HATA BİLDİRİMLERİNİZ İÇİN TIKLAYIN
سُورَةُالنِّسَاءِ  ٩٩ 
الجزء ٥

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا كُونُوا قَوَّام۪ينَ بِالْقِسْطِ شُهَدَٓاءَ لِلّٰهِ وَلَوْ عَلٰٓى اَنْفُسِكُمْ اَوِ الْوَالِدَيْنِ وَالْاَقْرَب۪ينَۚ اِنْ يَكُنْ غَنِيًّا اَوْ فَق۪يرًا فَاللّٰهُ اَوْلٰى بِهِمَا فَلَا تَتَّبِعُوا الْهَوٰٓى اَنْ تَعْدِلُواۚ وَاِنْ تَلْوُٓ۫ا اَوْ تُعْرِضُوا فَاِنَّ اللّٰهَ كَانَ بِمَا تَعْمَلُونَ خَب۪يرًا ﴿ ١٣٥ ﴾ يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اٰمِنُوا بِاللّٰهِ وَرَسُولِه۪ وَالْكِتَابِ الَّذ۪ي نَزَّلَ عَلٰى رَسُولِه۪ وَالْكِتَابِ الَّذ۪ٓي اَنْزَلَ مِنْ قَبْلُۜ وَمَنْ يَكْفُرْ بِاللّٰهِ وَمَلٰٓئِكَتِه۪ وَكُتُبِه۪ وَرُسُلِه۪ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ فَقَدْ ضَلَّ ضَلَالًا بَع۪يدًا ﴿ ١٣٦ ﴾ اِنَّ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا ثُمَّ كَفَرُوا ثُمَّ اٰمَنُوا ثُمَّ كَفَرُوا ثُمَّ ازْدَادُوا كُفْرًا لَمْ يَكُنِ اللّٰهُ لِيَغْفِرَ لَهُمْ وَلَا لِيَهْدِيَهُمْ سَب۪يلًاۜ ﴿ ١٣٧ ﴾ بَشِّرِ الْمُنَافِق۪ينَ بِاَنَّ لَهُمْ عَذَابًا اَل۪يمًاۙ ﴿ ١٣٨ ﴾ اَلَّذ۪ينَ يَتَّخِذُونَ الْكَافِر۪ينَ اَوْلِيَٓاءَ مِنْ دُونِ الْمُؤْمِن۪ينَۜ اَيَبْتَغُونَ عِنْدَهُمُ الْعِزَّةَ فَاِنَّ الْعِزَّةَ لِلّٰهِ جَم۪يعًاۜ ﴿ ١٣٩ ﴾ وَقَدْ نَزَّلَ عَلَيْكُمْ فِي الْكِتَابِ اَنْ اِذَا سَمِعْتُمْ اٰيَاتِ اللّٰهِ يُكْفَرُ بِهَا وَيُسْتَهْزَاُ بِهَا فَلَا تَقْعُدُوا مَعَهُمْ حَتّٰى يَخُوضُوا ف۪ي حَد۪يثٍ غَيْرِه۪ۘ اِنَّكُمْ اِذًا مِثْلُهُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ جَامِعُ الْمُنَافِق۪ينَ وَالْكَافِر۪ينَ ف۪ي جَهَنَّمَ جَم۪يعًاۙ ﴿ ١٤٠ ﴾

سُورَةُالنِّسَاءِ  ٩٩ 
الجزء ٥
Nisâ Sûresi  99 
Cüz  5

135  Ey iman etmiş olan kimseler! (En ufak bir zulme sapmamak için) adâleti tam manasıyla ayakta tutanlar ve (gerektiği yerde) Allâh (rı za sı) için şâ hitlik yapan (dürüst insan) lar olun, velev ki kendi nefisleriniz yahut anababa ve en yakınlar aley hine olsun! (Hakkında şâhitlik yapılan kişi ) zengin yahut fakir olsun, (onları kayırmak ve acımak şâhitlik yapana düşmez, çünkü) ikisine de Allâh (herkesten)daha yakındır. O halde siz (nefsinize âit) kötü arzuya asla uyma yın ki adâletli olasınız! Eğer (doğru şâhitlikten ve düzgün karardan uzak laşmak üzere dillerinizi) eğip bükerseniz yahut (ge reken şâhitliği gizleyerek, şehâdetten büsbütün) yüz çevirirseniz, şüphesiz ki Allâh yapmakta oldukla rınızı dâima (çok iyi bilen ve karşılığını verecek olan bir) Habîr olmuştur.

136  Ey (İslâm’ın tümüne) inanmış olan kimseler! Allâh’a, Rasûlüne, Rasûlüne peyderpey indirmiş olduğu o kitaba ve daha önce topyekûn indirmiş olduğu kitaplara iman(da sebat) edin! /Ey (peygamberlerle kitapların bir kısmına) inanmış olan (Yahudi ve Hristiyan)lar! (Peygamberlerle kitapların tümüne) iman edin!/ Ey (kalpleriyle) inan(mayıp, dillerinden im)an (açıklayan münafık)lar! (Dillerinizle inandığınızı söylediğiniz gibi, kalplerinizle de) iman edin!/ Her kim Allâh’ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve o son günü (yahut bunlardan birini) inkâr ederse, muhakkak ki o, (dönüşü düşünülemeyecek şekilde) pek uzak bir sapmayla (hak yoldan) sapıtmıştır.
Âyet-i kerîmede, iman eden kimselerden tekrar iman istenmesinin birkaç türlü izahı vardır ki; “Ey iman edenler! İmanda devam ve sebat edin!”; “Ey taklit yollu inananlar! İslâm’ın doğruluğunun delillerini iyi araştırıp inceleyerek hakikî manada iman edin!”; “Ey mücmel bir şekilde topluca iman edenler! İslâm’ın bütün hükümlerine tüm tafsîlâtıyla inanın!” şeklindeki manalar bunlardan birkaçıdır, diğer bir kısmı da metinde yer almıştır. Âyet-i kerîmenin bazı Ehl-i Kitap müminleri hakkında indiği de rivayet edilmiştir ki; onlar Rasûlullâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)`e gelerek: “Yâ Rasûlallâh! Biz sana ve Kur’ân’a, Mûsâ’ya ve Tevrât’a, bir de Uzeyr’e inanıyoruz, bunun dışındaki kitapları ve peygamberleri inkâr ediyoruz!” dediler. O zaman Rasûlullâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem): “Hayır! Allâh’a, Rasûlü Muhammed’e, Kur’ân’a ve ondan önceki bütün kitaplara iman edin!” buyurunca, onlar buna yanaşmadılar. Fakat peşi sıra bu âyet-i kerîme nâzil olunca hepsine imanı kabul ettiler.

137  O kimseler ki; (evvelce Mûsâ (Aleyhisselâm) a) inanmışlardır, sonra (bu zağıya taparak) kâfir olmuş lardır, (Mûsâ (Aleyhisselâm)ın dönüşünden) son ra iman etmişlerdir, ardından (Îsâ (Aley hisselâm)ı) inkâr etmiş lerdir, daha sonra da (Muhammed (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)`i ve Kur’ân’ı reddederek) kâfirlik yönünden artış kaydetmişlerdir (işte bu sıfatlara sahip olan Yahudiler ve defaatle irtidâd edip sonra kâfirlikte ısrar eden mürtetler); şüphesiz ki Allâh onları bağışlaya cak da değildir, kendilerini (kurtuluşa ve cennete kavuşturacak) bir yola eriştirecek de değildir.

138  (Habîbim!) O münafıklara müjdele ki, gerçekten ken dileri için çok acı verici büyük bir azap vardır!

139  O (münafık) kimseler ki; müminleri bırakıp da kâfirleri dostlar edinmektedirler. Yoksa izzet (ve şeref)i onların yanında mı arıyorlar? (Hâlbuki o aradıklarını kâfirlerin yanında asla bulacak değillerdir!) Gerçekten izzet, bir bütün hâlinde Allâh’a âittir! (O da bu şerefi peygamberine ve dostları olan mümin lere tahsis etmiştir.)

140  Gerçekten O (Allâh-u Te`âlâ) o kitapta size şunu indirmiştir: “Allâh’ın âyetlerini duyarsanız ki; on lar inkâr ediliyor ve kendileriyle alay ediliyor, artık o (in kâr ve istih zâya dala)nlar o (inkâr ve alay konusu)ndan başka bir söz içerisine daldırıncaya kadar kendi leriyle birlikte oturmayın! Zira muhakkak ki siz o (durumu gördüğünüz) zaman (reddetmeye, en azından o meclisi terkedip gitmeye gücünüz yettiği halde onlardan yüz çevirmez seniz ) onlar gibi (günahkâr kimseler)siniz. Şüphesiz ki Allâh (onların bu hâline rıza gösterip yanlarında oturan) o münafıkları da o (inkârcı) kâfir leri de hep birlikte cehennemde toplayıcıdır!”

Nisâ Sûresi  99 
Cüz  5
cihanyamaneren