HATA BİLDİRİMLERİNİZ İÇİN TIKLAYIN
سُورَةُالْبَقَرَةِ  ٩ 
الجزء ١

اِنَّ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَالَّذ۪ينَ هَادُوا وَالنَّصَارٰى وَالصَّابِـ۪ٔينَ مَنْ اٰمَنَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَعَمِلَ صَالِحًا فَلَهُمْ اَجْرُهُمْ عِنْدَ رَبِّهِمْۖ وَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ ﴿ ٦٢ ﴾ وَاِذْ اَخَذْنَا م۪يثَاقَكُمْ وَرَفَعْنَا فَوْقَكُمُ الطُّورَۜ خُذُوا مَٓا اٰتَيْنَاكُمْ بِقُوَّةٍ وَاذْكُرُوا مَا ف۪يهِ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ ﴿ ٦٣ ﴾ ثُمَّ تَوَلَّيْتُمْ مِنْ بَعْدِ ذٰلِكَۚ فَلَوْلَا فَضْلُ اللّٰهِ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَتُهُ لَكُنْتُمْ مِنَ الْخَاسِر۪ينَ ﴿ ٦٤ ﴾ وَلَقَدْ عَلِمْتُمُ الَّذ۪ينَ اعْتَدَوْا مِنْكُمْ فِي السَّبْتِ فَقُلْنَا لَهُمْ كُونُوا قِرَدَةً خَاسِـ۪ٔينَۚ ﴿ ٦٥ ﴾ فَجَعَلْنَاهَا نَكَالًا لِمَا بَيْنَ يَدَيْهَا وَمَا خَلْفَهَا وَمَوْعِظَةً لِلْمُتَّق۪ينَ ﴿ ٦٦ ﴾ وَاِذْ قَالَ مُوسٰى لِقَوْمِه۪ٓ اِنَّ اللّٰهَ يَأْمُرُكُمْ اَنْ تَذْبَحُوا بَقَرَةًۜ قَالُٓوا اَتَتَّخِذُنَا هُزُوًاۜ قَالَ اَعُوذُ بِاللّٰهِ اَنْ اَكُونَ مِنَ الْجَاهِل۪ينَ ﴿ ٦٧ ﴾ قَالُوا ادْعُ لَنَا رَبَّكَ يُبَيِّنْ لَنَا مَا هِيَۜ قَالَ اِنَّهُ يَقُولُ اِنَّهَا بَقَرَةٌ لَا فَارِضٌ وَلَا بِكْرٌۜ عَوَانٌ بَيْنَ ذٰلِكَۜ فَافْعَلُوا مَا تُؤْمَرُونَ ﴿ ٦٨ ﴾ قَالُوا ادْعُ لَنَا رَبَّكَ يُبَيِّنْ لَنَا مَا لَوْنُهَاۜ قَالَ اِنَّهُ يَقُولُ اِنَّهَا بَقَرَةٌ صَفْرَٓاءُۙ فَاقِعٌ لَوْنُهَا تَسُرُّ النَّاظِر۪ينَ ﴿ ٦٩ ﴾

سُورَةُالْبَقَرَةِ  ٩ 
الجزء ١
Bakara Sûresi  9 
Cüz  1

62  Şüphesiz o kimseler ki (önceki peygamberlere) iman etmiştirler, bir de o kimseler ki Yahudi (olarak, yeni bir şerî`at gelinceye kadar Mûsâ (Aleyhisselâm)`ın tahrif ve neshe uğramamış olan şerî`atına tâbi) olmuşturlar, ayrıca (Kur’ân gelinceye kadar Îsâ (Aleyhisselâm)`ın, değişime maruz kalmamış olan dinine uyan) Hristiyanlar ve (Nûh ile İbrâhîm (Aleyhimesselâm) döneminde onların dini üzere bulunan) Sâbiîler; (bunların içerisinden) her kim (o günkü şerî’atın emrine göre) Allâh’a ve o son güne inanmış, salih bir amel de işlemişse; onlar için Rableri nezdinde (kendilerine ait) ecirleri vardır. (Kâfirler korkuya düştüğünde) onlar üzerine hiçbir korku yoktur ve (günâhkârlar, kaçırdıkları mükâfatlara üzülecekleri zaman) ancak onlar mahzun olmayacaklardır.
Bu ve Mâide Sûresi’nin 69. âyeti kerîmesinden yola çıkan bozuk fikirli bazı ilâhiyatçılar; âhir zaman peygamberine inanma ve kendi dinlerinden berî olarak İslâm’a girme şartlarını yerine getirmeden, sadece bu âyetlerde zikredilen “Allâh’a ve âhirete iman”, bir de “Salih amel” şartlarını îfâ eden Yahudî ve Hristiyanların da cennete girebileceğini söyleyerek, kendilerini dinden çıkarmış ve “Cennete girmenin olmazsa olmaz şartı olan "İslâm’ı kabullenme" zorunluluğunu toplum nezdinde zaafa uğratmaya yönelik büyük bir ihanette bulunmuşlardır. Zira Kur’an âyetleri arasında hiçbir çelişki söz konusu olmayıp, hepsi de birbirini tasdik ve tefsir eder mâhiyettedir. Nitekim Bakara Sûresi: 285`te ve Nisâ Sûresi: 136’da olduğu gibi diğer bazı âyet-i kerîmelerde kurtuluşa ermek için: “Meleklere, kitaplara ve peygamberlere iman”dan ibaret üç şart daha ilave edilmiştir. Beyyine Sûresi’nin 6. âyet-i kerîmesi ise, Ehl-i Kitap da olsalar, İslâm’a girmeyenlerin, kitapsız müşrikler gibi cehennemde ebedî kalacağını beyan etmektedir.
“Muhammed’in canı, elinde olan Zât’a yemin olsun ki; bu ümmetten Yahudi veya Hristiyan herhangi bir kimse, beni duyar da, sonra benimle gönderilen dine inanmadan ölürse, mutlaka cehennem ashâbından olur!” (Müslim, İman: 70, No: 153, 1/134) hadîs-i şerifi de, bu kâfirlikten, sadece “Allâh’ı ve âhireti inkâr” kastedilmeyip, bununla birlikte “Rasûlûllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)`in dini-ne uymama”nın da imansızlık sayıldığını açıklamaktadır. Dolayısıyla bu âyet-i kerîmede cennete gireceği bildirilen; Yahudi, Hristiyan ve Sâbie fırkaları; Mûsâ, Îsâ, Nûh ve İbrâhîm (Aleyhimüsselâm)` ın tahrif edilmemiş şerî`atlarine, geçerli oldukları dönemlerde tâbi olanlardır. Yoksa Rasûlûllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)`i ve Kur’ân-ı Kerîm’i inkâr edenler veya Rasûlûllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)`den ve İslâm’dan övgüyle bahsettikleri halde, kendi dinlerinden uzaklaşıp İslâm’a girmeyen günümüz kâfirleri bu mevzuya dâhil değildir. Bu konunun Kur’ân-ı Kerîm’de birçok delili mevcuttur. Bu hususta geniş malûmât için bakınız: Rûhu’l-Furkân: 1/366-373, Mâide Sûresi: 69, R.F: 7/345-359; ayrıca bakınız: Nisâ Sûresi: 151, A’raf Sûresi: 158

63  Vaktâ ki (Mûsâ (Aleyhisselâm) Tevrât’ı getirdiğinde zorluk çıkarmanız üzerine, ondaki hükümleri kabul etmenizi temin kastıyla) Biz Tûr’u üzerinize kaldırmış olduğumuz halde kuvvetli sözünüzü almıştık. (O zaman:) “Size verdiğimiz (Tevrât-ı şerif)i kuvvet(;ciddiyet ve gayret)le alın ve onda bulunan (mevzular)ı (ders yapar şekilde devamlı okuyup amel ederek) hatırda tutun,tâ ki siz (dünyada helâke uğramaktan, ukbâda da azaptan) korunasınız!” (buyurmuştuk.)
(Kıssanın tafsîlâtı hakkında geniş malûmât için bakınız: Rûhu’l- Furkân, ilgili âyet-i kerîme: 1/374)

64  Sonra işte bunun ardından siz (ahde vefadan) yüz çevirmiştiniz. Eğer üzerinizde Allâh’ın fazl-u rahmeti(; iyilik ve acıması) olmasaydı, elbette (sizi tevbeye muvaffak etmez ve azâbınızı geciktirmezdi, o zaman) siz (dünyada ve âhirette) hüsrâna uğrayanlardan olmuştunuz.

65  Andolsun; muhakkak siz içinizden o kimseleri elbette bilmişsinizdir ki; (kendilerine haram olduğu halde) cumartesi (günün)de (balık avlayarak, Bizim koyduğumuz) haddi aşmıştılar da bu yüzden Biz kendilerine: “Maymunlar(a döndürülmüş kimseler) ve alçaklar olun!” buyurmuştuk.
(ed-Dürru’l-masûn, Âlûsî)

66  Böylece (maymuna dönüştürülen o toplumun kıssasını evvelki kitaplarda da yazdığımız için) Biz onu, önünde bulunan (geçmiş ümmetlere de, muasır)lar( ın)a da, ardında(n gelecek) olanlara da (, benzeri günâhları işlemekten caydırıcı) büyük bir ibret ve (öğütlerden faydalanarak, Allâh’ın azâbından hakkıyla sakınan) müttakî kimseler için yeterli bir nasihat yaptık.

67  Yine (hatırlayın) bir zamanı ki; Mûsâ kavmine: “Allâh size mutlaka bir inek boğazlamanızı emrediyor!” demişti de, onlar: “Sen bizi bir eğlence (malzemesi) mi ediniyorsun?” demişlerdi. (Mûsâ (Aleyhisselâm) da:) “Ben (sizinle dalga geçerek) câhillerden olmamdan Allâh’a sığınırım! (Asıl siz beni alaycı gibi görerek câhillerden olduğunuzu gösterdiniz.)” demişti.

68  (Bunun üzerine) onlar: “Bizim için Rabbine dua et de, onun (yaşının ve şeklinin) ne olduğunu bize iyice açıklasın!” demiştiler de, o: “Şüphesiz O (Rabbim) buyuruyor ki; ‘Gerçekten o, öyle bir inektir ki, ne çok yaşlıdır, ne de çok gençtir. İşte (o sığır,) bu (iki yaş hududu)nun arasında orta bir yaştadır!’ Artık emrolunduğunuz şeyi hemen yapın!” demişti.

69  (Bu sefer) onlar: “Bizim için Rabbine dua et de, onun renginin ne olduğunu bize iyice açıklasın.” demiştiler de, o: “Şüphesiz O (Rabbim): ‘Gerçekten o, öyle bir inektir ki, rengi sarıdır, sapsarıdır; bakanlar(ın içini açarak onlar)a sevinç vermektedir!’ buyuruyor.” demişti.

Bakara Sûresi  9 
Cüz  1
cihanyamaneren