ  ٦١ 
الجزء ٤
Âl-i İmrân Sûresi  61 
Cüz  4

92  Siz sevmekte olduğunuz (mal ve can gibi) şeylerden (Allâh yolunda) infak edinceye kadar birre(; üstün hayra ve Allâh-u Te`âlâ’nın rızasına) asla ulaşamazsınız! (Sevdiğiniz, sevmediğiniz) herhangi bir şeyden ne infak ederseniz, şüphesiz ki Allâh onu (hakkıyla bilip karşılığını verecek olan bir) Alîm’dir.

93  Tevrât indirilmeden önce İsrâîl (isimli Ya`kûb Nebî’n)in, kendisine haram kılmış olduğu şeyler dışında bütün yiyecekler İsrâiloğulları için helâl idi. (Habîbim! Bu yasakların kendi gü nahları sebebiyle olmayıp, Nûh ve İbrâhîm (Aleyhimesselâm)`dan beri ha ram olduğunu iddia eden o Yahudilere) de ki: “Hay di Tevrât’ı getirin de onu okuyun (bakalım)! Eğer (bu sözünüzde) doğru kimseler olduysanız(, bunu yaparsınız)!”
Bu âyet-i kerîme, Nisâ Sûresi’nin 160. ve En’âm Sûresi’nin 146. âyet-i kerîmelerinde beyan edilen gerçeklerin Yahudiler ta rafından inkâr edilmesi üzerine inmiştir. Allâh-u Te`âlâ o âyet-i kerîmelerde, günahları sebebiyle İsrâîloğullarına tırnaklı hay vanlar ve içyağları gibi birçok lezzetli şeyleri haram kıldığını beyan edince, Yahudiler: “Bu yiyecekler bizim günahlarımız yüzünden haram edilmeyip, Tevrât’tan önceki peygamberlere ve ümmetlerine de haramdı!” diyerek günahkârlık suçlamasın dan beraat iddia ettiler. Bunun üzerine Allâh-u Te`âlâ: “Tevrât’tan önce İsrâîloğulla rına bu gibi yasaklar konmamıştı. Ancak Ya`kûb (Aleyhisselâm) yakalandığı bir hastalıktan şifa bulması durumunda en sevdiği yiyecek ve içecek olan deve etini ve deve sütünü sadece kendisine haram etmişti!” buyurarak, onların yalancılığını ortaya koydu ve böylece Habîbine onlara meydan okumasını emretti. Fakat onlar Tevrât’ı getirip davalarını ispat etmeye cesaret edemediler. Tabi ki; okuma-yazma bilmeyen ümmî bir zâtın, Tevrât ehli tarafından gizlenen bu gerçeği, kitaptaki hakikate uygun bir şekilde ortaya koyması, onun hak peygamber olduğuna dair açık bir delil olmuştur.

94  (Habîbim!) İşte artık bu (delilin zuhû ru) ndan sonra her kim (bunun tersini savunarak) Allâh’a karşı yalan uydurursa, işte ancak on lar (kendilerini azâba iterek, nefislerine) zulmeden lerin ta kendileridir.

95  (Rasûlüm! Yahudilerin yalancılığını îmâ etmek üzere) de ki: “Allâh(ın, bütün indirdiklerinde) doğru (luğu sabit) olmuştur (, sizlerse yalancısınız)! O halde (bütün yanlışlardan uzaklaşıp, hakka yönel miş) bir hanîf olan İbrâhîm’in milletine uyun! O, (sizin gibi) müşriklerden değildi. (İşte siz de onun milleti olan İslâm dinini devam ettiren Muhammed (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)`e iman ederek getirdiği serbestliklerden istifâde edin!)”

96  Şüphesiz ki insanlar(ın ibadeti) için kurulmuş olan ilk ev, elbette o (hac ve umre yapanlara, tavaf edip itikâfta bulunanlara sağladığı sevaplar yönüyle çok hayırlı ve) pek mübarek olan ve (kıbleleri olma bakımından) âlemler için büyük bir hidâyet olarak Mekke’de bulunan (Kâ’be-i Muazzama)dır. (Yoksa Yahudilerin iddia ettiği gibi Mescid-i Aksâ değildir.)

97  Orada (kimseye karışık gelmeye cek şekilde) pek açık âyet (ve alâmet)ler ve İbrâhîm’in maka mı vardır. Her kim oraya girerse, (bütün korktuklarından) emin bir kimse olur. (Azık ve binek temin edip de) yol bakımından ona (ulaşmaya) güç bulmuş olan insanlar üzerine, o Beyt’i haccetmek Allâh için (far ziyeti sabit olan) bir haktır. Her kim (haccın farziyetini inkâr ederek) kâfir olursa, şüphesiz ki Allâh tüm âlemler(in ibadetle rin)den (müstağni olan bir) Ğaniyy’dir (ve hiçbir kim seye ihtiyacı olmayan bir zengindir).

98  (Habîbim!) De ki: “Ey Ehl-i Kitap! (Gerçekleri bildiğiniz için, en çok sizin inanmanız gerekirken,) Allâh’ın (, Muhammed (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)`i her konuda tasdik eden) âyetlerini niçin inkâr ediyor sunuz? Oysa Allâh yapmakta olduğunuz şeylere (hakkıyla şâhitlik eden bir) Şehîd’dir.”

99  (Ey Peygamberim! Yine) de ki: “Ey kitap ehli! İnanmış olan kimseyi Allâh’ın yolundan niye engel liyorsunuz ve ona bir eğrilik (isnâdına yol) aray(a rak, Rasûlûllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)`in sıfatlarını değiştiriyor ve hakkı bâtılla karıştırıy)orsunuz. Hâlbuki siz (kendi kitaplarınızda okumanız ve açık mûcizeler görmeniz hasebiyle, İslâm’ın hak olduğunun ilk) şâhitler(i)siniz. Allâh ise sizin yapmakta olduğunuz şeylerden asla habersiz değildir!”

100  Ey iman etmiş olan kimseler! Kendilerine kitap verilmiş olan kişiler arasından (, sizi İslâm’dan çevirmeye uğ raşan) bir fırkaya itaat ederseniz, ima nınızdan sonra sizi kâfirlere döndürürler.

Âl-i İmrân Sûresi  61 
Cüz  4
cihanyamaneren