v02.01.25 Geliştirme Notları
Bakara Sûresi
1
Cuz 1
İKİNCİ SÛRE-İ CELİLE
el-Bakara
SÛRE-İ CELîLESİ

Medenî (Medîne-i Münevvere döneminde inmiş)dir. 286 ayettir.
Rahmân ve Rahîm olan Allâh’ın ismiyle!
1﴿ Elif! Lâm! Mîm! Bâzı sûrelerin başlarında bulunan bu gibi hece harfleri birbirine eklenmeden okundukları için “Hurûf-u mukatta‘a” ismini almıştır. Müfessirler bu gibi hurûf-u mukatta‘anın tefsîrinde şöyle demişlerdir: (اَللّٰهُ أَعْلَمُ بِمُرَادِهِ بِذٰلِكَ) “Bu harfler müteşâbih âyetlerden olduğu için bunlardan murâdının ne olduğunu ziyâdesiyle bilen ancak Allâh’tır.” Bunlar Kur’ân-ı Kerîm’in özünü ve özetini teşkil eden birtakım sırlar ve işâretlerdir. “Allâh-u Te‘âlâ’nın isimleri”, “Kur’ân-ı Kerîm’in isimleri”, “Başlarında bulundukları sûrelerin isimleri” ve “Allâh-u Te‘âlâ’nın kasemleri” oldukları husûsunda birtakım rivâyetler mevcuttur. Bizim bunlara karşı vazîfelerimize gelince:
a) Okundukları şekliyle zâhirlerine îmân ederiz,
b) Allâh-u Te‘âlâ’nın bu harflerden kastettiği mânâyı ancak Allâh-u Te‘âlâ’ya havâle ederiz,
c) Âl-i ‘İmrân Sûresi’nin 7. ve 8. âyet-i kerîmelerinin beyânı vechile; kalbinde bâtıla meyil bulunan kimselerin yaptığı gibi, kesin mânâ vermeye yeltenmeyiz,
d) Kalplerimizi kaymaktan muhâfaza etmesini Allâh-u Te‘âlâ’dan niyâz ederiz.
Geniş mâlûmât için bakınız: Rûhu’l-Furkān Tefsîri, 1/117-123, 3/330-355
2﴿ (Habîbim!) İşte sana! Ancak bu (Kur’ân-ı Kerîm), (Mûsâ ve Îsâ (Aleyhimesselâm)ın müjdelediği) o (mükemmel) kitaptır. O(nun, Allâh-u Te‘âlâ tarafından indirilmiş olduğu)nda hiçbir şüphe yoktur. (O kitap herkese doğru yolu göstermekteyse de, özellikle emirleri terk etmekten ve yasakları işlemekten hakkıyla sakınan) müttakîler için (dosdoğru yolu gösteren ve sâdece onları maksatlarına eriştiren) büyük bir hidâyet (rehberi)dir.
3﴿ O (takvâ sâhibi) kimseler ki; (duyularla hissedilemeyen, akılla da varlığı bilinemeyen, ancak peygamberlerin bildirmesiyle anlaşılabilen) gayb(la ilgili îmân esasların)a îmân etmektedirler, o (farz) namazları hakkıyla kılmaktadırlar ve kendilerine rızık olarak vermiş olduğumuz (mal ve yiyecek gibi) şeylerden (zekât ve fitre gibi malda bulunan hakları yerine getirmek için) infakta bulunmaktadırlar (ve karşılık beklentisi taşımaksızın Allâh yolunda bağış yapmaktadırlar).
4﴿ Yine onlar; sana indirilmiş olan (Kur’ân)a da, senden önce (geçmiş peygamberlere) indirilmiş olan (diğer semâvî kitap)lara da îmân etmektedirler. (Ölümden sonra yaşanacaklara inandıklarını birçokları iddiâ etmekteyse de) sâdece onlar (şek ve şüphe taşımayan kesin bir îmânla) âhirete yakînen inanmaktadırlar.
5﴿ (Habîbim!) İşte sana! Onlar, Rablerinden (gelen) büyük bir hidâyet üzere (tam mânâsıyla sâbit)dirler ve yine işte sana! Ancak onlar (tüm korkularından kurtulup, bütün isteklerini elde ederek) felâha eren kimselerin ta kendileridir.
سُورَةُ الْبَقَرَةِ
الجزء ١
١
سُورَةُالْبَقَرَةِ
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
الٓمٓۚ ﴿١
ذٰلِكَ الْكِتَابُ لَا رَيْبَۚۛ ف۪يهِۚۛ هُدًى لِلْمُتَّق۪ينَۙ ﴿٢
اَلَّذ۪ينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ وَيُق۪يمُونَ الصَّلٰوةَ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَۙ ﴿٣
وَالَّذ۪ينَ يُؤْمِنُونَ بِمَٓا اُنْزِلَ اِلَيْكَ وَمَٓا اُنْزِلَ مِنْ قَبْلِكَۚ وَبِالْاٰخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَۜ ﴿٤
اُو۬لٰٓئِكَ عَلٰى هُدًى مِنْ رَبِّهِمْ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ ﴿٥
Bakara Sûresi
1
Cuz 1
İKİNCİ SÛRE-İ CELİLE
el-Bakara
SÛRE-İ CELîLESİ

Medenî (Medîne-i Münevvere döneminde inmiş)dir. 286 ayettir.
Rahmân ve Rahîm olan Allâh’ın ismiyle!
الٓمٓۚ ﴿١
1﴿ Elif! Lâm! Mîm! Bâzı sûrelerin başlarında bulunan bu gibi hece harfleri birbirine eklenmeden okundukları için “Hurûf-u mukatta‘a” ismini almıştır. Müfessirler bu gibi hurûf-u mukatta‘anın tefsîrinde şöyle demişlerdir: (اَللّٰهُ أَعْلَمُ بِمُرَادِهِ بِذٰلِكَ) “Bu harfler müteşâbih âyetlerden olduğu için bunlardan murâdının ne olduğunu ziyâdesiyle bilen ancak Allâh’tır.” Bunlar Kur’ân-ı Kerîm’in özünü ve özetini teşkil eden birtakım sırlar ve işâretlerdir. “Allâh-u Te‘âlâ’nın isimleri”, “Kur’ân-ı Kerîm’in isimleri”, “Başlarında bulundukları sûrelerin isimleri” ve “Allâh-u Te‘âlâ’nın kasemleri” oldukları husûsunda birtakım rivâyetler mevcuttur. Bizim bunlara karşı vazîfelerimize gelince:
a) Okundukları şekliyle zâhirlerine îmân ederiz,
b) Allâh-u Te‘âlâ’nın bu harflerden kastettiği mânâyı ancak Allâh-u Te‘âlâ’ya havâle ederiz,
c) Âl-i ‘İmrân Sûresi’nin 7. ve 8. âyet-i kerîmelerinin beyânı vechile; kalbinde bâtıla meyil bulunan kimselerin yaptığı gibi, kesin mânâ vermeye yeltenmeyiz,
d) Kalplerimizi kaymaktan muhâfaza etmesini Allâh-u Te‘âlâ’dan niyâz ederiz.
Geniş mâlûmât için bakınız: Rûhu’l-Furkān Tefsîri, 1/117-123, 3/330-355

ذٰلِكَ الْكِتَابُ لَا رَيْبَۚۛ ف۪يهِۚۛ هُدًى لِلْمُتَّق۪ينَۙ ﴿٢
2﴿ (Habîbim!) İşte sana! Ancak bu (Kur’ân-ı Kerîm), (Mûsâ ve Îsâ (Aleyhimesselâm)ın müjdelediği) o (mükemmel) kitaptır. O(nun, Allâh-u Te‘âlâ tarafından indirilmiş olduğu)nda hiçbir şüphe yoktur. (O kitap herkese doğru yolu göstermekteyse de, özellikle emirleri terk etmekten ve yasakları işlemekten hakkıyla sakınan) müttakîler için (dosdoğru yolu gösteren ve sâdece onları maksatlarına eriştiren) büyük bir hidâyet (rehberi)dir.
اَلَّذ۪ينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ وَيُق۪يمُونَ الصَّلٰوةَ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَۙ ﴿٣
3﴿ O (takvâ sâhibi) kimseler ki; (duyularla hissedilemeyen, akılla da varlığı bilinemeyen, ancak peygamberlerin bildirmesiyle anlaşılabilen) gayb(la ilgili îmân esasların)a îmân etmektedirler, o (farz) namazları hakkıyla kılmaktadırlar ve kendilerine rızık olarak vermiş olduğumuz (mal ve yiyecek gibi) şeylerden (zekât ve fitre gibi malda bulunan hakları yerine getirmek için) infakta bulunmaktadırlar (ve karşılık beklentisi taşımaksızın Allâh yolunda bağış yapmaktadırlar).
وَالَّذ۪ينَ يُؤْمِنُونَ بِمَٓا اُنْزِلَ اِلَيْكَ وَمَٓا اُنْزِلَ مِنْ قَبْلِكَۚ وَبِالْاٰخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَۜ ﴿٤
4﴿ Yine onlar; sana indirilmiş olan (Kur’ân)a da, senden önce (geçmiş peygamberlere) indirilmiş olan (diğer semâvî kitap)lara da îmân etmektedirler. (Ölümden sonra yaşanacaklara inandıklarını birçokları iddiâ etmekteyse de) sâdece onlar (şek ve şüphe taşımayan kesin bir îmânla) âhirete yakînen inanmaktadırlar.
اُو۬لٰٓئِكَ عَلٰى هُدًى مِنْ رَبِّهِمْ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ ﴿٥
5﴿ (Habîbim!) İşte sana! Onlar, Rablerinden (gelen) büyük bir hidâyet üzere (tam mânâsıyla sâbit)dirler ve yine işte sana! Ancak onlar (tüm korkularından kurtulup, bütün isteklerini elde ederek) felâha eren kimselerin ta kendileridir.