v02.01.25 Geliştirme Notları
Rahmân Sûresi
532
Cuz 27
41﴿ (Kabirden mahşere giderken müşriklere sorgu-suâl yapılmayacak.) Çünkü o (şirk suçunu işlemiş olan) mücrimler (mâvi göze siyah surat şeklindeki korkunç) sîmâlarıyla tanınacaktır da artık (onlar) perçemler(i) ve ayaklar(ı birleştirilip alın saçlarından ve ayaklarından) yakalana(rak yaka paça cehenneme atıla)caktır.
42﴿ (Ey insanlar ve cinler!) Artık her ikiniz (de), Rabbinizin hangi nîmetlerini(n size O’nun tarafından verildiğini) yalanlıyorsunuz?!
43﴿ (Müşrikler ateşe atılırken onlara şöyle denilecek:) İşte bu (atılacağınız yer) o cehennemdir ki, o (şirk suçunu işlemiş olan) mücrimler onu yalanlıyordu.
44﴿ Onlar onun (ateş tabakalarıy)la, (yine onda bulunan ve harârette) nihâyete varmış kaynar bir su arasında sürekli dönüp dolaşacaklar. (Böylece onlar ateşte yakılırlarken su istedikleri zaman, eritilmiş tunç gibi olan fecî bir suya götürülecekler.)
45﴿ (Ey insanlar ve cinler!) Artık her ikiniz (de), Rabbinizin hangi nîmetlerini(n size O’nun tarafından bahşedildiğini) yalanlıyorsunuz?!
46﴿ Ama Rabbinin (kendisini durduracağı muhâsebe) makāmında (hesap vermekte)n korkmuş olan (ve bu nedenle farzları yerine getirip haramları terk eden mukarreb) kimseler için (altından mâmul) iki cennet vardır (ki onlardan biri îmânlarına mukābil, diğeri ise sâlih amellerine karşılık kendilerine verilecektir). Hadîs-i şerîflerde zikredildiğine göre; bu sûre-i celîlede takvâ sâhibi müminlere dört cennet vaad edilmiştir ki, bunlardan ikisi bu âyet-i kerîmede zikredilmiş olup onların kaplarının, çanaklarının, takılarının ve kendilerinde bulunan her şeyin altından olduğu açıklanmıştır. Yine bu sûrenin 62. âyet-i kerîmesinde zikredilen diğer iki cennetin ise bütün eşyâsının gümüşten olduğu bildirilmiştir. (el-Buhârî, rakam:4878, 6/145; Müslim, rakam:180, 1/163; et-Tirmizî, rakam:2528; İbnü Mâce, rakam:186; Ahmed ibnü Hanbel, el-Müsned, rakam:19682, 32/460)
47﴿ (Ey insanlar ve cinler!) Artık her ikiniz (de), Rabbinizin hangi nîmetlerini(n size O’nun tarafından verildiğini) yalanlıyorsunuz?!
48﴿ (Rabbinden korkanlar için öyle iki cennet vardır ki) ikisi (de ağaçlardan, meyvelerden ve lezzetlerden) türlü türlü şeylere sâhip(dir). /(Gölge yapan ve meyve veren) ince ve yumuşak nice dallara sâhip (cennetlerdir)/.
49﴿ (Ey insanlar ve cinler!) Artık her ikiniz (de), Rabbinizin hangi nîmetlerini(n size O’nun tarafından verildiğini) yalanlıyorsunuz?!
50﴿ O (cennetlerin) ikisinde (de birinin adı Tesnîm, diğerinin ismi ise Selsebîl olan) iki göze bulunmaktadır ki (yukarı aşağı, istenilen tarafa doğru) ikisi (de) sürekli akmaktadır.
51﴿ (Ey insanlar ve cinler!) Artık her ikiniz (de), Rabbinizin hangi nîmetlerini(n size O’nun tarafından verildiğini) yalanlıyorsunuz?!
52﴿ O (cennetlerin) ikisinde her tür meyveden (dünyâda bilinen ve bilinmeyen) iki sınıf vardır.
53﴿ (Ey insanlar ve cinler!) Artık her ikiniz (de), Rabbinizin hangi nîmetlerini(n size O’nun tarafından verildiğini) yalanlıyorsunuz?!
54﴿ (Cennet ehli) astarları kalın ipekten olan çok değerli birtakım döşekler üzerine (kurulup onların üstünde bulunan yastıklara) yaslanan kimseler olarak (zevk-ü sefâya gark olacaklardır). İki cennetin meyveleri de (oturanın, hattâ yatanın bile kolayca uzanıp alacağı kadar) yakındır.
55﴿ (Ey insanlar ve cinler!) Artık her ikiniz (de), Rabbinizin hangi nîmetlerini(n size O’nun tarafından verildiğini) yalanlıyorsunuz?!
56﴿ Onlar(ın bulundukları döşek ve yataklar)da, bakışları(nı sâdece eşlerine) tahsis eden kadınlar vardır ki, kendi (eş)lerinden önce hiçbir insan onlarla cimâ ederek bekâret(lerini) bozmamıştır, hiçbir cin de (onlara dokunur) olmamıştır.
57﴿ (Ey insanlar ve cinler!) Artık her ikiniz (de), Rabbinizin hangi nîmetlerini(n size O’nun tarafından verildiğini) yalanlıyorsunuz?!
58﴿ Sanki onlar(ın yanakları ve ciltleri pembe) yâkuttur ve (parlak ve beyaz) mercandır.
59﴿ (Ey insanlar ve cinler!) Artık her ikiniz (de), Rabbinizin hangi nîmetlerini(n size O’nun tarafından verildiğini) yalanlıyorsunuz?!
60﴿ Güzel amel işlemenin karşılığı ancak güzel mükâfat vermektir! (Bu nedenle îmân ve tevhîdin karşılığı ancak cennettir.)
61﴿ (Ey insanlar ve cinler!) Artık her ikiniz (de), Rabbinizin hangi nîmetlerini(n size O’nun tarafından verildiğini) yalanlıyorsunuz?!
62﴿ (Defterini sağ elinden alan diğer kullar için ise) bu ikisinden başka (ve onlardan daha aşağı mertebede bulunan gümüşten yapılma) iki cennet daha vardır.
63﴿ (Ey insanlar ve cinler!) Artık her ikiniz (de), Rabbinizin hangi nîmetlerini(n size O’nun tarafından verildiğini) yalanlıyorsunuz?!
64﴿ İkisi de siyaha çalacak derecede koyu yeşildir.
65﴿ (Ey insanlar ve cinler!) Artık her ikiniz (de), Rabbinizin hangi nîmetlerini(n size O’nun tarafından verildiğini) yalanlıyorsunuz?!
66﴿ O ikisinde (de suları) çokça fışkıran iki göze vardır.
67﴿ (Ey insanlar ve cinler!) Artık her ikiniz (de), Rabbinizin hangi nîmetlerini(n size O’nun tarafından verildiğini) yalanlıyorsunuz?!
سُورَةُ الرَّحْمٰنِ
الجزء ٢٧
٥٣٢
يُعْرَفُ الْمُجْرِمُونَ بِس۪يمٰيهُمْ فَيُؤْخَذُ بِالنَّوَاص۪ي وَالْاَقْدَامِۚ ﴿٤١
فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ﴿٤٢
هٰذِه۪ جَهَنَّمُ الَّت۪ي يُكَذِّبُ بِهَا الْمُجْرِمُونَۢ ﴿٤٣
يَطُوفُونَ بَيْنَهَا وَبَيْنَ حَم۪يمٍ اٰنٍۚ ﴿٤٤
فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ۟ ﴿٤٥
وَلِمَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّه۪ جَنَّتَانِۚ ﴿٤٦
فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِۙ ﴿٤٧
ذَوَاتَٓا اَفْنَانٍۚ ﴿٤٨
فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ﴿٤٩
ف۪يهِمَا عَيْنَانِ تَجْرِيَانِۚ ﴿٥٠
فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ﴿٥١
ف۪يهِمَا مِنْ كُلِّ فَاكِهَةٍ زَوْجَانِۚ ﴿٥٢
فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ﴿٥٣
مُتَّكِـ۪ٔينَ عَلٰى فُرُشٍ بَطَٓائِنُهَا مِنْ اِسْتَبْرَقٍۜ وَجَنَا الْجَنَّتَيْنِ دَانٍۚ ﴿٥٤
فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ﴿٥٥
ف۪يهِنَّ قَاصِرَاتُ الطَّرْفِۙ لَمْ يَطْمِثْهُنَّ اِنْسٌ قَبْلَهُمْ وَلَا جَٓانٌّۚ ﴿٥٦
فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِۚ ﴿٥٧
كَاَنَّهُنَّ الْيَاقُوتُ وَالْمَرْجَانُۚ ﴿٥٨
فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ﴿٥٩
هَلْ جَزَٓاءُ الْاِحْسَانِ اِلَّا الْاِحْسَانُۚ ﴿٦٠
فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ﴿٦١
وَمِنْ دُونِهِمَا جَنَّتَانِۚ ﴿٦٢
فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِۙ ﴿٦٣
مُدْهَٓامَّتَانِۚ ﴿٦٤
فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِۚ ﴿٦٥
ف۪يهِمَا عَيْنَانِ نَضَّاخَتَانِۚ ﴿٦٦
فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِۚ ﴿٦٧
Rahmân Sûresi
532
Cuz 27
يُعْرَفُ الْمُجْرِمُونَ بِس۪يمٰيهُمْ فَيُؤْخَذُ بِالنَّوَاص۪ي وَالْاَقْدَامِۚ ﴿٤١
41﴿ (Kabirden mahşere giderken müşriklere sorgu-suâl yapılmayacak.) Çünkü o (şirk suçunu işlemiş olan) mücrimler (mâvi göze siyah surat şeklindeki korkunç) sîmâlarıyla tanınacaktır da artık (onlar) perçemler(i) ve ayaklar(ı birleştirilip alın saçlarından ve ayaklarından) yakalana(rak yaka paça cehenneme atıla)caktır.
فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ﴿٤٢
42﴿ (Ey insanlar ve cinler!) Artık her ikiniz (de), Rabbinizin hangi nîmetlerini(n size O’nun tarafından verildiğini) yalanlıyorsunuz?!
هٰذِه۪ جَهَنَّمُ الَّت۪ي يُكَذِّبُ بِهَا الْمُجْرِمُونَۢ ﴿٤٣
43﴿ (Müşrikler ateşe atılırken onlara şöyle denilecek:) İşte bu (atılacağınız yer) o cehennemdir ki, o (şirk suçunu işlemiş olan) mücrimler onu yalanlıyordu.
يَطُوفُونَ بَيْنَهَا وَبَيْنَ حَم۪يمٍ اٰنٍۚ ﴿٤٤
44﴿ Onlar onun (ateş tabakalarıy)la, (yine onda bulunan ve harârette) nihâyete varmış kaynar bir su arasında sürekli dönüp dolaşacaklar. (Böylece onlar ateşte yakılırlarken su istedikleri zaman, eritilmiş tunç gibi olan fecî bir suya götürülecekler.)
فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ۟ ﴿٤٥
45﴿ (Ey insanlar ve cinler!) Artık her ikiniz (de), Rabbinizin hangi nîmetlerini(n size O’nun tarafından bahşedildiğini) yalanlıyorsunuz?!
وَلِمَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّه۪ جَنَّتَانِۚ ﴿٤٦
46﴿ Ama Rabbinin (kendisini durduracağı muhâsebe) makāmında (hesap vermekte)n korkmuş olan (ve bu nedenle farzları yerine getirip haramları terk eden mukarreb) kimseler için (altından mâmul) iki cennet vardır (ki onlardan biri îmânlarına mukābil, diğeri ise sâlih amellerine karşılık kendilerine verilecektir). Hadîs-i şerîflerde zikredildiğine göre; bu sûre-i celîlede takvâ sâhibi müminlere dört cennet vaad edilmiştir ki, bunlardan ikisi bu âyet-i kerîmede zikredilmiş olup onların kaplarının, çanaklarının, takılarının ve kendilerinde bulunan her şeyin altından olduğu açıklanmıştır. Yine bu sûrenin 62. âyet-i kerîmesinde zikredilen diğer iki cennetin ise bütün eşyâsının gümüşten olduğu bildirilmiştir. (el-Buhârî, rakam:4878, 6/145; Müslim, rakam:180, 1/163; et-Tirmizî, rakam:2528; İbnü Mâce, rakam:186; Ahmed ibnü Hanbel, el-Müsned, rakam:19682, 32/460)
فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِۙ ﴿٤٧
47﴿ (Ey insanlar ve cinler!) Artık her ikiniz (de), Rabbinizin hangi nîmetlerini(n size O’nun tarafından verildiğini) yalanlıyorsunuz?!
ذَوَاتَٓا اَفْنَانٍۚ ﴿٤٨
48﴿ (Rabbinden korkanlar için öyle iki cennet vardır ki) ikisi (de ağaçlardan, meyvelerden ve lezzetlerden) türlü türlü şeylere sâhip(dir). /(Gölge yapan ve meyve veren) ince ve yumuşak nice dallara sâhip (cennetlerdir)/.
فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ﴿٤٩
49﴿ (Ey insanlar ve cinler!) Artık her ikiniz (de), Rabbinizin hangi nîmetlerini(n size O’nun tarafından verildiğini) yalanlıyorsunuz?!
ف۪يهِمَا عَيْنَانِ تَجْرِيَانِۚ ﴿٥٠
50﴿ O (cennetlerin) ikisinde (de birinin adı Tesnîm, diğerinin ismi ise Selsebîl olan) iki göze bulunmaktadır ki (yukarı aşağı, istenilen tarafa doğru) ikisi (de) sürekli akmaktadır.
فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ﴿٥١
51﴿ (Ey insanlar ve cinler!) Artık her ikiniz (de), Rabbinizin hangi nîmetlerini(n size O’nun tarafından verildiğini) yalanlıyorsunuz?!
ف۪يهِمَا مِنْ كُلِّ فَاكِهَةٍ زَوْجَانِۚ ﴿٥٢
52﴿ O (cennetlerin) ikisinde her tür meyveden (dünyâda bilinen ve bilinmeyen) iki sınıf vardır.
فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ﴿٥٣
53﴿ (Ey insanlar ve cinler!) Artık her ikiniz (de), Rabbinizin hangi nîmetlerini(n size O’nun tarafından verildiğini) yalanlıyorsunuz?!
مُتَّكِـ۪ٔينَ عَلٰى فُرُشٍ بَطَٓائِنُهَا مِنْ اِسْتَبْرَقٍۜ وَجَنَا الْجَنَّتَيْنِ دَانٍۚ ﴿٥٤
54﴿ (Cennet ehli) astarları kalın ipekten olan çok değerli birtakım döşekler üzerine (kurulup onların üstünde bulunan yastıklara) yaslanan kimseler olarak (zevk-ü sefâya gark olacaklardır). İki cennetin meyveleri de (oturanın, hattâ yatanın bile kolayca uzanıp alacağı kadar) yakındır.
فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ﴿٥٥
55﴿ (Ey insanlar ve cinler!) Artık her ikiniz (de), Rabbinizin hangi nîmetlerini(n size O’nun tarafından verildiğini) yalanlıyorsunuz?!
ف۪يهِنَّ قَاصِرَاتُ الطَّرْفِۙ لَمْ يَطْمِثْهُنَّ اِنْسٌ قَبْلَهُمْ وَلَا جَٓانٌّۚ ﴿٥٦
56﴿ Onlar(ın bulundukları döşek ve yataklar)da, bakışları(nı sâdece eşlerine) tahsis eden kadınlar vardır ki, kendi (eş)lerinden önce hiçbir insan onlarla cimâ ederek bekâret(lerini) bozmamıştır, hiçbir cin de (onlara dokunur) olmamıştır.
فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِۚ ﴿٥٧
57﴿ (Ey insanlar ve cinler!) Artık her ikiniz (de), Rabbinizin hangi nîmetlerini(n size O’nun tarafından verildiğini) yalanlıyorsunuz?!
كَاَنَّهُنَّ الْيَاقُوتُ وَالْمَرْجَانُۚ ﴿٥٨
58﴿ Sanki onlar(ın yanakları ve ciltleri pembe) yâkuttur ve (parlak ve beyaz) mercandır.
فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ﴿٥٩
59﴿ (Ey insanlar ve cinler!) Artık her ikiniz (de), Rabbinizin hangi nîmetlerini(n size O’nun tarafından verildiğini) yalanlıyorsunuz?!
هَلْ جَزَٓاءُ الْاِحْسَانِ اِلَّا الْاِحْسَانُۚ ﴿٦٠
60﴿ Güzel amel işlemenin karşılığı ancak güzel mükâfat vermektir! (Bu nedenle îmân ve tevhîdin karşılığı ancak cennettir.)
فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ﴿٦١
61﴿ (Ey insanlar ve cinler!) Artık her ikiniz (de), Rabbinizin hangi nîmetlerini(n size O’nun tarafından verildiğini) yalanlıyorsunuz?!
وَمِنْ دُونِهِمَا جَنَّتَانِۚ ﴿٦٢
62﴿ (Defterini sağ elinden alan diğer kullar için ise) bu ikisinden başka (ve onlardan daha aşağı mertebede bulunan gümüşten yapılma) iki cennet daha vardır.
فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِۙ ﴿٦٣
63﴿ (Ey insanlar ve cinler!) Artık her ikiniz (de), Rabbinizin hangi nîmetlerini(n size O’nun tarafından verildiğini) yalanlıyorsunuz?!
مُدْهَٓامَّتَانِۚ ﴿٦٤
64﴿ İkisi de siyaha çalacak derecede koyu yeşildir.
فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِۚ ﴿٦٥
65﴿ (Ey insanlar ve cinler!) Artık her ikiniz (de), Rabbinizin hangi nîmetlerini(n size O’nun tarafından verildiğini) yalanlıyorsunuz?!
ف۪يهِمَا عَيْنَانِ نَضَّاخَتَانِۚ ﴿٦٦
66﴿ O ikisinde (de suları) çokça fışkıran iki göze vardır.
فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِۚ ﴿٦٧
67﴿ (Ey insanlar ve cinler!) Artık her ikiniz (de), Rabbinizin hangi nîmetlerini(n size O’nun tarafından verildiğini) yalanlıyorsunuz?!