HATA BİLDİRİMLERİNİZ İÇİN TIKLAYIN
سُورَةُاٰلِ عِمْرٰنَ  ٧٢ 
الجزء ٤

فَانْقَلَبُوا بِنِعْمَةٍ مِنَ اللّٰهِ وَفَضْلٍ لَمْ يَمْسَسْهُمْ سُٓوءٌۙ وَاتَّبَعُوا رِضْوَانَ اللّٰهِۜ وَاللّٰهُ ذُو فَضْلٍ عَظ۪يمٍ ﴿ ١٧٤ ﴾ اِنَّمَا ذٰلِكُمُ الشَّيْطَانُ يُخَوِّفُ اَوْلِيَٓاءَهُۖ فَلَا تَخَافُوهُمْ وَخَافُونِ اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِن۪ينَ ﴿ ١٧٥ ﴾ وَلَا يَحْزُنْكَ الَّذ۪ينَ يُسَارِعُونَ فِي الْكُفْرِۚ اِنَّهُمْ لَنْ يَضُرُّوا اللّٰهَ شَيْـًٔاۜ يُر۪يدُ اللّٰهُ اَلَّا يَجْعَلَ لَهُمْ حَظًّا فِي الْاٰخِرَةِۚ وَلَهُمْ عَذَابٌ عَظ۪يمٌ ﴿ ١٧٦ ﴾ اِنَّ الَّذ۪ينَ اشْتَرَوُا الْكُفْرَ بِالْا۪يمَانِ لَنْ يَضُرُّوا اللّٰهَ شَيْـًٔاۚ وَلَهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌ ﴿ ١٧٧ ﴾ وَلَا يَحْسَبَنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُٓوا اَنَّمَا نُمْل۪ي لَهُمْ خَيْرٌ لِاَنْفُسِهِمْۜ اِنَّمَا نُمْل۪ي لَهُمْ لِيَزْدَادُٓوا اِثْمًاۚ وَلَهُمْ عَذَابٌ مُه۪ينٌ ﴿ ١٧٨ ﴾ مَا كَانَ اللّٰهُ لِيَذَرَ الْمُؤْمِن۪ينَ عَلٰى مَٓا اَنْتُمْ عَلَيْهِ حَتّٰى يَم۪يزَ الْخَب۪يثَ مِنَ الطَّيِّبِۜ وَمَا كَانَ اللّٰهُ لِيُطْلِعَكُمْ عَلَى الْغَيْبِ وَلٰكِنَّ اللّٰهَ يَجْتَب۪ي مِنْ رُسُلِه۪ مَنْ يَشَٓاءُ فَاٰمِنُوا بِاللّٰهِ وَرُسُلِه۪ۚ وَاِنْ تُؤْمِنُوا وَتَتَّقُوا فَلَكُمْ اَجْرٌ عَظ۪يمٌ ﴿ ١٧٩ ﴾ وَلَا يَحْسَبَنَّ الَّذ۪ينَ يَبْخَلُونَ بِمَٓا اٰتٰيهُمُ اللّٰهُ مِنْ فَضْلِه۪ هُوَ خَيْرًا لَهُمْۜ بَلْ هُوَ شَرٌّ لَهُمْۜ سَيُطَوَّقُونَ مَا بَخِلُوا بِه۪ يَوْمَ الْقِيٰمَةِۜ وَلِلّٰهِ م۪يرَاثُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ وَاللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَب۪يرٌ۟ ﴿ ١٨٠ ﴾

سُورَةُاٰلِ عِمْرٰنَ  ٧٢ 
الجزء ٤
Âl-i İmrân Sûresi  72 
Cüz  4

174  Nihâyet onlar (Rasûlûllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)`in emrini tutarak düşmanlara karşı çıkmış ve müşrikler de korkup gelemeyince,) kendilerine (öldü rülme ve eziyet gibi) hiçbir kötülük dokunmaksızın Allâh (tarafın)dan (bahşedilen, imanda sebat ve düş mandan selâmet gibi, tarif edilemeyecek) büyük bir nimet ve (Bedr-i suğrâ panayırında kazandıkları) üs tün bir fazl(u ticâret) ile (Bedir’den) dönmüştüler. Böylece (bu cesaretli çıkışlarıyla iki cihan saâdeti nin menbaı olan) Allâh’ın rızasına hakkıyla uymuş tular. Zaten Allâh büyük bir fazl(u kerem) sahibi (ol duğundan, bu kullarını kuvvetli iman, cihatta sebat ve düşmana karşı cüret gibi faziletlere muvaffak etmiş)dir.

175  İşte size! Bu (şekilde Müslümanları korkutup cihattan geri bırakmak için kâfirlerin toplandığı habe rini getirten), şeytandı ki, o ancak (münafık) dostla rını korkutmaktaydı/o şeytan, (sizi müşrik) dostla rın(ın yapacağı zarar)dan korkutmaktaydı/! Artık onlardan korkmayın, (cihat emrime muhâ lefet hususunda) Benden korkun! Eğer (gerçekten) mümin kimseler olduysanız (, Benim dışımda hiçbir kuvvetten korkmamanız gerekir. Çünkü hakîki iman, Allâh korkusunu diğer korkulara tercih ettirir)!

176  (Habîbim!) Kâfirlik içinde koşuşmakta olan o kişiler(in sana karşı birleşme tehdidi) seni üzmesin! Çünkü gerçekten onlar Allâh(ın dostların)a (teh like ve tehditten) hiçbir şeyle asla zarar veremezler. (On lar öyle azgın kimselerdir ki, en büyük merhamete sa hip olan) Allâh (-u Te`âlâ gibi bir Zât), ken dileri için âhirette (sevaptan) bir haz (ve hisse) ayırmamak istiyor. (Sevaptan mahrum olmaktan öte) onlar için çok şiddetli pek büyük bir azap da vardır.

177  O (mürted ve münâfık) kimseler ki; imana karşılık kâfirliği satın almışlardır, şüphesiz onlar (kâfirliğe dönmekle) Allâh’a (noksanlık ve ziyandan) hiçbir şeyle asla zarar veremezler. (Onlar ancak kendilerine zarar vermektedirler, zira iman ederek ebedi mükâfatlara nâil olabilecekken, inkârı seçmeleri yüzünden) onlar için çok acı verici pek büyük bir azap da vardır.

178  Sakın ha o kâfir olmuş kimseler, onlara müh let vermemizin, gerçekten kendi nefisleri için bir iyilik olduğunu zannetmesin! Biz ancak günah bakımından artış kaydetsinler diye onlara (uzun ömür ve) mühlet veriyoruz. Alçaltıcı pek büyük bir azap da onlar içindir (ki, böylece o azap içerisinde sürekli aşağılanacaklardır).

179  (Ey asr-ı saâdette yaşayan Müslümanlar ve münâfıklar!) Allâh müminleri, o üzerinde bulunduğunuz (İslâm hükümlerinden eşit olarak istifâde etmenizi sürekli kılacak) şey üzere (ve herkese yarayan karışık bir halde) asla bırakacak değildir! Neticede O, (ancak samimi Müslümanların dayanabileceği imtihanlarla) pisi temizden ayıracaktır. Ama Allâh sizi (kalplerde bulunan kâfirlik ve imanla alâkalı) gayba asla muttali kılacak (ve sizi onlardan haberdâr edecek) değildir. Velâkin Allâh, (bazı gaybî meseleleri bildirmek için, müstakil olarak) rasûllerinden başlayıp (, onlara tâbi olma hasebiyle veli kullarından) dilediğini seçer. O halde siz Allâh’a ve peygamberlerine (samimiyetle) inanın! Eğer (gerçekten) inanırsanız ve (münafıklıktan) iyice sakınırsanız, sizin için (kadri takdir edilemeyecek derecede) çok kıymetli pek büyük bir ecir (ve mükâfât) vardır. (Âlûsî, Şihâb, Ebussu’ûd)
Rasûlûllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem), ümmetinden kendisine inanacakların ve inkâr edeceklerin sûretlerinin kendisine gösterildiğini açıklayınca, münafıklar: “Muhammed, henüz yaratılmamış olan mümin ve kâfirlerin bile kendisine gösterildiğini söylüyor, hâlbuki biz yanında duruyoruz da bizi bile tanımıyor!” diye alay ettiler. Bunu duyan Rasûlûllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) minbere çıkıp hamd ü senâda bulunduktan sonra: “Birtakımlarının durumu nicedir ki; benim ilmim hakkında ileri geri konuşmuşlar, sizinle kıyâmet arasında olacaklardan bana ne sorarsanız, mutlaka onu size bildiririm!” buyurdu. Bunun üzerine Allâh-u Te’âlâ bu âyeti indirerek, kullarını belirsizlik içinde bırakmayacağını, bir zaman için münafıkları rezil etmese de, sonunda Uhud vakası gibi imtihanlarla herkesi ortaya çıkaracağını açıkladı. (Hâzin)

180  Allâh’ın, fazl(u ihsan)ından kendilerine ver miş olduğu şeyle cimrilik yapa(rak zekât ve hayra mâni ola)n kimseler, sakın ha o (cimrilik huyu)nu kendileri için bir iyilik sanmasın! Bilakis o (cim rilik, kendilerine azâbı celbedeceğinden,) onlar için büyük bir şerdir. O kendisiyle cimrilik ettikleri şey kıyâmet gününde mutlaka (yılan şeklinde) boyunlarına iyice dolanacaktır.(Zaten Allâh-u Te`âlâ’nın onların yardımına ihtiyacı yoktur. Zira) göklerin ve yerin mirası ancak Allâh’a âittir. (Nitekim kâinat helâk olduğunda, o zamana kadar herkesin sahip olduğu tüm değerler Allâh-u Te`âlâ’ya kalacaktır.) Allâh (cömertlik ve cimrilik dâhil) yapmakta oldu ğunuz şeyleri(n görünen ve görünmeyen tüm yönlerini çok iyi bilen ve karşılığını verecek olan bir) Habîr’dir.

Âl-i İmrân Sûresi  72 
Cüz  4
cihanyamaneren