HATA BİLDİRİMLERİNİZ İÇİN TIKLAYIN
سُورَةُالنِّسَاءِ  ٩٥ 
الجزء ٥

وَاسْتَغْفِرِ اللّٰهَۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ غَفُورًا رَح۪يمًاۚ ﴿ ١٠٦ ﴾ وَلَا تُجَادِلْ عَنِ الَّذ۪ينَ يَخْتَانُونَ اَنْفُسَهُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ مَنْ كَانَ خَوَّانًا اَث۪يمًاۚ ﴿ ١٠٧ ﴾ يَسْتَخْفُونَ مِنَ النَّاسِ وَلَا يَسْتَخْفُونَ مِنَ اللّٰهِ وَهُوَ مَعَهُمْ اِذْ يُبَيِّتُونَ مَا لَا يَرْضٰى مِنَ الْقَوْلِۜ وَكَانَ اللّٰهُ بِمَا يَعْمَلُونَ مُح۪يطًا ﴿ ١٠٨ ﴾ هَٓا اَنْتُمْ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ جَادَلْتُمْ عَنْهُمْ فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا فَمَنْ يُجَادِلُ اللّٰهَ عَنْهُمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ اَمْ مَنْ يَكُونُ عَلَيْهِمْ وَك۪يلًا ﴿ ١٠٩ ﴾ وَمَنْ يَعْمَلْ سُٓوءًا اَوْ يَظْلِمْ نَفْسَهُ ثُمَّ يَسْتَغْفِرِ اللّٰهَ يَجِدِ اللّٰهَ غَفُورًا رَح۪يمًا ﴿ ١١٠ ﴾ وَمَنْ يَكْسِبْ اِثْمًا فَاِنَّمَا يَكْسِبُهُ عَلٰى نَفْسِه۪ۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَل۪يمًا حَك۪يمًا ﴿ ١١١ ﴾ وَمَنْ يَكْسِبْ خَط۪ٓيـَٔةً اَوْ اِثْمًا ثُمَّ يَرْمِ بِه۪ بَر۪ٓيـًٔا فَقَدِ احْتَمَلَ بُهْتَانًا وَاِثْمًا مُب۪ينًا۟ ﴿ ١١٢ ﴾ وَلَوْلَا فَضْلُ اللّٰهِ عَلَيْكَ وَرَحْمَتُهُ لَهَمَّتْ طَٓائِفَةٌ مِنْهُمْ اَنْ يُضِلُّوكَۜ وَمَا يُضِلُّونَ اِلَّٓا اَنْفُسَهُمْ وَمَا يَضُرُّونَكَ مِنْ شَيْءٍۜ وَاَنْزَلَ اللّٰهُ عَلَيْكَ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَعَلَّمَكَ مَا لَمْ تَكُنْ تَعْلَمُۜ وَكَانَ فَضْلُ اللّٰهِ عَلَيْكَ عَظ۪يمًا ﴿ ١١٣ ﴾

سُورَةُالنِّسَاءِ  ٩٥ 
الجزء ٥
Nisâ Sûresi  95 
Cüz  5

106  (Şâhitlerin tanıklığına güvenerek suçsuz bir kişiyi itham ettiğin için) Allâh’tan mağfiret iste! Şüp hesiz ki Allâh (Kendisinden mağfiret isteyen kimseyi) dâima (çokça bağışlayan bir) Ğafûr ve (tevbe eden lere çok acıyan bir) Rahîm olmuştur.

107  (Günah işleyip cehenneme girmeye teşebbüs ederek) kendi nefislerine hâinlik yapmakta olan o kimselerden taraf (hırsızlık suçunu onlardan savuş turmak için) mücâdele etme! Şüphesiz Allâh o kim seyi sevmez (ve onu cezasız bırakmaz) ki o çokça hâin ve aşırı günâhkar olmuştur.

108  Onlar (zararlarından korktukla rı) insanlar dan gizleniyorlar da, (utanılmaya ve korkulmaya en çok lâyık olan) Allâh’tan utanmıyorlar! Hâlbuki onlar (suçsuza iftira atmak, yalan yere yemin etmek ve ya lancı şâhitlikte bulunmak gibi) O (Al lâh-u Sübhânehû)nun râzı olmadığı sözü gece gece (gizlice) ku rarlarken, O (ilmen) kendileriyle beraber idi. Al lâh onların yapmakta olduklarını dâima (kuşatıcı şekilde bilen bir) Muhît olmuştur.

109  (Ey hırsız Übeyrıkoğulları!) İşte siz, öyle (gü nahkâr) kimselersiniz ki; o en alçak (dünya) haya t(ın)da onlardan taraf mücâdele verdiniz. Peki ya kıyâmet günü onlardan taraf Allâh ile kim mücâdele edebilir? Ya da (Allâh’ın azâbından kurtulmaları için) onlara kim vekil olabilir?

110  (Beşir’in Rifâ`a’ya yaptığı gibi) her kim (baş kasına tealluk eden) bir kötülük işler yahut (kendiyle alâkalı bir günah işleyerek) nefsine zulmeder de , sonra Allâh’tan mağfiret di lerse, Allâh’ı (günahla rını çok ça bağışlayıcı bir) Ğafûr ve (kendisine ziyade acıyan bir) Rahîm olarak bulur.

111  Her kim bir günah kazanırsa, o onu ancak kendi aley hine kazanmış olur (zira vebali başkasına yüklenmez)! Allâh ise (kimin ne yaptığını) dâima (çok iyi bilen bir) Alîm ve (suçsuza ceza vermeyecek kadar hikmet sahibi bir) Hakîm olmuştur.

112  Her kim (kasıtsız olarak) bir hata yahut (kas ten) bir günah kazanır da sonra (Beşir’in Lebîd ibni Sehl’e yaptığı gibi) onu bir suçsuza atarsa, mu hak kak ki o, büyük bir iftira ve açık bir günah yük lenmiş olur.

113  Allâh’ın senin üzerinde lütfu ve rahmeti ol(duğu için, vahiy yoluyla suçlu ve suçsuzu sana bil dirmiş ol)masaydı, elbette onlardan bir cemaat seni (doğru hükümden) şaşırtmaya karar vermişti. Hâlbuki (bu işin vebali nefislerine döneceği için) onlar kendi nefislerinden başkasını saptıramaz lar ve (bundan sonra da) sana hiçbir şeyle zarar ve remezler. Çünkü Allâh sana o kitabı ve hikmeti indirmiş ve (bugüne dek) bilmekte olmadığın (gizli saklı) şey leri (türlü türlü vahiylerle) sana bildirmiştir. Böy lece Allâh’ın senin üzerindeki lütfu pek büyük olmuştur.
(Zaten peygamberlikten daha büyük bir ikram olamaz!)

Nisâ Sûresi  95 
Cüz  5
cihanyamaneren