HATA BİLDİRİMLERİNİZ İÇİN TIKLAYIN
سُورَةُالنِّسَاءِ  ٧٦ 
الجزء ٤

سُورَةُالنِّسَاءِ
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُوا رَبَّكُمُ الَّذ۪ي خَلَقَكُمْ مِنْ نَفْسٍ وَاحِدَةٍ وَخَلَقَ مِنْهَا زَوْجَهَا وَبَثَّ مِنْهُمَا رِجَالًا كَث۪يرًا وَنِسَٓاءًۚ وَاتَّقُوا اللّٰهَ الَّذ۪ي تَسَٓاءَلُونَ بِه۪ وَالْاَرْحَامَۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَلَيْكُمْ رَق۪يبًا ﴿ ١ ﴾ وَاٰتُوا الْيَتَامٰٓى اَمْوَالَهُمْ وَلَا تَتَبَدَّلُوا الْخَب۪يثَ بِالطَّيِّبِۖ وَلَا تَأْكُلُٓوا اَمْوَالَهُمْ اِلٰٓى اَمْوَالِكُمْۜ اِنَّهُ كَانَ حُوبًا كَب۪يرًا ﴿ ٢ ﴾ وَاِنْ خِفْتُمْ اَلَّا تُقْسِطُوا فِي الْيَتَامٰى فَانْكِحُوا مَا طَابَ لَكُمْ مِنَ النِّسَٓاءِ مَثْنٰى وَثُلٰثَ وَرُبَاعَۚ فَاِنْ خِفْتُمْ اَلَّا تَعْدِلُوا فَوَاحِدَةً اَوْ مَا مَلَكَتْ اَيْمَانُكُمْۜ ذٰلِكَ اَدْنٰٓى اَلَّا تَعُولُواۜ ﴿ ٣ ﴾ وَاٰتُوا النِّسَٓاءَ صَدُقَاتِهِنَّ نِحْلَةًۜ فَاِنْ طِبْنَ لَكُمْ عَنْ شَيْءٍ مِنْهُ نَفْسًا فَكُلُوهُ هَن۪ٓيـًٔا مَر۪ٓيـًٔا ﴿ ٤ ﴾ وَلَا تُؤْتُوا السُّفَهَٓاءَ اَمْوَالَكُمُ الَّت۪ي جَعَلَ اللّٰهُ لَكُمْ قِيَامًا وَارْزُقُوهُمْ ف۪يهَا وَاكْسُوهُمْ وَقُولُوا لَهُمْ قَوْلًا مَعْرُوفًا ﴿ ٥ ﴾ وَابْتَلُوا الْيَتَامٰى حَتّٰٓى اِذَا بَلَغُوا النِّكَاحَۚ فَاِنْ اٰنَسْتُمْ مِنْهُمْ رُشْدًا فَادْفَعُٓوا اِلَيْهِمْ اَمْوَالَهُمْۚ وَلَا تَأْكُلُوهَٓا اِسْرَافًا وَبِدَارًا اَنْ يَكْبَرُواۜ وَمَنْ كَانَ غَنِيًّا فَلْيَسْتَعْفِفْۚ وَمَنْ كَانَ فَق۪يرًا فَلْيَأْكُلْ بِالْمَعْرُوفِۜ فَاِذَا دَفَعْتُمْ اِلَيْهِمْ اَمْوَالَهُمْ فَاَشْهِدُوا عَلَيْهِمْۜ وَكَفٰى بِاللّٰهِ حَس۪يبًا ﴿ ٦ ﴾

سُورَةُالنِّسَاءِ  ٧٦ 
الجزء ٤
Nisâ Sûresi  76 
Cüz  4

DÖRDÜNCÜ SÛRE-İ CELİLE
el-Nisâ
SÛRE-İ CELîLESİ

Medenî (Medîne-i Münevvere döneminde inmiş)dir. 176 ayettir.
Rahmân ve Rahîm olan Allâh’ın ismiyle!

1  Ey insanlar! Sizi tek bir nefis (olan Âdem) den yaratmış olan, onun bir parçası (olan sol kaburgası nın en altı)ndan da (Havvâ ismindeki) eşini yaratmış bulunan ve her ikisinden birçok erkeklerle kadın ları türetip (cihana) yaymış olan Rabbiniz(e karşı gelmek)den hakkıyla sakının! Kendisi(nin adı) ile birbirinizden dilekte bulun makta olduğunuz Allâh(a isyan)dan da, rahimler(in tesis ettiği akrabalık bağlarını zâyi etmek) den de hak kıyla sakının! Şüphesiz ki Allâh dâima üzerinize (hakkıyla gözcü olan) bir Rakîb olmuştur.

2  (Bülûğa erdikleri vakit) yetimlere mallarını verin! Pis (ve haram) olan (yetim malın)ı temiz (ve helâl) olan (kendi mallarınız)la değişmeyin! Onların mallarını kendi mallarınızla birlikte (helâlharam karıştırıp) yemeyin! Şüphesiz ki bu (şekilde yemeniz), pek büyük bir günah olmuştur.

3  (Ey yetimlere bakanlar!) Yetimler(le evlenmeniz durumunda onlar) hakkında adâlet yapamayacağınızdan korkarsanız, sizin için helâl olan/sizce beğenilen/(mallarınızın birbirine karışmasından çekinmediğiniz için nikâhı) sakıncasız olan/(diğer) kadınlardan; ikişer, üçer ve dörder nikâhlayın! (Birden fazla hanım arasında) adâlet yapamayacağınızdan korkarsanız o zaman bir taneyi yahut (câriyelerden) sağ ellerinizin mâlik bulunduğu şeyi (seçin)! İşte bu (bir eşle yetinmek), (adâletten) sapmamanıza/âilenizin çoğalmamasına (ve geçim derdine düşüp harama bulaşmamanıza)/ daha yakındır!
Öteden beri tenkitlere hedef hâline gelen İslâm hükümlerinden biri de, “Teaddüd-ü zevcât” diye bilinen “Birden fazla kadınla evlilik müsâadesi”dir ki ekseriyetle bu, bir emirmiş gibi gösterilerek daha ziyade itiraza konu olmuştur. Görüldüğü üzere bu, emir olmak bir yana, teşvik edilen bir şey bile olmayıp sadece bir izin ve ruhsattan öte geçmemiştir. Fakat hayat şartları içinde ele alınınca, Kur’ân’ın bu hükmünün ne kadar yerinde olduğu anlaşılacaktır. Şöyle ki; İslâm’a göre zina hiçbir sûretle serbest kılınmadığından, ona sebebiyet verecek tüm şartların tamamen ortadan kaldırılması gerekmektedir. Erkeğin kuvvetli ve sağlıklı, kadınınsa zayıf yahut hasta veya isteksiz olması ya da kısır bulunması hâlinde, ayrıca savaş gibi nedenlerle erkeklerin azalması durumunda bir erkeğin birkaç kadınla evlenmesi zarurî bir hal alabilir. Yine de bu, dinî bir emir değildir, ikinci ve üçüncü eş olacak kadınlar da buna mecbur değillerdir. Üstelik bu müsâade kayıtsız olmayıp, adâlet şartına bağlıdır ki, konuyu araştıranların malumu olduğu vechile; bu şartın muhtevâsı herkes tarafından kolayca yerine getirilebilecek şeyler değildir. Zaten buna riâyet edemeyeceği endişesi taşıyanlara bir kadınla kalmaları emredilmiştir. Artık birçok kadınla nikâhsız ilişkileri normal görenlerin, İslâm’ın hayâtî önem taşıyan bu ruhsatına itirazları, içlerinde bulunan kâfirlik ve münafıklıktan kaynaklanmış bir tür manevî hastalıktan başka bir şey olamaz. Bu konudaki şartlar, hükümler ve hikmetler hakkında genişçe bilgi sahibi olmak ve imanı tehlikeye sokacak yanlış görüşlere sapmamak için mutlaka bakınız! Rûhu’l-Furkan: 4/548-559

4  O (evlendiğiniz) kadınlara mehirlerini (Allâh tarafından kendilerine ayrılmış) bir farz/bir hediye /dinî bir sorumluluk/ olarak (gönül hoşluğuyla ve karşılık beklemeksizin) verin! Ama onlar (hiçbir kim se tarafından mecbur bırakılmaksızın) o (mehir olarak alacakları) şeyin bir kısmından sizin için (bağışlama hususunda) nefis yönünden (ve vicdânen) hoş olur larsa, artık günahsız ve dertsiz bir şekilde onu (içi nize sine sine âfiyetle) yiyin!

5  (Ey yetimlere bakanlar! Sizin tasarrufunuz altın da yetimlere âit olarak bulunan ve) Allâh’ın sizin için bir kalkınma (vesilesi) kıldığı mallarınızı (, kendini bilmez ve aklı kıt) sefihlere vermeyin!(Ana paraya dokunmayarak) onlar(ın malların) dan (ticâret yapıp, kârından) kendilerini rızıklandırın, onları giydirin ve onlara (aklen ve dînen) iyi bilinen bir söz söyle yin! (Nitekim sizin onlara: “Aklınız başınıza geldiği za man mallarınızı teslim alacaksınız!” gibi sözler söyle meniz gönüllerini hoş edecektir.)

6  Nikâh (a elverişli olabilecekleri bülûğ çağın) a ula şacakları zamana kadar yetimleri(n akıllarını ve mal kullanımıyla ilgili bilgilerini) deneyin! Eğer (mal muhâ fazasıyla alâkalı yönetim bilgisi anlamında) onlardan bir rüşt (ve doğruya isabet) sezerseniz, (geciktirmek sizin) hemen mallarını kendilerine verin! Büyüye cekler (de mallarını yönetmeye başlayacaklar) diye acele davranıp da (: ‘Onlar yemeden bir an evvel biz yiyelim!’ düşüncesiyle, nereye harcandığına bakmadan çarçur ederek) onu israfla yemeyin! (Velilerden) her kim zengin olduysa iffetli olmaya gayret etsin (de, yetim malına tenezzül etmesin)! Her kim de fakir oldu ise, (haddi aşmayıp, göster diği çaba karşılığı ihtiyacı kadar meşrû’ ve) ma’rûf (bir yol) ile yesin! Artık kendilerine mallarını verdiği nizde (buna dâir) üzerlerine şâhit tutun! Allâh (yap tıklarınızı görüp bilen ve sizi ona göre muhasebe ede cek olan) bir Hasîb olarak yeterli olmuştur. (O halde dürüstlükten ayrılmayın ve bu konuda belirlenen sı nırları zorlamayın.)

Nisâ Sûresi  76 
Cüz  4
cihanyamaneren