HATA BİLDİRİMLERİNİZ İÇİN TIKLAYIN
سُورَةُالنِّسَاءِ  ٨٩ 
الجزء ٥

وَمَا لَكُمْ لَا تُقَاتِلُونَ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ وَالْمُسْتَضْعَف۪ينَ مِنَ الرِّجَالِ وَالنِّسَٓاءِ وَالْوِلْدَانِ الَّذ۪ينَ يَقُولُونَ رَبَّنَٓا اَخْرِجْنَا مِنْ هٰذِهِ الْقَرْيَةِ الظَّالِمِ اَهْلُهَاۚ وَاجْعَلْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ وَلِيًّاۚ وَاجْعَلْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ نَص۪يرًاۜ ﴿ ٧٥ ﴾ اَلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا يُقَاتِلُونَ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِۚ وَالَّذ۪ينَ كَفَرُوا يُقَاتِلُونَ ف۪ي سَب۪يلِ الطَّاغُوتِ فَقَاتِلُٓوا اَوْلِيَٓاءَ الشَّيْطَانِۚ اِنَّ كَيْدَ الشَّيْطَانِ كَانَ ضَع۪يفًا۟ ﴿ ٧٦ ﴾ اَلَمْ تَرَ اِلَى الَّذ۪ينَ ق۪يلَ لَهُمْ كُفُّٓوا اَيْدِيَكُمْ وَاَق۪يمُوا الصَّلٰوةَ وَاٰتُوا الزَّكٰوةَۚ فَلَمَّا كُتِبَ عَلَيْهِمُ الْقِتَالُ اِذَا فَر۪يقٌ مِنْهُمْ يَخْشَوْنَ النَّاسَ كَخَشْيَةِ اللّٰهِ اَوْ اَشَدَّ خَشْيَةًۚ وَقَالُوا رَبَّنَا لِمَ كَتَبْتَ عَلَيْنَا الْقِتَالَۚ لَوْلَٓا اَخَّرْتَنَٓا اِلٰٓى اَجَلٍ قَر۪يبٍۜ قُلْ مَتَاعُ الدُّنْيَا قَل۪يلٌۚ وَالْاٰخِرَةُ خَيْرٌ لِمَنِ اتَّقٰى وَلَا تُظْلَمُونَ فَت۪يلًا ﴿ ٧٧ ﴾ اَيْنَ مَا تَكُونُوا يُدْرِكْكُمُ الْمَوْتُ وَلَوْ كُنْتُمْ ف۪ي بُرُوجٍ مُشَيَّدَةٍۜ وَاِنْ تُصِبْهُمْ حَسَنَةٌ يَقُولُوا هٰذِه۪ مِنْ عِنْدِ اللّٰهِۚ وَاِنْ تُصِبْهُمْ سَيِّئَةٌ يَقُولُوا هٰذِه۪ مِنْ عِنْدِكَۜ قُلْ كُلٌّ مِنْ عِنْدِ اللّٰهِۜ فَمَا لِ‌هٰٓؤُ۬لَٓاءِ الْقَوْمِ لَا يَكَادُونَ يَفْقَهُونَ حَد۪يثًا ﴿ ٧٨ ﴾ مَٓا اَصَابَكَ مِنْ حَسَنَةٍ فَمِنَ اللّٰهِۘ وَمَٓا اَصَابَكَ مِنْ سَيِّئَةٍ فَمِنْ نَفْسِكَۜ وَاَرْسَلْنَاكَ لِلنَّاسِ رَسُولًاۜ وَكَفٰى بِاللّٰهِ شَه۪يدًا ﴿ ٧٩ ﴾

سُورَةُالنِّسَاءِ  ٨٩ 
الجزء ٥
Nisâ Sûresi  89 
Cüz  5

75  Ne oldu size de; Allâh yolunda ve kendileri zayıf duruma düşürülmüş olan o erkekler, kadınlar ve çocuklar(ı Mekke müşriklerinin elinden kurtarma) uğrunda savaşmıyorsunuz ki onlar: “Ey Rabbimiz! Ahâlisi zâlim olan işte şu memleketten bizi çıkar! Bize tarafından bir sahip gönder ve katından bize bir yardımcı tayin et!” demektedirler. (Müşriklerin zulmü çocuklara dokunacak kadar ilerlemişken, sizin savaşı terk etme hususunda ne özrünüz bulunabilir? O halde hiç durmayıp o âcizlerin yardımına koşun!)

76  İman etmiş olan kimseler Allâh yolunda mu hârebe ederler. O kâfir olmuş kimseler ise tâğût (ve şeytan) yolunda savaşırlar. Artık hemen siz şeytanın dostlarıyla savaşın! (Şeytanın onlara çıkacağı destekten endişe etmeyin, çünkü) gerçekten şeytanın hilesi (ve düzeni haddizatında) pek güçsüz olmuştur. (Hal böyleyken, Allâh-u Te`âlâ’nın sonsuz kudretine kıyasla şeytanın ne gücü olabilir?)

77  Bakmadın mı o kişilere ki (evvelce cihat isteğiyle yanıp tutuştukları zaman) kendilerine: “(Gerekli güce sahip olmadığınız için bir süreliğine) ellerinizi (kâfirlerle savaştan) çekin, namazı hakkıyla kılın ve zekâtı verin (de, emrolunan şeyleri yapıp yapmayacağınız ortaya çıksın)!” denilmişti. Ama üzerlerine savaş (farz olarak) yazılınca, birdenbire içlerinden bir fırka Allâh’tan korkar gibi ya da daha güçlü bir korkuyla o (kâfir olan) insanlardan korkar oldular ve: “Ey Rabbimiz! (O zor zamanda cihada müsâade etmedin de, şimdi rahata kavuşmuşken) üzerimize savaşı niçin yazdın? Yakın bir süreye kadar bizi geciktirseydin ya!” dediler. (Habîbim!) De ki: “Dünyanın (faydalanılacak) meta`ı (haddizâtında geçici ve) pek azdır. (Sonsuz ve sıkıntısız olan) âhiret ise, (şirkten ve peygambere karşı gelmekten) hakkıyla sakınmış olan kimse için daha iyidir. Zaten siz (cihadın zorluklarına katlanmanız durumunda, sevaplarınız noksan edilerek) en ufak bir şeyle/(hurma) çekirdeği(ni)n boşluğundaki ip kadar/çekirdek zarı kadar/ parmaklar arasından çıkan kir kadar/ bile haksızlığa uğratılmayacaksınız.”
İbni Abbâs (Radıyallâhu anhumâ) şöyle anlatmıştır: Abdurrahman ibni Avf, Mikdâd ibni Esved, Kudâme ibni Maz`ûn ve Sa`d ibni Ebî Vakkâs (Radıyallâhu anhüm) hicretten evvel Mekke-i Mükerreme’de müşriklerden çok eziyet çektikleri için sık sık Rasûlullâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)`e gelir ve: “Ey Allâh’ın peygamberi! Biz müşrik iken aziz ve güçlü idik, iman ettikten sonra ise zelil ve hakir duruma düşürüldük, müsâade buyur da müşriklerle harb edelim, zira onlar bize çok eziyet etmektedirler!” diyerek şikâyetlenirlerdi. Rasûlullâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) ise onlara: “Şimdilik ben affetmekle emrolundum! Sakın onlarla savaşa kalkmayın!” buyururdu. Hicretten sonra müminlere istedikleri cihat farz kılındığında ise, birtakımları Medine’deki rahatlığın verdiği rehâvete kapılarak dünyaya meyledip cihattan geri kaldılar. İşte bu âyet-i celîleler onlara bir uyarı mâhiyetinde nâzil oldu. (İbni Kesîr, Kurtubî, Süyûtî, Âlûsî)

78  Her nerede bulunursanız (bulunun, mutlaka) ölüm size ulaşacaktır, velev ki siz yükseltilmiş/sağ lamlaştırılmış/ (kale ve köşklerin) burçlar(ın)da (yerleşmiş) olasınız ! O (Yahudilere ve münafık ola)n lara (bolluk ve rahatlıkgibi) güzel bir şey dokunacak olsa (o nimeti Allâh’a nispet etmek üzere): “İşte bu Allâh katındandır!” derler. Ama kendilerine (kıt lık ve fakirlik gibi) kötü bir şey isâbet edecek olsa (onu senden bilerek): “İşte bu senin tarafından (ve senin uğursuzluğundan)dır.” derler. (Habîbim!) De ki: “(Ben bir şey yaratamadığıma göre, yaratılma yönünden) hepsi de Allâh katından dır!” Artık şu topluma ne oluyor ki, kendileri (Allâh tarafından gelen) hiçbir sözü anlamaya yanaşmı yorlar?

79  (Ey insan!) Güzel bir şey sana ulaşacak olur sa (işte bu senin gayretinle olmayıp) Allâh(ın fazlın) dandır. Ama kötü bir şey sana çatacak olursa (işte o da sebep olma bakımından) kendi nefsindendir. (Habîbim!) Biz seni insanlara (elçilik görevini ulaştırmakla memur) bir Rasûl olarak gönderdik (bir yaratıcı olarak göndermedik ki, başlarına gelen belâları senden biliyorlar)! Zaten (davanda hak oldu ğuna dâir hakkıyla şâhitlikte bulunan bir) Şehîd ola rak Allâh yeterli olmuştur! (Nitekim doğruluğuna delâlet eden birçok mûcizeyle seni destekleyerek bu şâhitliğini gerçekleştirmiştir.)

Nisâ Sûresi  89 
Cüz  5
cihanyamaneren